Dev ekranlar yokken onlar vardı: Gösterge panelini geleceğe taşıyan 5 efsane otomobil
Otomobil üreticilerinin konsolu devasa cam panellerle kaplama yarışı günden güne büyüyor. Ancak geçmişe baktığımızda sürücüye bilgi aktarmanın çok daha estetik ve havalı yolları bulunuyordu. İşte dijital çağa yön veren unutulmaz gösterge panelleri.
Otomobil üreticileri günümüzde devasa ekranları ön konsola sığdırmak için adeta birbiriyle yarışıyor. Konsolu kaplayan bu paneller teknolojik görünse de her zaman etkileyici bir estetik sunmayabiliyor. Oysa ekranların bu kadar ucuzlamadığı ve GPS teknolojisinin dahi bulunmadığı yıllarda durum çok farklıydı. Analog kadranların ötesine geçerek sürücüye bilgiyi tamamen özgün yollarla aktaran gösterge tasarımları, bir döneme damgasını vurmayı başardı. İşte bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi duran ve dijital çağa yön veren en havalı 5 gösterge tasarımı.
Aston Martin Lagonda Series 2 & Series 3
İngiliz üreticinin 1970'li yıllardaki en radikal hamlelerinden biri olan Lagonda, aynı zamanda markayı batmanın eşiğine getiren büyük bir ticari felaket olarak tarihe geçti. 1976'da ilk prototipi gösterilen V8 motorlu araç, keskin hatları ve saatte 238 kilometre hıza ulaşabilen yapısıyla büyük merak uyandırdı.
Sürücü koltuğuna geçenleri ise tam anlamıyla uzay çağı karşıladı. Tamamen dijital gösterge paneli, dokunmaya duyarlı tuşlar ve sade yüzeyler aracın iç mekanını bir uzay gemisine dönüştürdü. Series 3 versiyonunda kullanılan CRT (katot ışınlı tüp) ekranlar ise adeta bir savaş uçağı kokpitini andırıyordu. Ne var ki bu iddialı teknoloji dönemin çok ötesindeydi. Dokunmatik butonların ve dijital ekranların sık sık arızalanması otomobilin sonunu hazırladı.
Chevrolet Corvette C4
Amerikan ikonu Corvette, C4 nesliyle birlikte geçmişin kıvrımlı hatlarını bir kenara bırakıp daha köşeli ve kaslı bir tasarıma geçiş yaptı. Galvanizli çelik ve fiberglas gövde yapısıyla tamamen yenilenen araç, döneminin çok ötesinde teknik nitelikler taşıyordu.
Modelin iç mekanına adım atan sürücüler, kendilerini geleneksel bir spor otomobilden ziyade bir uzay aracının kontrol merkezinde hissetti. Dijital LCD hız göstergesi, gaza basıldığında yukarı doğru tırmanan ışıklı bir eğriyle hızı temsil ediyordu. Motorun güç eğrisini görselleştiren devir saati ve turuncu, yeşil, kırmızı renk paleti bu kokpiti unutulmaz kıldı.
Subaru XT Turbo
80'li yıllarda dijital döneme hızlı bir giriş yapan Subaru, XT Turbo modeliyle video oyunlarını aratmayan bir gösterge tasarımı sundu. Tasarımcılar, kadran alanına otomobilin dikiz aynasından bakan perspektif tabanlı üç boyutlu bir siluetini yerleştirdi. Sürücü gaza bastığında ekrandaki araç çizimi sanki uzaklara doğru hareket ediyordu.
Modelin bu sıra dışı havası kokpitin geneline de yansıdı. Joystick benzeri vites kolu ve direksiyonun hemen etrafına yerleştirilen kumanda düğmeleri jet uçağı atmosferini tamamladı. Piyasaya çıktığı dönemde 0.29 Cd sürtünme katsayısıyla Amerika'nın en rüzgar dostu otomobili olan araç, zayıf boxer motoruna rağmen gösterge paneliyle efsaneler arasına girdi.