Kıyamet senaryolarının yanlış anlaşılan kalesi: Svalbard
Popüler kültürde kıyamet sığınağı olarak ün kazanan Svalbard Küresel Tohum Deposu, aslında sadece tarımsal çeşitliliği korumak için tasarlanmış bir yedekleme sistemi. Bir felaket anında oraya ulaşmak hem imkansız hem de beklentileri karşılamaktan çok uzak bir çaba olabilir.
Kuzey Kutup Dairesi’nde, buzulların arasında devasa bir kasa bulunduğunu artık neredeyse herkes biliyor. Modern dünyanın en çok merak edilen yapılarından biri olan Svalbard Küresel Tohum Deposu, hakkında dolaşan efsanelerle adeta bir bilimkurgu filmi setini andırıyor.
Fakat gerçek, popüler kültürün sunduğu karanlık kıyamet senaryolarından oldukça farklı. Burası, felaket sonrası hayatta kalanların yağmalayacağı bir gıda marketi değil; aksine tarım dünyasının sigorta poliçesi olarak işlev görüyor.
Yaklaşık 1,4 milyona yakın farklı tohum örneği, yerin derinliklerinde eksi 18 derecede koruma altında. Bu numuneler, doğal afetler veya savaşlar yüzünden yerel gen bankalarının uğrayabileceği kayıplara karşı bir güvenlik ağı sunuyor. NordGen tarafından yönetilen sistem, aslında dünyadaki diğer tohum bankalarının yedeğini tutma prensibiyle çalışıyor. Dolayısıyla, bir gün dünyanın geri kalanı sessizliğe bürünürse, Svalbard'a ulaşıp kapıları zorlamak beklenen sonucu vermeyecek.
Depodaki tohumlar üzerinde mülkiyet hakkı, onları oraya emanet eden kurumlara ait. Yani depo yönetimi, kimin tohumlarını geri alabileceği konusunda katı kurallar uyguluyor. 2015 yılında Suriye'deki çatışmalar nedeniyle ICARDA'nın kendi tohumlarını geri çekmesi, bu sistemin nasıl bir amaçla kullanıldığının en net kanıtı. Tesisin asıl işlevi, yerel düzeyde yok olma tehlikesi yaşayan ürün çeşitliliğini geleceğe taşımak.