Toyota'nın birbirinden tuhaf 5 konsept otomobili
Toyota bugün Corolla, RAV4 ve Hilux gibi günlük kullanıma uygun modelleriyle tanınıyor. Ancak şirketin geçmişinde tek kişilik elektrikli araçlardan 8 metrelik pickup-limuzinlere kadar birbirinden sıra dışı konseptler de bulunuyor.
Toyota, dünyanın en çok otomobil satan üreticilerinden biri olarak genellikle Camry, RAV4, Corolla ve Hilux gibi pratik modelleriyle tanınıyor. Şirketin güvenilirlik, düşük tüketim ve günlük kullanıma uygunlukla özdeşleşen bir imajı var.
Ancak Toyota'nın yaklaşık bir asırlık otomotiv geçmişine bakıldığında ortaya çok farklı bir tablo da çıkıyor. Şirket, seri üretime geçmesi pek mümkün görünmeyen, alışılmışın dışında tasarımlara ve kullanım fikirlerine sahip çok sayıda konsept otomobil de geliştirdi. Bazıları yeni yakıt ve güç aktarma teknolojilerini denedi, bazıları mevcut modelleri bambaşka amaçlara uyarladı. Bazıları ise yalnızca farklı bir fikir ortaya koymak için tasarlandı. İşte Toyota'nın konsept otomobil tarihinde öne çıkan en sıra dışı beş örnek.
CS&S
Toyota'nın 1997'de Japonya'da, 2000'de ise Kuzey Amerika'da satışa sunduğu Prius, hibrit teknolojisinin en bilinen örneklerinden biri haline geldi. Ancak şirket, hibrit otomobiller henüz yeni yeni yaygınlaşırken 2003 Frankfurt Otomobil Fuarı'nda çok daha farklı bir hibrit konsepti sergiledi. CS&S, 1,5 litrelik benzinli motorun arka tekerleklere, elektrik motorunun ise ön tekerleklere güç verdiği üstü açık bir roadster olarak tasarlanmıştı.
Otomobilin tasarımı uzay çağı ile Art Deco arasında bir yerde duruyordu. Fakat dış görünüş kadar kabindeki teknolojiler de sıra dışıydı. Bilgi-eğlence ve klima sistemleri için holografik kontroller kullanılması planlanırken, bölme şeklindeki koltuklar öne katlanarak direksiyonun üzerini kapatabiliyordu. Toyota ayrıca otomobile internet bağlantısı eklemeyi planlamıştı. Bu fikir, akıllı telefonların hayatımıza girmesinden birkaç yıl önce sürücünün dikkatini dağıtabilecek yeni bir alan yaratıyordu.
CS&S dikkat çekici görünse de son derece alçak gövdesi gerçek hayatta ciddi kullanım sorunlarına yol açabilirdi. Toyota aracın yerden yüksekliğine ilişkin resmi bir değer açıklamadı ve konsept hiçbir zaman seri üretime geçmedi.
PM Concept
Toyota'nın 2003'te Tokyo Otomobil Fuarı'nda sergilediği PM Concept, otomobil fikrini neredeyse tamamen yeniden yorumlayan tek kişilik bir elektrikli araçtı. Aracın sürücüsü, dört ayrı tekerlek bölümünden ayrılmış yumurta biçimli bir kabinin içinde oturuyordu. Bu kabin, hız ve sürüş koşullarına bağlı olarak yukarı veya aşağı hareket edebiliyordu.
Arka bölüme yerleştirilen elektrik motoru, Toyota'nın "grip-type drive controller" olarak adlandırdığı bir kumanda üzerinden yönetiliyordu. Bu sistem direksiyon, hızlanma ve frenleme işlevlerini tek bir kontrol ünitesinde topluyordu.
Tekerleklerin birbirinden bağımsız hareket edebilmesi, PM'nin kendi çevresinde dönmesine de imkan sağlıyordu. Antenleri andıran far kolları ve 3D holografik gösterge ise konseptin görünümünü daha da sıra dışı hale getiriyordu.
PM'nin bilgisayar sistemi diğer araçlarla iletişim kurabilecek şekilde tasarlanmıştı. Toyota bu özelliği, sürücülerin bir araya gelerek konvoy oluşturması ve diğer araçları favori mağaza ya da restoranlara yönlendirmesi için kullanmayı planlıyordu. Fikir kağıt üzerinde ilginç görünse de başka bir sürücünün tercihine göre aracınızın beklenmedik bir şekilde farklı bir mağazaya veya kafeye yönelmesi, günlük kullanım açısından pek de cazip görünmüyor.
FJ Bruiser
Toyota'nın FJ Cruiser modelinde kullandığı FJ ismi bile bazı geleneksel Toyota hayranları için tartışmalıydı. Ancak 2015 SEMA etkinliğinde sergilenen FJ Bruiser, bu ismi çok daha farklı bir seviyeye taşıdı. Araç, klasik FJ45 Land Cruiser'ın keskin hatlarını taşıyordu. Fakat kaputun altında Toyota'nın NASCAR yarış araçlarında kullandığı 358 kübik inçlik V8 motorun özel olarak uyarlanmış bir versiyonu bulunuyordu.
FJ Bruiser'ın şanzıman kutusunda dört adet 2WD ve dört adet 4WD vites oranı yer alıyordu. Bu sistem aracın yaklaşık 12 mil/saat hızla ilerleyebilmesine veya motor 7.000 devirde çalışırken 165 mil/saat hıza ulaşabilmesine imkan verecek şekilde tasarlanmıştı. Üstelik araçta 42 inçlik lastikler ve tam bir takla kafesi bulunuyordu. Toyota da konseptin standart bir üretim aracı olmadığını, özel parçalar içerdiğini ve performans ile güvenliği olumsuz etkileyebileceğini, hatta yasal olarak yollarda kullanılamayabileceğini açıkça belirtti.