Telefonu uçak modunda şarj etmek gerçekten işe yarıyor mu?
Akıllı telefonları şarj ederken uçak modunu açmanın dolum süresini kısalttığına dair yaygın bir inanış bulunuyor. Yapılan testler bu yöntemin bataryaya olan gerçek etkisini ve birkaç dakika için iletişimi kesmeye değip değmeyeceğini net şekilde ortaya koydu.
Günümüz akıllı telefonlarının batarya ömrü geçmişe kıyasla belirgin şekilde gelişti. Yine de pek çok kullanıcı, cihazını çok daha hızlı şarj edebilmenin pratik yollarını arıyor. Kablolu veya kablosuz hızlı şarj teknolojileri yaygınlaşsa da özellikle zamanın kısıtlı olduğu anlarda şehir efsanesini andıran bazı yöntemler mevcut. Bunların başında ise şarj esnasında cihazı uçak moduna almak geliyor. Peki, bu basit hamle gerçekten gözle görülür bir fark yaratıyor mu?
Sorusunun kısa yanıtı evet; telefonu uçak moduna getirmek şarj sürecini bir miktar hızlandırıyor. Ancak elde edilen kazanım zannedildiği kadar büyük değil. Birkaç dakikalık zaman tasarrufu uğruna cihazın dış dünyayla olan tüm bağlantısını kesmek, pek çok kullanıcı için pratik bir çözüm olmaktan oldukça uzak.
Uçak modu arka planda neleri kapatıyor?
Temel olarak uçuş esnasında havacılık kurallarına uymak adına geliştirilen bu özellik, cihazın hücresel ağ, Wi-Fi ve Bluetooth gibi tüm kablosuz veri iletimlerini geçici olarak durduruyor. Bağlantı arayüzleri devre dışı kaldığı için arka plandaki bildirim trafiği ve veri senkronizasyonu da tamamen kesiliyor. Telefon, baz istasyonlarıyla sürekli iletişim kurmak için güç harcamayı bıraktığından batarya üzerindeki yük hafifliyor.
Fakat yapılan teknik testler, uçak modunun şarj süresine katkısının yalnızca 4 ila 11 dakika arasında kaldığını gösteriyor. Hem eski hem de yeni nesil verimli cihazlarda durum değişmiyor. Dolayısıyla dakikaların kritik önem taşıdığı anlar haricinde, telefonu tamamen işlevsiz kılmaya değecek bir fark söz konusu değil.