Uzayın uçsuz bucaksız derinlikleri denildiğinde çoğumuzun aklına devasa yıldız patlamaları veya her şeyi yutan kara deliklerin muazzam enerjisi gelir. Ancak kozmosun bir köşesinde, enerjinin neredeyse yok olduğu ve atomların bile hareket etmekten vazgeçtiği bir sessizlik hakim.
Bilim dünyasının "mutlak sıfır" olarak adlandırdığı -273,15°C sınırı, fiziğin ulaştığı en uç noktayı temsil ediyor. İlginç olan ise, teorik olarak imkansız görünen bu ısı sınırına doğanın kendi yöntemleriyle şaşırtıcı bir şekilde yaklaşmış olması. Bizden binlerce ışık yılı uzakta yer alan bir oluşum, uzay boşluğunun doğal soğukluğunu bile geride bırakarak evrenin en soğuk bölgesi unvanını kimseye kaptırmıyor.
Genel kanı, yıldız ışığından en uzak olan karanlık boşlukların en dondurucu yerler olduğu yönünde. Kozmik mikrodalga arka plan ışınımı nedeniyle uzay genelde -270°C civarında seyreder. Fakat Centaurus takımyıldızı içerisinde bulunan Bumerang Bulutsusu, bu ezberi tamamen bozdu. Avrupa Uzay Ajansı verilerine göre buradaki sıcaklık -272°C ölçüldü. Bu değer, maddenin artık daha fazla soğuyamayacağı kritik sınırdan sadece bir derece yukarısı demek. Yıldızlardan kopan gazların nasıl olup da dış uzaydan bile daha soğuk kalabildiği sorusu, fiziğin büyüleyici bir mekanizmasıyla açıklanıyor.
Kozmik sprey etkisi ve adiyabatik genişleme
Bumerang Bulutsusu'nun dondurucu sırrı, aslında sahip olduğu muazzam genişleme hızında gizli. Ömrünün sonuna gelen bir yıldız, dış katmanlarını uzaya fırlatırken normalin çok üzerinde bir şiddet sergiledi. Gökbilimciler bu durumu "adiyabatik genişleme" olarak tanımlıyor. Tıpkı bir sprey kutusundan çıkan gazın aniden genleşerek soğuması gibi, bu bulutsu da maddesini o kadar hızlı dışarı itiyor ki kendi ısısını muhafaza etmeye fırsat bulamadan donuyor. Bu aşırı hızın kaynağında ise tek bir yıldızın değil, birbirine karışan iki yıldızın kütleçekimsel etkileşimi olduğu düşünülüyor.
Evrensel zaman dilimleri düşünüldüğünde, Bumerang Bulutsusu'nun bu dondurucu hali aslında bir göz kırpması kadar kısa sürecek. Yaklaşık 3 bin 500 yıldır maddesini dışarı püskürten bu kozmik yapı, yavaş yavaş ısınma evresine girmeye başladı. Bilim insanları, bu ekstrem soğukluğun birkaç bin yıl içinde etkisini yitireceğini öngörüyor.
Bizden 5 bin ışık yılı uzakta olması nedeniyle, belki de şu an teleskoplarla incelediğimiz bu buz gibi manzara gerçekte çoktan ılık bir gaz bulutuna dönüştü. Yine de bu keşif, evrenin karanlık köşelerinde mutlak sıfıra yaklaşan benzer "kozmik dondurucuların" sanıldığından daha yaygın olabileceğine dair önemli ipuçları sunuyor.