İş dünyasının en büyük buluşma noktası olan LinkedIn, bugün bir milyarı aşkın kullanıcısıyla devasa bir profesyonel ağ haline geldi. Ancak bu devasa ekosistem sadece iş arayanların değil, siber saldırganların ve istihbarat ajanlarının da iştahını kabartıyor.
ESET siber güvenlik uzmanları, platformun sağladığı "güven" ortamının, aslında kullanıcıları savunmasız bırakan birer tuzağa dönüştüğü konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.
MI5'ten casusluk uyarısı: Hedefte siyasetçiler var
Geçtiğimiz günlerde İngiltere Güvenlik Servisi MI5, İngiliz parlamenterlere yönelik cüretkar bir casusluk planını deşifre etti. Sahte profiller üzerinden "içeriden bilgi" sızdırmaya çalışan ajanların varlığı, hükümetin casuslukla mücadele için 170 milyon sterlinlik dev bir bütçe ayırmasına yol açtı. Bu durum, LinkedIn’in artık sadece bireysel dolandırıcılıklar için değil, devlet destekli operasyonlar için de bir "av sahası" olarak kullanıldığını kanıtlıyor.
Platform neden bu kadar popüler bir hedef?
Saldırganların LinkedIn'i tercih etmesinin arkasında çok mantıklı sebepler yatıyor:
Zengin Bilgi Kaynağı: Şirket hiyerarşisinden tutun da devam eden projelere ve yeni işe giren personellere kadar her şey burada açık bir kitap gibi duruyor. Bu veriler, kişiye özel kurgulanan "oltama" saldırılarını çok daha inandırıcı kılıyor.
Geleneksel Güvenlik Duvarlarını Aşmak: Kurumsal e-posta sistemleri sıkı bir denetimden geçerken, LinkedIn üzerinden gelen mesajlar (InMail veya DM) doğrudan çalışana ulaşıyor. Şirketlerin BT departmanları bu yazışmalardan habersiz kaldığı için tehlike genellikle çok geç fark ediliyor.
Doğrudan Üst Düzey Erişim: Bir genel müdüre e-posta ile ulaşmak imkansız olabilir; ancak bir LinkedIn mesajını genellikle bizzat kendisi okuyor. Bu da siber suçlulara, şirketin en yetkili ismine doğrudan temas kurma fırsatı veriyor.
Sinsice yayılan tehlikeli yöntemler

Saldırganlar artık sadece sahte iş ilanlarıyla sınırlı kalmıyor. Yapay zeka teknolojilerini kullanarak yöneticilerin videolarından "deepfake" görüntüler oluşturuyor, bu sayede çalışanları finansal transferler için kandırıyorlar. Ayrıca, tedarikçi ağlarını inceleyerek zayıf halka üzerinden ana şirkete sızmayı amaçlayan "basamak taşı" saldırıları da giderek yaygınlaşıyor.
Dijital ağlarda kendinizi nasıl korursunuz?
LinkedIn gibi profesyonel bir ortamda bile herkese güvenmemek gerekiyor. İşte uzmanlardan birkaç kritik öneri:
Aşırı Paylaşımdan Kaçının: Üzerinde çalıştığınız projenin detaylarını veya iş arkadaşlarınızla olan hiyerarşinizi çok net bir şekilde paylaşmak, saldırganların eline koz veriyor.
Gelen Dosyalara Dikkat: "İş teklifi" adı altında gelen PDF dosyaları veya bağlantılar, bilgisayarınıza bilgi hırsızı yazılımlar bulaştırabilir.
İki Faktörlü Doğrulamayı Açın: Hesabınızın ele geçirilmesini önlemek için sadece şifreye güvenmeyin, mutlaka ek güvenlik katmanlarını etkinleştirin.
Sahte Profilleri Tanıyın: Çok az bağlantısı olan, profil resmi yapay zekayla üretilmiş gibi duran veya çok hızlı "özel teklifler" sunan kişilere karşı tetikte olun.
Günün sonunda, karşımızdaki kişi ne kadar saygın bir kariyere sahip görünürse görünsün, dijital dünyada hiçbir bağlantının göründüğü kadar masum olmayabileceğini unutmamak hayati önem taşıyor.