Hepsi silinip gitti: iPhone kullanıcılarının özlediği özellikler
Apple bir zamanlar kullanıcıların hayatını kolaylaştıran teknolojileri neden tek tek çöpe attı? İşte 3D Touch'tan vazgeçilmez Touch ID'ye, Apple'ın tartışmalı kararlarının perde arkası ve hala "keşke olsaydı" dedirten o özelliklerin detayları.
Steve Jobs'un 2007 yılında Macworld Konferansı ve Fuarı'ndaki açılış konuşmasında tanıttığı günden bu yana Apple, akıllı telefonu iPhone'u geliştirmeye devam ediyor. Ama bu arada, yeni nesil cihazlar ve işletim sistemi iOS güncellendikçe, kullanıcılar bazı özelliklere veda etmek zorunda kalıyor. Apple; Face ID, AirDrop, FaceTime, Arkaya Dokunma gibi çok sevilen ve Mac ya da Apple Watch gibi diğer ürünlerle kusursuz entegrasyon sağlayan yenilikler sunuyor. Ancak şirket, bazı kullanıcıların vazgeçilmez gördüğü 3D Touch, Touch ID, kulaklık girişi ve Denetim Merkezi'nden Bluetooth ile Wi-Fi'ı tamamen kapatma yeteneği gibi özellikleri de zaman içinde cihazlardan kaldırdı.
Telefonların küçülmesi, teknolojinin ilerlemesi ve dijital güvenlik standartlarının değişmesi gibi etkenler, Apple'ı neyin dahil edilip neyin çıkarılacağı konusunda zorlu kararlar almaya zorladığı açık. Şirket, pil yüzdesi özelliğini kaldırdıktan sonra gelen yoğun tepkiler üzerine bu özelliği geri getirdiği gibi belki bir gün eskiyen bazı teknolojileri de yeniden canlandırabilir. İşte onlardan bazıları...
Ekran hassasiyetini değiştiren 3D Touch
Birçok forumda kullanıcıların en çok özlediği özelliklerin başında genellikle 3D Touch geliyor. iPhone 6s ile 2015 yılında hayatımıza giren bu kısa ömürlü teknoloji, 2018'de iPhone XR modeliyle birlikte kaldırıldı. Baskıya duyarlı hareketlere izin veren bu sistem sayesinde bir e-postaya, fotoğrafa veya bağlantıya sertçe bastırarak önizleme yapılabiliyordu. Netflix ve Google Chrome gibi bazı uygulamaların simgelerine sert basıldığında ise alt menüler açılıyordu. Bir Reddit kullanıcısı, birinci şahıs nişancı oyunlarında parmağını ekrandan kaldırmadan nişan alıp ateş etmeyi sağladığı için bu özelliği çok özlediğini ifade ediyor.
3D Touch özelliğinin emekliye ayrılması, Apple'ın baskıya duyarlı donanımı cihazlardan tamamen çıkardığı demek değil. Özelliğin muhtemelen popüler olmaması nedeniyle kaldırıldığı tahmin ediliyor. Bu teknolojinin yerine, uzun basışları titreşim geri bildirimiyle birleştiren yazılım tabanlı Haptic Touch çözümü kullanılıyor. Bu yeni sistem benzer bir deneyim sunarken, kullanımı ve uygulanması çok daha kolay bir yapı barındırıyor. Ancak Haptic Touch, sadece 3D Touch için özel olarak geliştirilen bazı oyunlarda çalışmıyor. Kullanıcılar ayrıca daha hızlı olduğu için de 3D Touch teknolojisini tercih ediyordu.
Ana Ekran tuşundan ekranın tamamına: Touch ID ve Face ID
iPhone modellerinde Ana Ekran tuşu bulunurken, dönemin en iyi biyometrik güvenlik özelliklerinden biri olan Touch ID kullanılıyordu. Ayarlar bölümünden parmak izi kaydedildikten sonra telefon kilidi açılabiliyor, giriş işlemleri onaylanabiliyor ve ödemeler güvenli bir şekilde gerçekleştiriliyordu. Parmak izi tarayıcısının yer aldığı Ana Ekran tuşuna dokunmak yeterli oluyordu. Ancak parmaklar ıslakken veya eldiven varken çalışmaması bu sistemin zayıf yönünü oluşturuyordu. Çerçevesiz ekran tasarımlarının başlaması ve iPhone X ile gelen köklü değişiklik, Touch ID'yi tamamen ortadan kaldırarak Face ID teknolojisini hayatımıza soktu.
Face ID, Touch ID ile yapılan hemen her şeyi yüz taraması yoluyla gerçekleştiriyor. Ön kamera yüzünüzü tarayarak kilitli içeriklere erişim sağlıyor. Bu sistem sıradan bir yüz tanıma teknolojisi olmanın ötesinde, TrueDepth kamera yardımıyla yüzün derinlemesine bir 3D haritasını çıkarıyor. Böylece farklı senaryolarda çalışan ve kolayca aldatılamayan güvenli bir kimlik doğrulama yöntemi sunuluyor. Birçok kullanıcı bu yeni sisteme alışırken, bazıları Touch ID'nin daha güvenilir olduğunu savunuyor. Ayrıca herkes yüz tarama verilerini paylaşmak istemeyebiliyor. Bu durumda parola kullanımı bir alternatif olsa da bu yöntem biyometrik doğrulamaya göre daha yavaş kalıyor ve tahmin edilebilme riski taşıyor.
Kablosuz geleceğe geçiş ve kulaklık girişi
iPhone 7 modelinden önce cihazlarda kablolu kulaklıkların bağlanabildiği 3.5 mm kulaklık girişi yer alıyordu. Bu girişin kaldırılmasıyla Apple, iPhone 7 ile birlikte AirPods modelini de tanıtarak kablosuz bir geleceğin kapılarını açtı. Ancak Bluetooth ses kalitesi, kablolu sesin sunduğu kaliteye tam olarak ulaşamıyor. Ortalama bir kullanıcının fark edemeyeceği bu detay, müzik tutkunları tarafından net bir şekilde bilindiği için kablolu kulaklıklar hala tercih ediliyor.
Apple, kulaklık girişini kaldırma nedeni olarak telefonun içinde daha fazla alan yaratma isteğini göstermişti. Bu konektör dışarıdan küçük görünse de içeride diğer özellikler için kullanılabilecek değerli bir alanı kaplıyordu. Girişin kaldırılması aynı zamanda telefonların suya karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağladı. Kullanıcılar günümüzde iPhone 14 ve daha eski modellerde Lightning-3.5 mm adaptörü, iPhone 15 ve daha yeni modellerde ise USB-C-3.5 mm adaptörü kullanarak kablolu kulaklıkları hala çalıştırabiliyor. Ancak bu durum yerleşik girişin pratikliğini bozuyor; adaptörlerin kolayca kaybolması, kulaklık takılıyken telefonun şarj edilememesi ve kablosuz cihazların sürekli şarj edilme gereksinimi gibi zorluklar yaratıyor.