Ücretsiz ve açık kaynaklı bir alternatif olmasına rağmen pek çok kullanıcı LibreOffice’e geçiş yaparken tereddüt yaşıyor. Bunun en büyük sebebi ise dosyaların açıldığında kayması ya da formatların bozulması. LibreOffice’in arkasındaki çatı kuruluş olan The Document Foundation (TDF), bu durumun bir tesadüf olmadığını savunuyor.
Kuruluşun kurucu üyelerinden Italo Vignoli, Microsoft’un dosya formatlarını bilerek karmaşık tuttuğunu ve kullanıcıları kendi ekosistemine hapsetmek için ticari çıkarlarını her şeyin önüne koyduğunu iddia ediyor. Vignoli’ye göre, Microsoft’un "standart" olarak sunduğu OOXML formatı aslında hiç de göründüğü gibi açık bir yapıya sahip değil. Yaklaşık 7 bin sayfalık devasa bir teknik dokümana sahip olan bu formatı, başka bir yazılımın kusursuz şekilde kopyalaması neredeyse imkansız hale geliyor. Daha da ilginci, Microsoft’un kendi belirlediği "katı" standartlara bile uymayıp, içinde 90’lı yıllardan kalma Word kodlarının bulunduğu geçiş sürümlerini kullanmaya devam etmesi. Bu durum, diğer ofis yazılımlarının Microsoft belgelerini hatasız açmasını teknik bir kabusa dönüştürüyor.
Bilim dünyasını sarsan "Eylül" hatası
Bu karmaşık yapının sadece tasarım bozukluklarına değil, ciddi veri kayıplarına da yol açtığı biliniyor. Bunun en çarpıcı örneği ise genetik araştırmalarında yaşandı. Excel’in metinleri otomatik olarak tarihe çevirme özelliği, gen isimlerini birer birer takvim verisine dönüştürdü. Örneğin "MARCH1" genini sisteme giren bilim insanları, karşılarında "1 Mart" tarihini buldu.
Bu durum o kadar büyük bir sorun haline geldi ki, 2016 yılında yapılan bir araştırma, genetik makalelerin beşte birinde Excel kaynaklı hatalar olduğunu ortaya koydu. Microsoft bu sorunu uzun süre görmezden gelince, bilim dünyası çareyi yazılımı değiştirmekte değil, genlerin isimlerini değiştirmekte buldu. 2023 yılında gelen bir güncellemeyle bu özellik kapatılabilir hale gelse de, geçen yıllar boyunca bilimsel verilerde ciddi hasarlar oluştu.
Açık kaynak dünyasından sert tepki
LibreOffice cephesi, Microsoft'un bu "kapalı" stratejisinin sadece ticari bir tercih değil, haksız bir rekabet yöntemi olduğunu savunuyor. Evrensel ve gerçekten açık standartların kullanılması gerektiğini vurgulayan Vignoli, mevcut yapının teknolojik gelişimi yavaşlattığını dile getiriyor. Görünen o ki, ofis yazılımları arasındaki bu soğuk savaş, sadece dosyaların nasıl göründüğüyle değil, verinin kime ait olduğuyla ilgili bir güç mücadelesi olarak devam edecek.