Teknolojik imkanlara bütçeyi sarsmadan ulaşabilmek, modern dünyada sıradan bir durum halini aldı. Cebimizdeki cihazların sunduğu devasa konforu çoğunlukla kanıksıyoruz. Oysa tüketici elektroniğinin emekleme dönemi, günümüz standartlarıyla kıyaslanamayacak kadar büyük ekonomik fedakarlıklar gerektiriyordu. Özellikle 1980'li yıllarda prestij ve güç sembolü olarak görülen teknolojik ürünler, bugünün satın alma gücüne uyarlandığında dudak uçuklatan cinsten bir maliyet tablosu ortaya koyuyor.
Görsel teknolojilerin gelişim sürecini anlamak adına ekran fiyatlarına bakmak mantıklı bir başlangıç olabilir. Dönemin popüler ekran teknolojilerinden 27 inç boyutundaki Sony Trinitron, piyasaya çıktığı yıllarda 850 dolarlık bir etiket taşıyordu. Bu rakam ilk bakışta makul görünebilir. Enflasyon hesabı katılarak bugünün finansal şartlarına uyarlandığında ise karşımıza yaklaşık 2 bin 500 dolarlık bir meblağ çıkıyor. Ev sinema sistemleri için bu bütçeler bugün de gözden çıkarılabiliyor fakat mobil tarafta işler tamamen mantık sınırlarının ötesinde.
İletişim tarihinin ilk taşınabilir telefonu olan ve tasarımı nedeniyle "Tuğla" olarak adlandırılan Motorola DynaTAC 8000X, 1984 yılında tam 3 bin 995 dolardan satılıyordu. Günümüz ekonomisine endekslendiğinde bu tutar, tek bir telefon için tam 12 bin 804 dolar ödemek anlamına geliyor.
Mesele sadece bu devasa cihazı satın almakla da bitmiyordu. Telefonu şebekeye bağlı tutabilmek adına aylık 50 dolar sabit hat ücreti ödeniyordu ki bu da bugünün parasıyla 160 dolara denk geliyordu. Üzerine eklenen dakika başı konuşma ücretleri, faturaları kabartmaya yetiyordu. On saatlik şarj süresine karşılık sadece 30 dakikalık konuşma süresi sunan bu hantal teknoloji, günümüzde koleksiyoncuların elinde 18 bin dolara alıcı bulabiliyor.
Kitlesel üretime geçiş ve amiral gemisi fiyatlarının doğuşu
İlk yıllarda yüksek üretim maliyetleri ve kısıtlı kullanıcı sayısı nedeniyle fiyatları aşağı çekmek imkansızdı. Mikroçipler küçüldükçe ve hücresel ağlar dünyaya yayıldıkça maliyetler de hızla geriledi. Motorola, ilk modelden beş yıl sonra MicroTAC modelini 2 bin 995 dolara sunarak indirim trendini başlattı. 1994 yılına gelindiğinde, akıllı cihazların öncüsü kabul edilen IBM Simon, bugünün parasıyla 2 bin 900 dolara kadar inerek modern amiral gemisi seviyelerine yaklaştı.
2000'li yılların ortasında ise cep telefonları lüks olmaktan tamamen çıktı. Motorola RAZR V3 gibi kameralı ve şık modeller geniş kitlelerin erişimine sunuldu. Bu hızlı ucuzlama eğiliminin bir sonucu olarak, 2007 yılında ilk iPhone modeli çıktığında fiyat etiketi sadece 499 dolardı. Bu tutar, bugünün parasıyla yaklaşık 1 bin 600 dolara tekabül ediyor. Günümüzde üst segment cihazların pahalılığından yakınırken, geçmişte sadece yarım saatlik bir görüşme için servet ödenen o dönemi hatırlamak, kat edilen mesafeyi net biçimde gösteriyor.