Telefonların su geçirmezlik vaadi neden gerçeği yansıtmıyor?
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte akıllı telefonların suya dayanıklılık özellikleri yeniden gündeme geldi. Kutulardaki yüksek koruma etiketlerine güvenip cihazını suya sokan kullanıcıları büyük bir risk bekliyor. Üreticiler sıvı temasından doğan hasarları garanti dışı bırakabiliyor.
Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte birçok kişi akıllı telefonunu deniz kenarında veya havuz başında rahatça kullanabileceğini düşünüyor. Son yıllarda amiral gemisi olarak nitelendirilen üst segment cihazların kutularında ve tanıtım broşürlerinde IP68 gibi dayanıklılık sertifikaları gururla sergileniyor.
Ne var ki bu etiketlerin arkasında kullanıcıların çoğunlukla gözden kaçırdığı teknik sınırlar gizli. Tüketiciler cihazlarının suya karşı tamamen dayanıklı olduğuna inansa da durum tam anlamıyla sanıldığı gibi değil. Hatta üretici firmaların büyük bir bölümü, sıvı teması sonucu arızalanan telefonları ücretsiz tamir etmeyi reddederek doğrudan garanti kapsamı dışında tutuyor. Böyle bir durumda kullanıcılar oldukça yüksek tamir faturalarıyla baş başa kalıyor.
Test merkezindeki durgun tatlı su ile deniz suyu bir değil
Peki pazarlanan bu yüksek koruma standartları gerçek hayatta neden çöküyor? Cevap, derecelendirme testlerinin yapıldığı ortam şartlarında gizli. Uluslararası Elektroteknik Komisyonu tarafından belirlenen standartlarda ilk rakam cihazın toza karşı direncini, ikinci rakam ise sıvılara karşı mukavemetini ölçüyor. Örneğin IP68 için toz direnci 6, su direnci ise 8 olarak kabul ediliyor. Laboratuvarda yapılan denemeler sırasında cihazlar dereceye göre belirli süreler boyunca tamamen durgun, kimyasallardan arındırılmış ve oda sıcaklığındaki tatlı suya daldırılıyor. Oysa gerçek yaşamda karşılaşılan koşullar bu steril ortama hiç benzemiyor.
Deniz suyunda bulunan yüksek tuz oranı, cihazın yalıtım contalarını hızla aşındırıyor. Havuz suyundaki klor ve diğer dezenfektanlar ise koruma kalkanını kısa sürede tahrip etme potansiyelne sahip. Dalgalı bir denizde ya da hareketli bir havuzda oluşan ani su basıncı, testlerin yapıldığı durgun sudan çok daha yıkıcı bir etki yaratıyor. Tüm bunlara ek olarak, telefonun geçmişte aldığı ufak bir darbe veya düşme nedeniyle kasasında oluşan mikroskobik çatlaklar gözle görülmese bile suyun içeri sızmasını kolaylaştırıyor.