2.900 kilometre derinde şaşırtan keşif: 6 yeni yapı ortaya çıktı

Çinli bilim insanları, son 35 yılda kaydedilen 2 milyondan fazla deprem verisini makine öğrenimiyle inceleyerek çekirdek-manto sınırında daha önce belgelenmemiş 6 büyük yapı tespit etti. Oluşumların içeriği henüz bilinmiyor.

2.900 kilometre derinde şaşırtan keşif: 6 yeni yapı ortaya çıktı

Dünya'nın yüzlerce, hatta binlerce kilometre altında neler yaşandığını doğrudan görmek mümkün değil. Buna rağmen bu bölgelerdeki hareketler, yüzeyde meydana gelen depremler, tsunamiler ve volkanik patlamalar üzerinde önemli bir etkiye sahip. Çinli araştırmacıların gerçekleştirdiği yeni çalışma ise gezegenin en ulaşılmaz bölgelerinden birinde daha önce bilinmeyen altı büyük yapıyı ortaya çıkardı.

Söz konusu yapılar, yaklaşık 2.900 kilometre derinlikte bulunan çekirdek-manto sınırında yer alıyor. Dünya'nın katmanları arasında yer kabuğu, yarı katı kayalardan oluşan manto ve merkezdeki akışkan demir çekirdek bulunuyor. Çekirdek ile mantonun buluştuğu bu sınırdaki hareketlerin anlaşılması, gezegenin yüzeyindeki süreçlerin çözülebilmesi açısından önem taşıyor.

Araştırmacılar bu kadar derine ulaşamadıkları için çalışmalarını sismik dalgalar üzerinden yürüttü. İnsanlığın yer altına ulaşabildiği en derin nokta olan Kola Derin Sondajı, 12 bin 263 metreye kadar inse de bu mesafe bile yer kabuğunun yalnızca yaklaşık üçte birine denk geliyor. Bu nedenle çekirdek-manto sınırının incelenmesinde depremlerin oluşturduğu dalgalar önemli bir araç haline geliyor. Uzmanlar, son 35 yılda kaydedilmiş 2 milyondan fazla deprem verisini makine öğrenimi modelleriyle analiz etti.

Çalışma sırasında çekirdek-manto sınırındaki sapmaların etkisiyle oluşan ve PKP öncülleri olarak adlandırılan 175 bin özel sismik sinyal tespit edildi. Bu sinyallerin incelenmesi, sınır bölgesinin daha önce düşünülenden çok daha karmaşık bir yapıya sahip olabileceğini gösterdi.

Tek tek parçalar yerine geniş bantlar bulundu

Elde edilen sonuçlar, çekirdek ile manto arasındaki düzensizliklerin yalnızca birbirinden bağımsız küçük parçalar halinde bulunmadığına işaret ediyor. Araştırmacılar, sismik dalgaların bu sınır bölgesindeki hareketlerini inceleyerek geniş bantlar halinde uzanan yapılar belirledi. Toplam altı büyük odak alanı, bu yöntem sayesinde ilk kez belgelenmiş oldu. Ancak araştırmacılar bu yapıların tam olarak hangi maddelerden oluştuğunu henüz belirleyebilmiş değil.

Bu yapıların sismik dalgaların Dünya içerisindeki yayılımını nasıl değiştirdiğinin daha iyi anlaşılması, araştırmanın sonraki aşamalarında önem kazanacak. Derinlerdeki bu oluşumların yüzeydeki jeolojik olaylarla bağlantısının çözülmesi, gelecekte volkanik faaliyetler ve yıkıcı depremler konusunda daha isabetli tahminler yapılmasına katkı sağlayabilir.