Dijital dünyada herhangi bir kısıtlamaya takılmadan internet sitesi açabilmek, son yıllarda dolandırıcılık faaliyetleri için verimli bir zemin hazırladı. İsteyen herkesin dilediği kurumun adını kullanarak sahte platformlar oluşturması, beraberinde ciddi güvenlik risklerini getiriyor. Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, bu düzensizliğin yarattığı tehlikelere karşı net bir çözüm önerisi sunuyor: İnternet sitesi kurulumlarında kimlik doğrulama zorunluluğu.
Günümüzde bir alan adı alıp yayın yapmaya başlamak, oldukça basit bir prosedürden ibaret. Ancak bu basitlik, kötü niyetli kişiler tarafından istismar ediliyor. Topuzoğlu, bir kişinin istediği firmanın ismini kullanarak satış yapıyormuş gibi görünebileceğine veya haber siteleri üzerinden manipülasyon yürütebileceğine dikkat çekiyor. Bugüne kadar uygulanan geçici cezalar veya yaptırımlar, sorunun sadece küçük bir kısmını çözebiliyor. Uzmana göre asıl odaklanılması gereken nokta, bataklığı kurutmak. Yani internet sitesi açacak kişilerin, faaliyet alanlarına göre ilgili kamu kurumlarından onay alması gerekiyor.
Karekod sistemi ile güvenli ağ
Söz konusu onay sürecinin dijital bir teyit mekanizmasıyla desteklenmesi, güvenli internet ortamı için kritik bir adım olarak görülüyor. Ticari girişimler için Ticaret Bakanlığı veya yayın faaliyetleri için İletişim Başkanlığı gibi mercilerin dahil olduğu bir ruhsatlandırma, suistimalleri kaynağından engelleyebilir. Sitelere yerleştirilecek bir karekod uygulaması, ziyaretçilerin o platformun yasal statüsünü anlık olarak teyit etmesini sağlayacaktır.
Topuzoğlu, "Sahte sitelere kimlik doğrulaması şart" ilkesinin, mağduriyetlerin önlenmesi adına en etkili yöntem olduğunun altını çiziyor. Bir internet sitesinin hangi amaçla kurulduğunun ve arkasında kimin olduğunun şeffaf bir şekilde kayıt altına alınması, dolandırıcılık faaliyetlerini minimize edecektir. Bu sistem, hem tüketiciyi koruyacak hem de dijital dünyadaki bilgi kirliliğini önemli ölçüde azaltacaktır.