Gezegen bilimciler uzun yıllar boyunca Güneş sisteminin en uzak sakinlerini derin bir sessizliğe gömülmüş, donmuş kütleler olarak hayal etti. Uranüs ve Neptün, ders kitaplarında kendilerine yer buldukları ilk günden beri "buz devleri" olarak anıldı.
Ancak Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde yürütülen sıra dışı bir çalışma, bu iki gizemli dünyanın kalbinde buz kristalleri yerine devasa magma okyanuslarının kaynadığını öne sürüyor. Bilim dünyasında büyük bir yankı uyandıran bu yeni iddia, The Astrophysical Journal dergisine sunulan bir çalışmayla tescillendi. Araştırmacılar, iki gezegenin iç yapısına yönelik bu bulguların galaksimizdeki diğer benzer ötegezegenleri anlamlandırmak adına yepyeni bir kapı açtığı görüşünde birleşiyor.
Uzay boşluğunun bu karanlık köşesi hakkında elimizde bulunan verilerin neredeyse tamamı, NASA’nın efsanevi uzay aracı Voyager 2’ye ait. Hatırlanacağı üzere araç, 24 Ocak 1986'da Uranüs’ün yakınından geçerek 11 yeni ay ve iki halka keşfetmiş, 25 Ağustos 1989'da ise Neptün’ün kuzey kutbuna süzülüp altı ay ile dört halka yayını insanlığa armağan etmişti. O tarihten bu yana iki dünyanın kaos dolu manyetik alanları veya tam olarak nerede oluştukları tam bir sır olarak kaldı.
Bugüne kadar kabul gören ana teori; hidrojen ve helyum atmosferin altında su, amonyak ve metandan oluşan devasa bir buz mantosu ile kayalık bir çekirdek olduğu yönündeydi. Yeni araştırmayı yürüten uzmanlar ise bu üç katmanlı modelin tek seçenek olmadığını fark etti. Uranüs ve Neptün'ün şekillendiği dış Güneş sistemi bölgesinde yer alan Kuiper Kuşağı nesneleri incelendiğinde, bu yapıların buzdan ziyade ağırlıklı olarak kayadan meydana geldiği görüldü. İşte bu detay, eski teorinin temellerini sarsmaya yetti.
Bilgisayar simülasyonları yeni gerçeği ortaya çıkardı
Bilim insanları, iki gezegenin iç süreçlerini anlamlandırmak adına bilgisayar ortamında çok sayıda farklı modeli simüle etti. Gezegenlerin kütle ve yoğunluk özelliklerine en mükemmel uyumu sağlayan senaryo ise herkesi şaşırttı. Elde edilen verilere göre, Uranüs ve Neptün'ün tabanında çözünmüş hidrojen içeren, son derece iyi karışmış devasa bir magma okyanusu yer alıyor. Üst katmanda ise bu okyanusu çevreleyen hidrojen ağırlıklı bir zarf bulunuyor.
Fiziksel hesaplamalar, aşırı yüksek basınç altında hidrojen gazının magmada tamamen çözünerek homojen bir sıvıya dönüşebileceğini kanıtlamış durumda. Geçmişte gezegenlerin yoğunluk değerlerine bakılarak "burada kesinlikle buz var" denilen durumun, aslında bu sıvı magmanın yarattığı bir etki olduğu anlaşıldı.
Samanyolu Galaksisi'nde keşfedilmeyi bekleyen binlerce Neptün altı ötegezegenin gizemini çözmek isteyen astronomlar, artık rotalarını donmuş dünyalara değil, uzayın derinliklerindeki bu gizli magma devlerine çevirecek.