Türkiye'nin uzay yolculuğunda bir devrin kapıları, TÜRKSAT 6A'nın tam kapasiteyle devreye girmesiyle aralandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yerli imkanlarla geliştirilen bu uydunun sadece bir teknoloji başarısı değil, aynı zamanda küresel bir imza olduğunu vurguladı.
21 Nisan 2025 tarihi itibarıyla "Uzay Vatan"daki nöbetine tam anlamıyla başlayan uydu, Türkiye’yi haberleşme uydusu tasarlayıp üreten dünyanın seçkin 11 ülkesinden biri konumuna getirdi. Yaklaşık 10 yıllık bir emeğin ürünü olan bu proje, 42 derece doğu yörüngesinde ülkemizin dijital gücünü temsil etmeyi sürdürüyor.
TÜRKSAT 6A, sadece yerli üretim olmasıyla değil, %80'i aşan yerlilik oranıyla dikkat çekiyor. TÜBİTAK UZAY, ASELSAN ve TUSAŞ gibi dev kurumların ortak imzasını taşıyan uydu, 84 farklı yerli ekipmanın entegrasyonuyla şekillendi. 2024 yılının ortalarında Amerika'dan uzaya gönderilen cihaz, kısa süre önce ilk test yayınlarını tamamlayarak operasyonel hale geldi. Bakan Uraloğlu, bu başarının ticari sonuçlarına da değindi. Dubai’deki CABSAT 2025 fuarında gerçekleşen ilk ihracat anlaşması, Türkiye'nin artık uydu hizmeti satan bir oyuncu olduğunu kanıtladı. Özellikle Hindistan'ın doğusuna kadar uzanan bu yeni kapsama alanı, TÜRKSAT'ın küresel pazardaki iştahını da artırdı.
Yayıncılıkta tarihi rekor ve gelecek vizyonu
Bugün gelinen noktada TÜRKSAT uyduları, dünya nüfusunun yarısından fazlasına, yani yaklaşık 5,5 milyar insana ulaşıyor. 110’dan fazla ülkede sinyalleri yakalanan uydu filosu, yayıncılık tarafında da altın çağını yaşıyor. Toplam TV kanalı sayısı 532'ye çıkarak son on yılın zirvesini gördü. Yabancı menşeli kanallardaki yüzde 50’lik artış ise Türkiye’nin bir çekim merkezine dönüştüğünün en somut kanıtı. Ancak hedefler burada bitmiyor. 2029 yılı için planlanan TÜRKSAT 7A projesiyle, 42 derece yörüngesindeki kapasitenin daha da esnek ve güçlü bir yapıya kavuşması hedefleniyor.