The Last of Us Part II Remastered inceleme

Oyun dünyasını 2’ye bölen yapım The Last of Us Part II, şimdi de Remastered olarak karşımızda! The Last of Us Part II’ye Dönüş Yok moduyla Roguelike temasını getiren TLOU: Part II Remastered’ı tüm detaylarıyla inceledik! İşte The Last of Us Part II Remastered hakkında bilmeniz gereken her şey!

The Last of Us Part II Remastered inceleme

The Last of Us’ın PlayStation platformunun bugüne kadarki en başarılı yapımları arasında başı çektiği su götürmez bir gerçek. Elbette bulunduğu konumda yalnız değil; ancak hikaye örgüsü bakımıyla ayrı bir yeri var The Last of Us’ın. Öyle ki, Part 2 ile oyun dünyasını ikiye ayırmayı başarmıştı. Eğer bugüne kadar bir şekilde bu değerli yapımı deneyimlemediysenız, kesinlikle edinmeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Peki, The Last of Us Part II’den 4 yıl sonra gelen The Last of Us Part II Remastered’ın olayı ne?

Elbette, orijinal oyuna göre birçok yenilik barındırıyor ve çeşitli ekstraları içeriyor. Bu yeni sürümde tabii ki ana hikayeyi tekrar oynayabiliyorsunuz ya da mevcut kaydınız varsa, direkt onu da çekebilirsiniz. Bu oldukça kolay. Eğer PlayStation Plus aboneliğiniz varsa çok daha kolay. Yapmanız gereken sadece PlayStation 4 sürümüne ait dosyalarınızı PlayStation 5’e buluttan indirmek. PlayStation Plus’ınız yoksa da, USB ile bu kayıt dosyalarınızı taşıyabilirsiniz.

The Last of Us Part II Remastered gelene kadar geçen 4 yıl süre içinde The Last of Us Part I ve Part II’yi farklı zamanlarda tekrar tekrar oynadık, yani The Last of Us Part II Remastered’a karşı antrenmanlıydık -ki yeni oyun bunu gerektiriyor. Zira The Last of Us Part II Remastered ile gelen “No Return” yani Dönüş Yok modu, Roguelike türünün güzel bir örneği. Bu mod, ana hikayeye herhangi bir katkı sağlamıyor, ancak hikaye boyunca yol aldığımız ve bol bol çatışmaya girdiğimiz bölümleri Roguelike temasıyla bir dizi halinde sıralı şekilde önümüze seriyor -ki eminiz oyunu oynayanların pek çoğu bu bölümleri daha çok gizlilik temasını kullanarak tamamlamışlardır. Dönüş Yok ile ise amansız bir mücadelenin ortasına düşüyoruz.

Dönüş Yok’ta 3 farklı seçenek yer alıyor. Standart Tur ile bir dizi rastgele çatışma karşılaşmasında savaşıyoruz ve sonunda boss ile kozlarımızı paylaşıyoruz. Bu süreçte ölürsek, pek tabii ki Roguelike kuralı gereği serüvene baştan başlıyoruz ve kazandığımız silahlar, eşyalar ve geliştirmeler sıfırlanıyor. Her turda da yeni bir rastgele harita oluşturuluyor. Özel Tur’da oyun modlarını, düşmanları, düzenleyicileri ve çok daha fazlasını kendimiz isteğe bağlı olarak değiştirebiliyoruz. Günlük Tur’da ise, 24 saat içinde tamamlamamız gereken bir maceraya yelken açıyoruz.

Roguelike benzeri bir hayatta kalma modu olan Dönüş Yok, oyuncuların kendi yollarını seçmelerine ve rastgele karşılaşmalar boyunca becerilerini test etmelerine olanak tanıyor. Dönüş Yok modunu Ellie, Abby, Dina, Jesse, Tommy, Joel, Lev, Yara, Mel ve Manny karakterleriyle oynayabiliyoruz, ancak oyunun başında Ellie ve Abby dışındakiler kilitli. Oynadıkça karakterlerin kilidini açabiliyoruz. Ellie ile 2 karşılaştırmayı tamamladığınızda Dina’yı, Abby ile 2 karşılaşmayı tamamlandığınızda da Lev’i açabiliyorsunuz. Süreç bu şekilde devam ediyor.

Her bir karakterin kendine has yetenekleri var. Mesela Ellie oyuna tabanca ile başlıyor, molotof yapımını biliyor, dengeli bir oyun tarzını benimsiyor ve yüzde 50’den fazla takviyeye sahip. Abby ise yakın dövüş avantajıyla oyuna başlarken, bu şekilde her öldürdüğü düşmanla sağlığını tazeleyebiliyor. Dina ise, geliştirme konusunda öne çıkarken, pek çok silah tarifine sahip.

Oyuna Sığınak’ta başlıyoruz ve her bir bölüm sonrasında yine buraya dönüyoruz. Sığınak’ta, topladığımız kaynaklarla yeni silahlar ve çeşitli malzemeler satın alıyor, silah geliştirmelerimizi yapıyoruz. Oyun zincirinde ölmediğiniz süre boyunca sorun yok, ölürseniz hepsi sıfırlanıyor.

Dönüş Yok’taki arenalar 4 farklı moddan oluşuyor. Assault, Hunted, Capture ve Holdout gibi ayrılan bu modlarda, gelen düşman dalgalarından sağ çıkmaya, verilen süre bitene kadar üzerinize gelen düşmanlara göz açtırmamaya, düşmanların koruduğu malzemeleri geçirmeye ve ekürinizi saldırıdan korumaya çalışıyorsunuz. Emin olun hangi zincir halkasını seçerseniz seçin, oyun ilerledikçe fazlasıyla zorlanacaksınız. Hem Hunter’larla hem Runner, Stalker ve pek tabii ki Clicker ve Bloater gibi enfektelerle bol bol sınanacaksınız. Özellikle Hunted bölümlerinde elinizin ayağınıza dolanacağını ve panik atağınızın tetikleneceğini garanti edebiliriz.

Roguelike türü pek çok oyuncuyu pes ettirmesi ile ünlüyken, Dönüş Yok ise bir sonraki döngüye daha fazla hırs ile oturmanıza sebep oluyor. Belki de The Last of Us’ın bizdeki yeri ayrı olduğundan bu böyle veya dövüş mekaniklerinin akıcılığı sebebiyle, emin değiliz. Ancak oynadığımız süre boyunca her bir karşılaşmada daha fazla keyif aldığımızın altını çizmemiz gerek. Öte yandan pek tabii ki bir de DualSense gerçeği var ki, serüven boyunca dokunsal geri bildirimin ve uyarlanabilir tetikleyicilerin tam olarak adapte edilmiş olması oyunun keyfini katlıyor.

Dönüş Yok modunun amacı elbette tüm haritaları hızlı ve kusursuz şekilde bitirmek. Buna göre bir skor ve ödül sistemi var. Ayrıca çeşitli “mücadeleler” ve “iddialar” ile de bu bölüm zenginleştirilmiş.

Bunun dışında The Last of Us Part II Remastered ile gelen bir diğer yenilik olarak Kayıp Bölümler ve Yönetmen Yorumları var. Kayıp Bölümler’de ana hikayeden çıkartılan 3 farklı bölümü oynayabiliyor ve oyunu geliştirenlerin yorumları ile bölümler hakkında daha fazla bilgi edinebiliyorsunuz. Bu eklemeleri özellikle oyunun fanlarının çok seveceğini düşünüyoruz.

Peki, başka neler var? Gitar modu! Evet, DualSense’i kullanarak çaldığımız gitar için bu oyuna özel bir mod eklenmiş. Ellie, Joel ve oyunun müziklerinin bestecisi Gustavo Santaolalla ile DualSense’in dokunmatik yüzeyini kullanarak gitarını tıngırdatabiliyorsunuz ki, bunun özellikle oyunu seven müzisyenler için heyecan verici olduğunu söylemek lazım. Bunların dışında oyunda yeni kıyafetler ve eklenen bir Speedrun modu da yer alıyor.

Pek tabii ki grafik tarafında da yenilikler bulunuyor. Oyunu, doğal 4K çözünürlükte oynayabiliyor, kalite ve performans modlarını seçebiliyorsunuz. Eklenen VRR desteği, desteklenen ekranlarla oynandığında oyuna farklı bir hava katacaktır. Bunların yanı sıra artırılmış doku çözünürlüğü, ayrıntı düzeyi, geliştirilmiş gölge kalitesi, animasyon örnekleme hızı gibi görselliğe katkıda bulunan birtakım noktalarda iyileştirmeler yapılmış. Ancak açıkçası The Last of Us Part II, daha önce oynadığımızda da o kadar iyi görünüyordu ki, Remastered ile aradaki farkı anlamakta güçlü çektiğimizi söyleyelim. Belki direkt olarak bir karşılaştırma yapmak gerekir, farkı ancak o şekilde anlayabiliriz gibi geliyor. Ancak bu haliyle her şeyiyle muazzam görünüyor; özellikle daha önce PS4 sürümünü oynadıysanız bir de bu yenilenmiş haliyle baştan oynamanızı öneririz.

Sonuç

Sonuç olarak The Last of Us Part II Remastered, TLOU’ya güzel bir final niteliği taşıyor. İlerleyen dönemlerde farklı eklemeler yapılır mı bilinmez elbette. Ha, bunun yanına bir de Co-op modu eklenseymiş daha da iyi olurmuş onu da söylemek lazım. Ancak eğer oyunun fanıysanız Dönüş Yok modunun kaçırılmaması gereken bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu arada elbette oyun Türkçe dil seçeneğiyle geliyor.

CHIP Notu: %95


KÜNYE

Yayıncı: Sony Interactive Entertainment
Geliştirici: Naughty Dog
Tür: Aksiyon
Platform: PS5
Web: store.playstation.com