Havacılık dünyasında insansız hava araçlarının rolü bambaşka bir boyuta taşınıyor. Çin’in Shaanxi eyaletinde yer alan Pucheng bölgesinde, 11 Aralık 2025 tarihinde savunma teknolojileri için tarihi bir adım atıldı. Dünya’nın ilk “dron ana gemisi” olarak nitelendirilen Jui Tian, ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi.
Uzaktan kumanda edilebilen bu devasa jet, gökyüzünde süzülürken aynı anda 100 adet dron fırlatma kapasitesine sahip. Yaklaşık 25 metrelik kanat açıklığı ve 6 tondan fazla yük taşıma kapasitesiyle bu araç, modern savaş uçaklarından bile daha ağır mühimmat ve ekipman taşıyabiliyor. Jui Tian, dron taşıma yeteneğinin yanı sıra, gövdesindeki özel bölmeler sayesinde güdümlü füzeler ve bombalar için de hareketli bir üs görevi görüyor.
İlk kez 2024 yılının sonlarında düzenlenen Zhuhai Havacılık Fuarı'nda prototip olarak karşımıza çıkan bu dev uçak, üzerinden bir yıl geçmeden gökyüzüyle buluştu. Çin donanması için yeni kapılar aralayan bu teknoloji, özellikle açık denizlerde operasyon kabiliyetini artırmayı hedefliyor. Onlarca dronun aynı anda farklı yönlerden saldırıya geçtiği bir senaryo, mevcut savunma sistemleri için aşılması çok güç bir engel.
Şimdilik askeri kapasitesiyle ön planda olsa da Jui Tian'ın barışçıl görevlerde de kullanılması planlanıyor. Uzak bölgelere ağır kargo taşımacılığı yapmak veya doğal afet anlarında acil yardım ulaştırmak bu dev uçağın diğer görevleri arasında yer alıyor.
İnsansız hava gücünde yeni dönem

Çin, son yıllarda ordunun hemen her biriminde insansız araçların kullanımını hızla yaygınlaştırıyor. Uydu veri bağlantısı üzerinden kontrol edilen Jui Tian, havada 12 saate kadar kalabiliyor. Ancak Çin'in test aşamasındaki tek projesi bu değil; hava savunma dengelerini kökten değiştirecek pek çok farklı insansız uçak üzerinde çalışmalar sürüyor. Örneğin, tamamen otonom hale getirilmesi hedeflenen GJ-11 Sharp Sword isimli hayalet bombardıman uçağı ve 2030’lu yıllarda envantere girmesi beklenen yüksek irtifa keşif uçağı CH-7, bu stratejinin en önemli parçaları olarak görülüyor.
Teknoloji yarışı sadece gökyüzüyle de sınırlı değil. Radarları şaşırtmak için tasarlanan sızma uçaklarının yanı sıra, deniz altında sonar sistemlerinden kaçabilen insansız denizaltı projeleri de sırayla gün yüzüne çıkıyor. Tüm bu gelişmeler, geleceğin savaş meydanlarında insan faktörünün yerini yavaş yavaş uzaktan yönetilen ve birbirine entegre çalışan akıllı sistemlere bıraktığını gösteriyor.