Antibiyotik alabilmek için her dört kişiden biri yalan söylüyor
Antibiyotik yazdırmak için öksürük, ateş ve boğaz ağrısı gibi şikayetlerini abartan veya uyduran hastalar, çoğunlukla istedikleri reçeteye ulaştıklarını belirtiyor. ABD'deki iki araştırma, bu davranışın nedenlerini ve doktor-hasta ilişkisinde yarattığı riskleri inceledi.
ABD'de yapılan iki araştırma, antibiyotik reçetesi alabilmek için doktorlarına yanlış bilgi veren hastaların büyük bölümünün istedikleri ilaca ulaşabildiğini ortaya koydu. Utah Üniversitesi'nden Alistair Thorpe liderliğindeki araştırma ekibinin bulgularına göre, belirtilerini abarttığını veya gerçekte yaşamadığı şikayetleri anlattığını kabul eden yetişkinlerin yüzde 77'si antibiyotik reçetesi almayı başardı. Çocukları için aynı yönteme başvuran kişilerde ise bu oran yüzde 87'ye ulaştı.
JAMA Network Open dergisinde yayımlanan iki çalışma, hastaların yalnızca ne sıklıkla yalan söylediğini değil, bunu neden yaptıklarını ve hangi belirtileri değiştirdiklerini de inceledi. Sonuçların dikkat çekici tarafı, antibiyotik almak için anlatılan şikayetlerin çoğunun aslında bu ilaçlarla tedavi edilmeyen hastalıklarla ilişkili olması. Üstelik araştırmacılara göre sorun, gereksiz ilaç kullanımının ötesine geçerek doktorlarla hastalar arasındaki güven ilişkisini de etkiliyor.
Her dört kişiden biri antibiyotik almak için yalan söylemiş
Araştırma ekibi, internet üzerinden düzenlenen ankete katılan 1.371 kişinin yanıtlarını değerlendirdi. Geçerli ve eksiksiz kabul edilen 959 yanıtın 268'inde, yani yüzde 28'inde, daha önce antibiyotik reçetesi almak amacıyla belirtilerin yanlış aktarıldığı bildirildi. Bu kişilerden 108'i mevcut şikayetlerini abarttığını, 19'u hiç yaşamadığı belirtileri uydurduğunu, 141'i ise her iki yönteme de başvurduğunu söyledi.
Çocukların bakımından sorumlu 263 kişinin yanıtları ayrıca incelendiğinde benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Bu gruptaki 63 kişi, yani yüzde 27'si, çocuklarına antibiyotik yazdırabilmek için sağlık çalışanlarına yanlış bilgi verdiğini kabul etti.
Peki hastalar neden böyle bir yönteme başvuruyor? Yanıtlarda öne çıkan gerekçelerden biri, kişinin kendi hastalığını veya çocuğunun durumunu oldukça ciddi görmesi. Bazıları antibiyotiklerin iyileşmelerini sağlayacak tek seçenek olduğuna inanırken bazıları da işe veya okula daha hızlı dönebilmek için bu ilaçları almak istediğini belirtti.
Bir başka neden ise tedavi üzerindeki kontrolü kaybetmek istememek. Bazı katılımcılar kendi sağlık durumlarını doktordan daha iyi değerlendirebildiklerini düşünüyor veya hangi tedaviyi alacaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğine inanıyor.
Araştırmacılar, belirtilerini yanlış aktardığını söyleyen kişilerin genellikle daha genç olduğunu ve doktorların şikayetlerini yeterince ciddiye almadığını düşündüklerini de belirledi. Bu grupta antibiyotik direncini devletin korkutma amacıyla kullandığı bir söylem ya da ilaç şirketlerinin fiyatları yükseltmek için ortaya attığı bir bahane olarak görenlere daha sık rastlandı.
Ayrıca bu kişilerin daha fazla sağlık sorununa sahip olma, yalan söylemeyi kabul edilebilir bulma ve sağlıkla ilgili yazılı bilgileri anlamakta yardıma ihtiyaç duyma olasılıkları daha yüksekti. Buna karşılık, belirtilerini çarpıtmadığını bildiren katılımcılar antibiyotikler hakkında daha bilgiliydi ve bu ilaçları kullanmaya daha isteksizdi.
En sık uydurulan belirtiler soğuk algınlığıyla ilgili
Anketin en dikkat çekici bulgularından biri, hastaların antibiyotik alabilmek için hangi şikayetleri değiştirdiğiyle ilgiliydi. Yanlış bilgi verdiğini kabul edenlerin yüzde 65'i, ateş, öksürük ve boğaz ağrısı gibi soğuk algınlığı belirtilerini abarttığını veya uydurduğunu söyledi.
Diğer belirtiler arasında mide ve karın bölgesiyle ilgili şikayetler yüzde 49, eklem veya kas ağrıları yüzde 46, genel bir rahatsızlık hissi yüzde 37, gözle ilgili belirtiler yüzde 34, döküntüler ve diğer cilt sorunları yüzde 32,5, idrar yollarıyla ilgili şikayetler ise yüzde 31 oranında yer aldı. Katılımcıların bir bölümü hangi belirtiler konusunda yanlış bilgi verdiğini hatırlamadığını da belirtti.
Ancak burada önemli bir tıbbi ayrım söz konusu. Soğuk algınlığına bakteriler değil, virüsler neden oluyor. Antibiyotikler ise bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılıyor ve virüslere karşı etkili değil. Dolayısıyla öksürük, ateş veya boğaz ağrısını olduğundan ağır göstermek, tek başına antibiyotik kullanımını gerektiren bir durum oluşturmuyor.
Araştırmalara eşlik eden değerlendirme yazısını hazırlayan Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesi'nden Jeffrey Linder da bu noktaya dikkat çekti. Linder'a göre ankette sunulan sekiz belirti kategorisinden yalnızca idrar yollarıyla ilgili şikayetler antibiyotik reçetesi için açık bir gerekçe oluşturabilecek nitelikteydi.
Elbette solunum yolu şikayetlerinin arkasında bazı durumlarda bakteriyel enfeksiyonlar bulunabiliyor. Akut sinüzit, streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonu ve zatürre bunların arasında. Ancak Linder, bu hastalıkların teşhisinde belirli klinik ölçütlerin ve gerektiğinde testlerin kullanılması gerektiğini vurguladı. Başka bir deyişle, hastanın belirtilerini ağırlaştırarak anlatması tek başına antibiyotik reçetesi için yeterli bir neden değil.
Gereksiz antibiyotik kullanımının sağlık üzerindeki etkileri
Araştırmaların ortaya koyduğu tablo, antibiyotik direnciyle mücadele açısından da kaygı verici. Antibiyotiklerin gereksiz veya yanlış kullanımı, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesine ve dirençli enfeksiyonların yayılmasına katkıda bulunuyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) güncellenmiş antibiyotik direnci raporunda, ilaca dirençli bakteri ve mantarların ülkede her yıl yaklaşık 9,7 milyon enfeksiyona ve 50.800 ölüme neden olduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte Jeffrey Linder, tek bir hastanın tedavisi açısından daha doğrudan bir soruna odaklanıyor. Linder'a göre çoğu klinik durumda bireysel hasta açısından antibiyotik direnci gelişme olasılığından daha önemli olan soru, yazılan ilacın hastaya yarar mı yoksa zarar mı vereceği.
Gereksiz antibiyotik kullanımında bu sorunun yanıtı çoğu zaman olumsuz. Çünkü antibiyotik gerektirmeyen bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan ilaç, iyileşme açısından bir fayda sağlamazken çeşitli yan etkilere ve alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.
Üstelik antibiyotikler vücudun sağlıklı mikrobiyotasını da etkileyebiliyor. Yararlı mikroorganizmaların oluşturduğu dengenin bozulması, Clostridioides difficile gibi fırsatçı hastalık etkenlerinin çoğalmasına uygun koşullar yaratabiliyor. CDC de bu bakteriyi antibiyotik direnciyle ilgili ciddi tehditler arasında sınıflandırıyor.