Eski aile albümlerini karıştırırken ya da tarih kitaplarındaki siyah beyaz portrelere bakarken, o dönemdeki insanların yüz hatlarında tarif edilemez bir farklılık sezeriz. Çoğu zaman bu durumu eski moda kıyafetlere, ciddi bakışlara veya o günlerin fotoğraf teknolojisine yorarız. Ancak Tokyo Üniversitesi tarafından yürütülen güncel bir araştırma, bu farklılığın sadece stil değil, kemik yapımızla ilgili olduğunu kanıtladı.
Bilim, insan kafatasının sadece birkaç nesil içinde şaşırtıcı bir hızla değiştiğini saptadı. Kısacası, sadece yaşam tarzımız değil, başımızın fiziksel formu da zamanın ruhuna ayak uydurarak yeniden şekilleniyor.
Araştırmacılar bu değişimi gözlemlemek adına 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başındaki bireylere ait kafataslarını mercek altına aldı. Toplamda 56 tarihsel örnek, 2020'li yıllarda hayatını kaybeden günümüz insanlarının anatomik yapılarıyla kıyaslandı. Bilgisayarlı tomografi yardımıyla 161 farklı noktadan alınan veriler, insan başının zaman içindeki yolculuğunu net bir haritaya dönüştürdü.
Elde edilen bulgular, geçmişin oval ve uzun hatlarının yerini daha geniş ve yuvarlak formlara bıraktığını gösterdi. Özellikle erkeklerde çok daha keskin hissedilen bu değişim, kadın ve erkek kafatasları arasındaki farkın tarih boyunca hiç olmadığı kadar belirginleştiğini ortaya koyuyor.
Çevresel faktörlerin etkisi
Peki, evrimsel süreç için "göz açıp kapayıncaya kadar" sayılabilecek bu kadar kısa bir sürede kemiklerimiz nasıl değişebildi? Uzmanlar, bu durumun genetik bir mutasyondan ziyade beslenme ve sağlık şartlarındaki iyileşmeyle ilgili olduğu görüşünde. Modern mutfakla birlikte yumuşak gıdaların hayatımıza girmesi, çene kaslarımıza binen yükü azalttı. Bu durum yüz iskeletinin gelişimini doğrudan etkilerken, boy uzamasına neden olan çevresel etkenler kafatasının üst kısmını da genişletti. 14. yüzyıldaki Kara Ölüm döneminden kalan kalıntılarla yapılan benzer çalışmalar da beynin yerleştiği boşluğun zamanla 10 milimetre kadar büyüdüğünü doğruluyor.
İnsan iskeletinin bu denli esnek ve dış etkenlere açık olması, adli tıptan arkeolojiye kadar pek çok bilim dalını yakından ilgilendiriyor. Eğer iskeletimiz sandığımızdan çok daha hızlı bir dönüşüm içindeyse, geçmişi analiz etmek için kullandığımız eski yöntemleri de güncelleme vakti gelmiş olabilir.