Tuz Gölü’nün gizemli bitkileri mercek altında: Hem toprağı kurtarıyor, hem kanserle savaşıyor

Tarım topraklarını zehirleyen tuzluluk sorununa doğadan şaşırtıcı bir çözüm geldi. Bilim insanları, Tuz Gölü kıyısında yetişen ve "atık" gözüyle bakılan bitkilerin toprağı temizleme gücünü keşfetti. Üstelik bu bitkilerin içindeki sırlar, tıp dünyasında yeni bir devrin kapısını aralayabilir.

Tuz Gölü’nün gizemli bitkileri mercek altında: Hem toprağı kurtarıyor, hem kanserle savaşıyor

Türkiye'nin tarım geleceği için umut veren bir araştırma, Tuz Gölü Havzası'nın en zorlu şartlarına uyum sağlayan bitkileri mercek altına alıyor. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) öncülüğünde hayata geçen yeni proje, tuzlanma nedeniyle verimini kaybeden toprakları yeniden ayağa kaldırmayı hedefliyor. Geleneksel yöntemlerin ötesine geçen çalışma, doğanın kendi çözüm mekanizmalarını kullanarak "halofit" olarak bilinen tuzcul bitkileri birer şifa kaynağına dönüştürüyor.

TÜBİTAK tarafından desteklenen projenin temelinde, yanlış sulama veya doğal nedenlerle tuzlanan arazileri kurtarmak yatıyor. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, bazı bitkilerin topraktaki tuzu bir sünger gibi emerek bünyelerinde hapsettiğini vurguluyor. Havzadaki 10 farklı bitki türü üzerinde yapılacak testler, hangi türün toprağı temizlemede daha maharetli olduğunu ortaya koyacak. Bu sayede, "tarım dışı" kalmış arazilerin yeniden üretime kazandırılması için biyolojik bir temizlik süreci başlıyor.

Atık değil, kanser tedavisinde yeni bir umut

Halofit bitkiler yüksek tuz içerikleri nedeniyle ne gıda olarak tüketilebiliyor ne de hayvan yemi haline getirilebiliyor. Ancak bu durum, onların değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Araştırma ekibi, hasat edilen bu bitkileri tarımsal bir atık olarak çöpe atmak yerine ekonomiye kazandırmanın peşinde. Bitkilerin tuz stresine karşı ürettiği özel bileşenlerin; tıp, eczacılık ve kozmetik gibi alanlarda yüksek katma değerli ham maddelere dönüşme potansiyeli oldukça yüksek.

Özellikle kanser hücreleri üzerindeki etkileri incelenecek olan bu türlerin, gelecekte antikanser ilaçları için doğal bir kaynak olup olmayacağı bilimsel analizlerle netleşecek. Ayrıca bu bitkilerden elde edilen özlerin yara iyileştirici özellikleri ve cilt üzerindeki etkileri de kozmetik dünyası için yeni bir kapı aralıyor.

Üç üniversiteden güç birliği

Yaklaşık üç yıl sürmesi planlanan bu kapsamlı çalışma; Aksaray, Süleyman Demirel ve Isparta Uygulamalı Bilimler üniversitelerinden akademisyenleri bir araya getiriyor. Multidisipliner bir yapıyla ilerleyen projede genç araştırmacılar da laboratuvar süreçlerinde aktif rol alarak deneyim kazanıyor. Bilim insanları, bu ekstrem koşullara dayanıklı bitkilerin sırrını çözerek hem toprağı kurtarmayı hem de yerli ham madde üretimine katkı sağlamayı amaçlıyor.