Photoshop'un, kimsenin bilmediği başlangıç hikayesi

Günümüzde fotoğrafları baştan yaratmak için kullandığımız Photoshop'un kökenleri, Adobe laboratuvarlarına değil, bir doktora öğrencisinin odasına uzanıyor. Thomas Knoll'un ekrandaki renk sorununu çözmek için yazdığı küçük araçların nasıl küresel bir standarda dönüştüğünü inceledik.

Photoshop'un, kimsenin bilmediği başlangıç hikayesi

Dijital fotoğraflar üzerinde düzenleme yapmak, yüzleri farklı karelere taşımak ya da saniyeler içinde yeni görsel tasarımlar üretmek, yapay zeka öncesinde de insanların günlük alışkanlıkları arasında yer alıyordu. Hatta yapılan müdahaleleri tanımlamak için kullanılan "Photoshoplamak" ifadesi, gündelik dilimize ve sözlüklere girecek kadar yaygınlaştı.

Geçmişe dönüp baktığımızda, aslında bugünün imkanlarının hiçbirinin bulunmadığı, sadece Photoshop isimli bir uygulamanın tümyükü üstlendiği dönemler göze çarpıyor. Toplumun büyük bir kesimi, bu devrimsel programın doğrudan teknoloji üreticisi Adobe tarafından geliştirildiğini düşünse de, gerçek hikaye 1980'li yılların sonlarında bir üniversite öğrencisinin kişisel merakı ve yaşadığı teknik bir problemle filizlendi. Sektörün yönünü değiştiren bu yazılımı Adobe icat etmedi; sistem, Thomas Knoll adında bir doktora öğrencisi ile kardeşi John Knoll'un ortak çalışmasıyla ortaya çıktı.

Siyah beyaz ekrandaki yetersizlik yeni bir fikri doğurdu

Kişisel bilgisayarların evlere adım attığı dönemlerde dijital fotoğrafçılık henüz başlangıç aşamasındaydı. Esasen tarayıcı sistemleri 1950'li yıllardan beri kullanılmasına rağmen, bireyler sisteme aktarılan fotoğraflar üzerinde en ufak bir düzenleme bile gerçekleştiremiyordu. Michigan Üniversitesinde doktora eğitimini sürdüren Thomas Knoll, robotik kolların nesneleri algılamasını sağlayan bir algoritma projesi üzerinde mesai harcıyordu. Görseldeki sınır hatlarını saptayan bu kod yapısı, günümüzde bile tasarımcıların sıkça kullandığı "Kenarları Bul" filtresinin temelini oluşturdu.

Genç araştırmacı, Apple Mac Plus bilgisayarının ekranında gri tonlamalı fotoğrafları net görememekten şikayetçiydi. Bu eksikliği gidermek adına kendi işini kolaylaştıracak küçük yazılım araçları geliştirmeye karar verdi. Sinema dünyasının önemli kuruluşu Industrial Light & Magic bünyesinde kamera sorumlusu olarak görev yapan kardeşi John, bu kodları incelediğinde potansiyeli hemen fark etti. Kardeşinin ısrarıyla araçları tek bir çatı altında birleştiren Thomas, kod bloklarını geliştirerek "Display" isimli ilk bütünleşik programı yazdı.

Tarayıcı paketlerinden küresel endüstri liderliğine

Masaüstü yayıncılığın filizlendiği bu yıllarda iki kardeş, ellerindeki sistemin benzersiz olduğunu anlayarak ticari ortak arayışına girişti. İsmi süreç içinde önce ImagePro, ardından Photoshop olarak değiştirilen yazılımı pazarlamak ilk etapta oldukça zor oldu. Sadece matbaacılık dilleri ve Illustrator programına odaklanan Adobe bile bu yeniliğe başlangıçta mesafeli bir duruş sergiledi. Girişimcilerin kaderi, Barneyscan isimli tarayıcı üreticisiyle yapılan görüşmelerin ardından tamamen farklı bir yöne evrildi. Firma, sattığı gelişmiş renkli film tarayıcılarını alan müşterilerin fotoğrafları işleyecek program bulamadığını görüyordu. Yapılan anlaşmayla birlikte yazılım, tarihte ilk kez bir cihazın yanında hediye olarak "Barneyscan XP" ismiyle dağıtılmaya başlandı.

Atılan bu stratejik adım, programın kabiliyetlerini tüm sektöre kısa sürede ispat etti. Sektördeki bu hareketliliği ve geleceğin dijital dünyasını öngören Adobe, vakit kaybetmeden masaya oturma kararı aldı. 1988 senesinin son günlerinde Knoll kardeşler ile Adobe arasında resmi ortaklık imzalandı. Yaklaşık iki yıllık bir geliştirme ve optimizasyon sürecinin ardından, 1990 yılında Adobe Photoshop 1.0 resmen piyasaya sürüldü. Bilgisayar ekranında sadece gri tonları görebilmek amacıyla yazılan basit kodlar, günümüzde akıllı telefonlara kadar giren devasa bir endüstri standardına dönüştü.