Uzay keşiflerinde elli yılı aşkın süredir beklenen o tarihi an nihayet geldi. Her şey planlandığı gibi giderse, birkaç saat sonra Artemis II görevi Ay'a doğru yola çıkacak. Toplamda 10 gün sürecek bu heyecan verici yolculukta mürettebat, uydumuzun çevresini turlayarak derin uzayın gizemli noktalarına tanıklık edecek.
NASA astronotları Reid Wiseman, Victor Glover ve Christina Koch ile Kanada Uzay Ajansı’ndan Jeremy Hansen, 1974’teki Apollo 17’den bu yana derin uzaya giden ilk insanlar olarak tarihe geçecek. Bu görev, kapsayıcılık açısından da ilklere sahne oluyor; Koch derin uzaya giden ilk kadın, Glover ise ilk siyahi kişi ünvanını alıyor.
Peki, Apollo 17 ile Artemis II görevi arasındaki farklar neler? Geride kalan onlarca yılda uzay yolculukları açısından neler değişti? Gelin birlikte göz atalım...
Konfor ve güvenlikte yeni standartlar
Apollo programının sona ermesinden bu yana geçen yarım asırda teknoloji bambaşka bir çehreye büründü. Artemis II’nin Orion kapsülü ile eski sistemler arasındaki fark o kadar büyük ki, astronotlar artık çok daha donanımlı ve güvenli bir ortamda seyahat ediyor. Tasarımda her gramın hesabı yapılsa da Orion, Apollo’nun 6,2 metreküplük hacmine kıyasla yaklaşık 9 metreküplük bir alan sunuyor. Yer çekimsiz ortamda her köşenin kullanılabilir olması, dört kişilik mürettebatın hareket kabiliyetini artırıyor. Ayrıca koltuklar ve kıyafetler katlanabildiği için içeride geniş bir alan açmak mümkün.
Yeni kapsül, önceki görevlerde olmayan pek çok yenilik barındırıyor. Orion bünyesinde yemek hazırlamak için özel bir mutfak bölümü ve kas kaybını önleyecek egzersiz alanı bulunuyor. Kabin tasarımı; kokuları ve gürültüyü perdeleyerek astronotlara ihtiyaç duydukları mahremiyeti sağlıyor. En dikkat çekici değişimlerden biri de gelişmiş atık yönetim sistemi. Apollo döneminde yaşanan hijyen sorunları, Orion’un modern teknolojisiyle tarihe karışmış durumda.
Bilgisayar gücünde devasa sıçrama
Apollo döneminden bu yana bilgi işlem teknolojisi baş döndürücü bir seviyeye ulaştı. Ay yolculuğunda kullanılan o dönemki bilgisayarlar, bugünün en basit hesap makinesinden bile daha güçsüzdü. Orion ise birbirini yedekleyen dört farklı uçuş bilgisayarıyla donatıldı. Bu sistemler, eski teknolojiye göre 20 bin kat daha hızlı çalışıyor ve 128 bin kat daha fazla bellek sunuyor. Bu güç artışı, veri toplama ve güvenlik süreçlerini çok daha sağlam bir zemine oturtuyor.
Sadece yazılım değil, üretim teknikleri ve enerji kaynakları da değişti. Aracın parçalarında 3D yazıcı teknolojisinden yoğun şekilde faydalanılırken, enerji üretimi için eski tip yakıt hücreleri yerine yüksek verimli güneş panelleri tercih edildi.
50 yıllık sessizlik bozuluyor: Artemis II fırlatmasını canlı yayında izleyinGüncel