Dünya dışı bir medeniyetle yollarımız kesiştiğinde, bizi ziyaret edenlerin organik birer canlı olma ihtimali sanılandan çok daha düşük olabilir. Birçok bilim insanı, uzak galaksilerden gezegenimize ulaşmayı başaran ilk varlıkların robotik sondalar ya da zihinlerini yapay bedenlere aktarmış "biyoloji sonrası" yapılar olacağını öngörüyor.
Böyle bir senaryoda karbonhidratların, proteinlerin veya makarnaların hiçbir hükmü kalmıyor. Karşımızdaki misafir bir makine olduğunda, akşam yemeği menüsünde sadece pillerini doldurabileceği elektrik, ısı veya nükleer enerji kaynakları yer alacaktır. Ancak karşımıza biyolojik bir varlık çıkarsa, durum hem onlar hem de bizim için çok daha karmaşık bir hal alabilir.
Kalori hesabı ve inek kaçırma stratejisi
Biyolojik bir uzaylının beslenme alışkanlıklarını tahmin etmek imkansız olsa da temel fizik ve biyoloji yasaları sayesinde ihtiyaç duyacakları enerjiyi şimdiden hesaplamak mümkün. Canlıların kütlesi büyüdükçe gram başına harcandıkları enerji azalsa da toplamda ihtiyaç duydukları kalori miktarı artış gösterir. Bu matematiksel dengeye göre, 70 kilogramlık bir uzaylının sadece hayatta kalabilmesi için günde en az 1700 kalori alması gerekli. 150 kilogramlık dev bir kozmik canlının metabolizması ise hiçbir şey yapmadan durduğu yerde bile 3000 kaloriden fazlasını tüketir. Tabii ki bu rakamlara yürümek, düşünmek ya da bir uzay gemisini komuta etmek için harcanacak ekstra güçler dahil değil.
Valencia Üniversitesi'nden beslenme uzmanı Profesör José Miguel Soriano del Castillo, tam da bu noktada bilim kurgu filmlerindeki inek kaçırma hikayelerinin aslında çok mantıklı bir strateji olabileceğini esprili bir dille savunuyor. Gelişmiş bir medeniyet, Dünya'daki besinleri doğrudan tüketmeden önce buradaki canlıların sindirim mekanizmalarını çözmek ve yerel ekosistemi analiz etmek için denek olarak inekleri seçmiş olabilir.
Gezegenimizdeki saklı toksinler
Dünya, yabancı bir biyoloji için aslında ölümcül patojenler, alerjenler ve toksinlerle dolu riskli bir açık büfe anlamı taşıyor. Bizim için son derece güvenli ve lezzetli olan işlenmiş gıdalar veya proteinler, onların karmaşık sindirim sistemleri tarafından hiç işlenemeyebilir. Bu yüzden uzaylıların hazır yemekler yerine yeryüzündeki su, azot, demir ve tuz gibi saf hammaddeleri toplaması daha güçlü bir ihtimal. Hatta ilerleyen süreçte kozmik ilişkileri yönetebilmek adına insanlığın acilen "uzaylı beslenme uzmanları" yetiştirmesi bile gerekebilir. Bu yeni nesil uzmanlar, dışarıdan gelen misafirleri neyin beslediğini ve hangi moleküllerin onları birer zehre dönüştürdüğünü belirleyen en kritik meslek grubu olacaktır.