İnsanlığın gökyüzüyle kurduğu binlerce yıllık bağ, modern teknolojinin hızına yenik düşmek üzere. Gece vakti başımızı yukarı kaldırdığımızda gördüğümüz o karanlık, bugün yörüngeye yerleştirilen binlerce uydu nedeniyle ciddi bir tehdit altında. Astronomi dünyasında yankı uyandıran yeni bir akademik çalışma, gece gökyüzünün sadece birkaç yıl içinde geri dönülemez şekilde kirlenebileceğini savunuyor.
Şehirlerdeki ışık kirliliğinden dolayı zaten zor anlar yaşayan astronomlar, artık dünyanın en ıssız noktalarında bile rahat bir nefes alamıyor. Uzay boşluğu, tıpkı Dünya üzerindeki otoyollar gibi dolup taşıyor. Şu an yörüngede 15 bini aşkın nesne var ve bu sayının büyük kısmını Starlink uyduları oluşturuyor. SpaceX'in gelecekte 1 milyon uyduya ulaşma hedefi ise astronomi camiasında ciddi endişeler doğuruyor.
Bilim dünyası, bu karmaşanın içinden çıkabilmek için kritik eşikleri hesaplıyor. Olivier Hainaut gibi uzmanlar, gökyüzünün teleskop verilerini bozmayacak şekilde 100 bin uyduyu ancak kaldırabileceğini öngörüyor. Eğer toplam sayı bu rakamı aşarsa, Şili'deki dev gözlemevleri gibi kurumlar topladıkları verilerin büyük bir kısmını yitirme riskiyle karşı karşıya kalacak.
Işık yansıtan aynalar gökyüzünü karartıyor
Tehdit sadece uydu sayısıyla sınırlı değil, aynı zamanda bu nesnelerin parlaklıkları da büyük sorun yaratıyor. Hassas gözlem sistemleri için uyduların çıplak gözle görülemeyecek kadar sönük olması şart. Ancak bazı ticari girişimler, tam tersi bir yaklaşımla geceleri yeryüzüne güneş ışığı yansıtmayı amaçlıyor. Reflect Orbital'in planladığı 50 bin aynalı uydu projesi, ışığın atmosferde dağılması nedeniyle tüm gökyüzünü bir şehir merkezi kadar aydınlatabilir.
Doğal karanlık ortamda yüzde 10'luk bir ışık artışı bile gözlemevleri için kabul edilemez bir sınır. Oysa söz konusu projelerin bu kirliliği yüzde 300'e kadar çıkarabileceği hesaplanıyor. İnsanlık bir yandan milyar dolarlık dev teleskoplarla evrenin sırlarını çözmeye çalışırken, diğer yandan gökyüzünü kendi elleriyle karartıyor. Yakında Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanacak olan bu araştırma, uluslararası düzenlemelerin aciliyetini gözler önüne seriyor.