Astronomide tesadüfen keşfedilen 10 büyük bilimsel dönüm noktası
Astronomide tesadüfen yapılan keşifler, evreni anlama biçimimizi kökten değiştirdi. Uranüs’ten karanlık enerjiye kadar bilim tarihine yön veren 10 beklenmedik uzay keşfi.
Gökbilimciler çoğu zaman evrende belirli bir hedefi incelemek için gözlem yapar. Ancak evrenin uçsuz bucaksız ve hâlâ tam olarak çözülememiş yapısı, zaman zaman kimsenin aramadığı keşiflerin ortaya çıkmasına yol açar.
Bu beklenmedik keşiflerin bir kısmı, planlanan çalışmalardan çok daha büyük bilimsel sonuçlar doğurmuştur. İşte astronomi tarihine yön veren, tamamen tesadüfen keşfedilmiş 10 önemli kozmik bulgu.
Uranüs’ün keşfi (1781)
1781 yılının baharında İngiliz astronom William Herschel, İkizler Takımyıldızı’nda yavaş hareket eden soluk bir cisim fark etti. O dönemde yıldız katalogları hazırlayan Herschel, bu nesnenin bir kuyruklu yıldız olduğunu düşündü.
Ancak yapılan ek gözlemler, cismin gökyüzünde düzenli bir yörünge izlediğini ortaya koydu. Finli-İsveçli astronom Anders Johan Lexell’in hesapladığı yörünge, bunun yeni bir gezegen olduğunu gösterdi. Böylece Uranüs, teleskopla keşfedilen ilk gezegen olarak kayıtlara geçti.
Ceres: önce gezegen, sonra asteroit, şimdi cüce gezegen (1801)
İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, yıldızların konumlarını haritalandırırken sürekli yer değiştiren sıra dışı bir “yıldız” tespit etti. İlk aşamada bu cismin de bir kuyruklu yıldız olduğu düşünüldü.
Daha sonra yapılan incelemeler, cismin Mars ile Jüpiter arasındaki bölgede dolandığını ortaya koydu. Önce gezegen olarak sınıflandırılan Ceres, uzun süre ilk asteroit olarak kabul edildi. 2006 yılında Pluto’nun statüsünün değişmesiyle birlikte Ceres, cüce gezegen kategorisine alındı.
Güneş patlamalarının fark edilmesi (1859)
1859 yılında İngiliz astronom Richard Carrington, Güneş lekelerini incelerken ani ve yoğun bir ışık parlamasına tanık oldu. O ana kadar tanımlanmamış olan bu olay, daha sonra bir güneş patlaması olarak sınıflandırıldı.
Bu patlama, Dünya’da şimdiye kadar kaydedilen en güçlü jeomanyetik fırtınaya yol açtı ve yıldızların yüksek enerjili patlamalar üretebildiğini ortaya koyarak yeni bir araştırma alanının kapısını araladı.