Rönesans’ın dahi ismi Leonardo da Vinci, ölümünden yüzyıllar sonra bile pek çok gizemle adından bahsettirmeye devam ediyor. Bilim dünyasında büyük heyecan yaratan son gelişmeye göre, araştırmacılar ilk kez bir çizim üzerinden ünlü sanatçının DNA’sına ulaşmış olabilir.
“Holy Child” (Kutsal Çocuk) isimli kırmızı tebeşir taslağından elde edilen genetik izler, Leonardo'nun dedesinin kuzenine ait 1400’lerden kalma bir mektuptaki verilerle çarpıcı benzerlikler taşıyor. Her iki örnekte de Toskana bölgesine özgü ortak bir ata soyuna işaret eden Y kromozomu dizilimlerine rastlanması, bilim insanlarını “da Vinci gen haritası” oluşturma yolunda oldukça iddialı bir noktaya taşıdı.
Ancak bu keşif, zorlu bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bazı sanat tarihçileri, söz konusu çizimin bizzat Leonardo’ya değil, onun öğrencilerinden birine ait olduğunu savunuyor. Başka deyişle, bulunan DNA’nın da Vinci’ye mi, bir öğrencisine mi yoksa yıllar boyunca bu esere dokunan küratörlere mi ait olduğu gibi pek çok soru bulunuyor. Yine de genetikçiler, babadan oğula neredeyse hiç değişmeden geçen Y kromozomu dizilimlerinin yakalanmış olmasını, büyük bulmacayı çözmek için harika bir başlangıç noktası olarak görüyor. 6 Ocak 2026’da yayımlanan bu bulgular, sanat eserlerinin orijinalliğini kanıtlamak ve hatta Leonardo’nun sıra dışı görsel yeteneğinin ardındaki biyolojik sırları keşfetmek açısından önemli.
DNA bulmacasında kalan eksik parçalar

Leonardo’nun genetik kodunu tam olarak kopyalamanın önünde hala aşılması zor engeller bulunuyor. Sanatçının Fransa’daki mezarı, Fransız Devrimi sırasında büyük zarar gördü ve kemikleri başka bir yere taşınırken diğerleriyle karıştı. Bu yüzden, yetkililer güvenilir bir karşılaştırma örneği bulunana kadar mezarın açılmasına izin vermiyor. Bilim insanları da çareyi, Leonardo’nun annesinin kayıp mezarını aramakta veya 1863'te bulunan ve sanatçının sakalından geldiği tahmin edilen bir saç tutamını incelemekte arıyor. Ayrıca, Floransa’daki aile mahzeninden alınan kemikler ve hala hayatta olan uzak akrabaların genetik örnekleri de bu dev araştırmanın birer parçası haline geldi.
Araştırmacıların en büyük umudu, üzerinde Leonardo’nun bizzat el yazısının bulunduğu belgelere ulaşmak. Özellikle 72 sayfalık “Codex Leicester” not defterindeki bir parmak izi, DNA özütlemek için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor. Özel bir pamuklu çubukla çizimlerin üzerinden nazikçe alınan örnekler, sadece da Vinci’nin değil, kökeni belirsiz pek çok sanat eserinin gerçekliğini belirlemek için yeni bir standart haline gelebilir.
Bilim insanları şimdi, bu son çalışmanın resmi makamları ikna etmesini ve daha fazla eserin incelenmesine izin verilmesini bekliyor.