Elektrik hakkında kimsenin bilmediği 5 büyük gerçek
Her gün elimizin altında olan ama aslında nasıl çalıştığını tam olarak kavrayamadığımız elektriğin dünyasına hoş geldiniz… Meşhur uçurtma deneyinin bir efsane olma ihtimalinden, yıldırımların ne kadar sıcak olabildiğine kadar pek çok çarpıcı bilgi, bildiğimiz tarihi yeniden sorgulatıyor.
Elektriği keşfettiğimiz günden beri hayatımızın kökten değiştiği bir gerçek; ancak her gün kullandığımız bu "mucizevi" gücün perde arkasında hala çoğumuzun bilmediği şaşırtıcı detaylar yatıyor. Bir prize telefonunuzu takarken ya da ışığı açarken hiç düşünmediğimiz o basit hareketin arkasında, bilim dünyasını bile hala hayrete düşüren bir karmaşa gizli.
İşte okul kitaplarında pek rastlayamayacağınız, elektriğe bakışınızı değiştirecek 5 ilginç gerçek…
Benjamin Franklin ve meşhur uçurtma deneyi aslında bir efsane mi?
Her çocuğa anlatılan meşhur hikayeyi bilirsiniz: Benjamin Franklin fırtınalı bir günde ucuna anahtar bağlı bir uçurtma uçurmuş ve yıldırım çarpınca elektriği keşfetmiş... Gerçek şu ki, insanlar elektriği Franklin doğmadan binlerce yıl önce de biliyordu. Statik elektriğe dair ilk kayıtlar M.Ö. 585 yılına, Yunan filozof Thales’e kadar uzanıyor. Ayrıca Franklin’in 1752’deki o tehlikeli deneyi gerçekten yapıp yapmadığına dair ciddi şüpheler var. Deneyi aylar sonra anlatması ve yeterince belgelememiş olması, tarihçiler arasında bunun gerçek bir olaydan ziyade bir teorik anlatım olabileceği tartışmasını başlattı.
Yıldırımlar güneşin yüzeyinden 5 kat daha sıcak hale geliyor
Dünyanın yaşanabilir "ılıman" kuşağında olduğumuzu düşünsek de, tepemizde patlayan yıldırımlar güneşin yüzey sıcaklığını gölgede bırakabiliyor. Güneşin dış yüzeyi yaklaşık 5 bin 500 derece civarındayken, bir yıldırım düştüğü anda çevresindeki havayı tam 27 bin dereceye kadar ısıtıyor. Hava çok kötü bir iletken olduğu için elektrik akımı geçerken müthiş bir dirençle karşılaşıyor ve bu da sıcaklığın inanılmaz seviyelere çıkmasına neden oluyor. Neyse ki bu devasa enerji anlık olduğu için uçaklara çarptığında bile çoğu zaman ciddi bir hasar vermeden geçip gidiyor.
Elektrik ışık hızına yaklaşıyor ama içindeki elektronlar kaplumbağa gibi
Elektriğin neredeyse ışık hızında, saniyede yaklaşık 270 bin kilometre hız ile hareket ettiğini biliyoruz; düğmeye bastığınız an ışığın yanması tesadüf değil. Ancak burada beyin yakan bir fizik kuralı var: Elektrik akımı bu hızla ilerlerken, kablonun içindeki tek bir elektronun hızı aslında bir salyangozdan bile daha yavaş olabiliyor. Elektrik akımı, elektronların kendisinin bir uçtan diğerine koşmasıyla değil, yarattıkları elektromanyetik alanın bir dalga gibi yayılmasıyla iletiliyor. Yani elektronlar yerinde sayarken, taşıdıkları enerji ışık hızıyla hedefe ulaşıyor.