Fizik derslerinde yerçekimini genellikle sabit bir rakam olarak öğrensek de gerçek dünya bu kadar düzenli bir yapıya sahip değil. Elinizden düşen bir anahtarın her zaman yere doğru hareket ettiği gerçeği değişmese de; bu düşüşün hızı üzerinde durduğunuz toprağın derinliklerindeki kütle yoğunluğuna göre mikroskobik düzeyde değişiyor.
Gezegenimiz kusursuz bir bilye gibi pürüzsüz olmadığından, yerçekimi de bölgeden bölgeye farklılık gösteren, adeta dalgalı bir deniz gibi davranır. Modern bilim, hassas ölçümlerle bu görünmez haritayı çıkardığında karşımıza çıkan tablo, bizi Peru’nun karlı zirvelerinden Kanada’nın derin çukurlarına kadar uzanan şaşırtıcı bir yolculuğuna çıkarıyor.
Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü, merkezkaç kuvveti nedeniyle ekvator bölgesinin hafifçe dışarı doğru şişmesine yol açıyor. Bu geometrik bozukluk, yerçekimi kuvvetini de doğrudan etkileyen bir etken. Ekvatorda duran bir insan, gezegenin merkezindeki ana kütleden, kutuplarda duran birine göre daha uzaktadır. Mesafe arttıkça çekim gücü zayıfladığı için kutuplara gittikçe tartıdaki rakamların küçük bir miktar yükseldiğini görürsünüz. Bu durum sadece yükseklikle de sınırlı değil; yerkabuğunun altındaki devasa magma akıntıları ve yoğun metal yatakları, yerel çekim gücünü sürekli olarak yeniden şekillendirir.
Kanada’nın "hafiflik" gizemi
NASA’nın GRACE uyduları tarafından yapılan araştırmalar, Kanada’nın Hudson Körfezi bölgesinde yerçekiminin şaşırtıcı derecede düşük olduğunu kanıtladı. Bu durumun kökeni binlerce yıl öncesine, Son Buzul Çağı'na dayanıyor. Bölgeyi bir zamanlar kaplayan kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakaları, altındaki toprak kütlesini adeta ezip kenarlara doğru itti. Buzlar eriyip gitse de yerkabuğu henüz eski formuna tam olarak dönemediği için bölgedeki kütle yoğunluğu hala düşük kalmaya devam ediyor.
Benzer bir "zayıf çekim" alanı Porto Riko Çukuru’nda da gözlemleniyor ancak buradaki neden, okyanus tabanındaki kabuk kalınlığının düzensizliğinden kaynaklı.
Tartıda en düşük rakamı nerede görürsünüz?
Hafiflemek isteyenlerin aklına ilk olarak Everest gibi yüksek zirveler gelse de bilimsel veriler farklı bir adresi işaret ediyor. Yapılan hassas ölçümler sonucunda, Dünya üzerinde yerçekimi ivmesinin en düşük olduğu noktanın Peru’daki Nevado Huascarán Dağı olduğu saptandı. Dağın ekvatora yakın konumu, yüksekliği ve bölgedeki yerel kütle anomalileri birleşince ortaya saniyede 9,7639 metrelik bir ivme değeri çıkıyor. Bu fark her ne kadar günlük hayatta hissedilmese de, bilim dünyası için evrenin ne kadar düzensiz ve büyüleyici bir işleyişe sahip olduğunun en net kanıtlarından biri.