11:11 bilmecesi: Yeni bir şeyi öğrenince, neden onu her yerde görmeye başlıyoruz?

Yeni öğrendiğiniz bir kelimeyi ya da markayı birkaç saat içinde her yerde görmeye başladığınız oldu mu? Bu bir tesadüf değil; beynin sizi kandırdığı klasik bir algı yanılsaması.

11:11 bilmecesi: Yeni bir şeyi öğrenince, neden onu her yerde görmeye başlıyoruz?

Beyniniz, biz farkında olmadan sürekli seçim yapıyor. Gün içinde gözünüzün önünden geçen binlerce bilgiden yalnızca bir kısmını hafızaya kaydediyor, geri kalanını sessizce siliyor. Bu filtreleme mekanizması çoğu zaman işe yarıyor; ama zaman zaman gerçeklikle aranıza giriyor.

Psikolojide "Baader-Meinhof Fenomeni" ya da "Sıklık İllüzyonu" adıyla bilinen yanılsama, tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Adını 1970'lerin Alman terör örgütü Baader-Meinhof Grubu'ndan alan bu ilginç kavramın hikayesi, 1994 yılında Minnesota'da bir okuyucunun gazeteye yazdığı mektupla başladı. Terry Mullen, bir arkadaşıyla sohbette yıllarca adını duymadığı bu gruptan söz ettiğini, ertesi gün arkadaşının aynı örgütle ilgili bir habere rastladığını anlattı. Oradan sonrası zaten tahmin edilebilir: İkisi de o ismi her yerde görmeye başladı. Gazeteye benzer mektuplar yağmaya başlayınca fenomenin de adı konmuş oldu.

11:11 bir işaret mi, yoksa beynin oyunu mu?

"Yine tam 11:11'e denk geldim" diyenleri hepimiz tanıyoruz. Oysa gün içinde saate onlarca kez bakılıyor; 09:41'de, 14:23'te, 18:05'te... Beyin bu sıradan anları hafızaya almıyor. Ama 11:11'i "öncelikli bilgi" olarak işaretlemişse, her görüldüğünde alarm çalıyor. Sonuç şu: Diğer tüm dakikaları görmezden gelip yalnızca o ana odaklandığınız için, o saati çok daha sık gördüğünüzü sanıyorsunuz.

Dilbilimci Thomas Grano 2005'te benzer bir yanılsamayı akademik alanda belgeledi. Stanford'da gençlerin konuşma alışkanlıklarını araştıran bir ekip, öğrencilerin belirli kelimeleri "neredeyse her saniye" kullandığını öne sürdü. Konuşmalar kelime kelime yazıya dökülünce tablo değişti; söz konusu kelimeler aslında çok nadir geçiyordu. Araştırmacılar da o kelimelere o kadar odaklanmıştı ki, her duyduklarında dikkatlerini çekmiş; çekmedikleri onlarca anı ise hiç kaydetmemişlerdi.

Japonya'daki "Mariko Aoki Fenomeni" de aynı mekanizmanın farklı bir yüzü. Kitapçıya girince tuvalet ihtiyacı hissedilmesini tanımlayan bu kavram, Mariko Aoki adlı birinin deneyimini bir dergide paylaşmasıyla yayıldı. Yazıyı okuyanlar kitapçıya her girişte bedenlerini dinlemeye başladı; normal günleri unutup yalnızca o hissin belirdiği anları büyüttü. Dünya değişmemişti, yalnızca beyin neyi arayacağını öğrenmişti.