Bir robotu hareket ettirmek için motora, pile veya başka bir güç kaynağına ihtiyaç olmadığını düşünün. EPFL'de Doç. Dr. Selman Sakar ve ekibinin geliştirdiği yeni sistem tam olarak bunu hedefliyor. Bir hoparlörden gönderilen ses dalgaları, milimetre ölçeğindeki robotlara hareket edebilmeleri için gerekli itkiyi sağlayabiliyor.
Araştırmanın arkasındaki fikir aslında 170 yıldan daha eski bir fizik ilkesine dayalı, kapalı bir boşlukta bulunan hava belirli bir frekansta titreşerek dışarı doğru bir hava jeti oluşturabiliyor. EPFL ekibi bu prensibi oldukça küçük yapılara uyarladı. Rezonatörlerin boyutları küçültülerek sistem insan kulağının duyamayacağı ultrasonik frekanslara taşındı. Özel bir üç boyutlu yazıcıyla üretilen yapılardaki boşluklar, farklı frekanslara tepki verecek şekilde tasarlandı. Böylece geleneksel bir motorun ihtiyaç duyduğu fiziksel parçalar ortadan kaldırıldı. Sistemin içinde mıknatıs, bobin veya ayrı bir güç kaynağı bulunmadan ses dalgalarının oluşturduğu hava hareketinden itki elde edilebildi.
Aynı sistem farklı yönlere hareket edebiliyor
Araştırmacılar yöntemi laboratuvar ortamında küçük tekneler üzerinde test etti. Yaklaşık 5 santimetre büyüklüğündeki teknelere farklı yönlere bakan ve farklı frekanslara ayarlanmış rezonatörler yerleştirildi. Teknenin yönünü değiştirmek için mekanik bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç duyulmadı. Hoparlörden gönderilen sesin frekansı değiştirildiğinde farklı rezonatörler devreye girdi ve tekne sağa, sola veya ileri doğru hareket ettirilebildi.
Ekip bununla da sınırlı kalmadı. Yaklaşık 1 milimetre büyüklüğünde mikro uçucular geliştirildi. Bu modellerin bazıları roketlerdeki itki sistemine benzer biçimde dikey hareket oluştururken, bazıları helikopter pervanesini andıran bir hareketle dönebiliyordu.
Bu yaklaşımın en önemli avantajlarından biri, geleneksel motorların küçültülmesinde karşılaşılan fiziksel sınırı ortadan kaldırması. Motorlar belirli bir boyutun altına indirildiğinde mıknatıs ve bobin gibi parçaların küçülmesi ciddi bir sorun haline geliyor. Burada ise hareketi sağlayan yapı, hassas biçimde şekillendirilmiş boşluklardan oluşuyor.
Araştırmanın sonuçları 12 Ağustos 2026'da Science Advances dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, teknolojinin ileride biyomedikal uygulamalarda kullanılabileceğini düşünüyor. Kalp stentleri bu olası kullanım alanlarından biri olarak öne çıkarken, sistemin nesneleri fiziksel temas olmadan hareket ettirmek için kullanılması da söz konusu.