Başka bir evrende daha mutlu bir "siz" yaşıyor olabilir mi?

Oxford'lu fizikçinin teorisi sosyal medyada yankı uyandırdı. Her seçimimizin yeni bir evren yarattığına inanan bilim dünyası, paralel evrenlerdeki kopyalarımızın izini sürüyor. Kuantum fiziğinin gizemli kapılarını aralayan bu yaklaşım, gerçekliğin her saniye milyarlarca parçaya ayrıldığını savunuyor

Başka bir evrende daha mutlu bir "siz" yaşıyor olabilir mi?

Seçimlerimizin sadece birer ihtimalden ibaret olmadığını, her bir kararın aslında yeni bir evren yarattığını hayal edin. Oxford Üniversitesi’nden fizikçi Vlatko Vedral, kulağa bilim kurgu filmi gibi gelen bu fikri fütüristik bir yaklaşımla tekrar masaya yatırıyor.

Vedral'ın teorisine göre evren, tek bir senaryonun akıp gittiği bir sahne değil; aksine her etkileşimle binlerce farklı yöne sapan devasa bir yol ayrımı ağından oluşuyor. Şu anki hayatınızın yanı sıra, bambaşka bir şehirde uyandığınız veya hayalinizdeki mesleği icra ettiğiniz sayısız kopyanızın aynı anda var olması muhtemel.

Bu sarsıcı düşünce, köklerini kuantum mekaniğinin "Çoklu Dünyalar" yorumundan alıyor. Gerçekliğin doğrusal bir çizgide ilerlemediği, aksine her saniye milyarlarca yeni dala ayrıldığı varsayılıyor. Vedral, özellikle sosyal medyada popülerleşen "pozitif düşünerek gerçekliği bükme" tarzındaki iddialara ise oldukça mesafeli yaklaşıyor. Ona göre insanın sadece bir şeyi çok istemesi veya ona bakması gerçekliği yoktan var etmeye yetmiyor. Gerçeklik, biz fark etsek de etmesek de atom altı seviyedeki küçük etkileşimlerin bir sonucu olarak kendiliğinden şekillenmeye devam ediyor.

Bilincin ötesindeki parçacık oyunları

Atomdan küçük parçacıklar, bildiğimiz mantık yasalarını reddederek aynı anda birden fazla durumda bulunabiliyor. Fizik dünyasında uzun süredir kabul gören bu durum, genellikle "gözlemci etkisi" üzerinden insan bilincine bağlanıyordu. Ancak Vedral, bu noktada farklı bir vurgu yapıyor. Bir fotonun bir yüzeye çarpması veya uzay boşluğundaki toz parçalarının teması, bir insanın tanıklığına ihtiyaç duymadan gerçekliği dallara ayırmak için yeterli oluyor.

Bir fotonun güneş gözlüğünden geçme veya engellenme ihtimali, teorik olarak iki farklı gerçekliğin kapısını aralıyor. Eğer evrenin her noktasındaki sayısız kuantum etkileşimini hesaba katarsak, her an sonsuz sayıda yeni versiyonumuzun doğduğunu söyleyebiliriz. Bu mantık yürütmesi, bir yerlerde daha mutlu, daha zengin ya da tamamen farklı seçimler yapmış kopyalarınızın varlığını sürdürdüğü anlamına gelebilir.

Şu anki teknolojiyle bu evrenler arasında seyahat etmek veya bu kopyalarla iletişim kurmak imkansız. Zaten teoriyi eleştirenler de somut bir kanıt olmamasını öne sürerek bu yaklaşımı fiziksel bir gerçeklikten ziyade felsefi bir yorum olarak nitelendiriyor. Yine de matematiksel tutarlılığı, birçok bilim insanının bu fikri ciddiye almasını sağlıyor. Belki de evren, iddia edildiği gibi insan merkezli bir yapı değil; sadece birbirine çarpan parçacıkların yarattığı devasa ve sonsuz bir olasılıklar okyanusundan ibaret.