USB bellekler, cebimizde taşıyabildiğimiz devasa kütüphaneler gibi hayatımızın her anında imdadımıza yetişiyor. Sadece dosya yedeklemek için değil, bilgisayarları kilitlemek, işletim sistemi kurmak veya virüs bulaşmış bir sistemi kurtarmak için de bu küçük cihazları kullanıyoruz. Çekmecelerimizde genelde bir-iki tane unutulmuş halde bekleyen bu aygıtlar, teknolojiyle arası pek iyi olmayanların bile kolayca kullanabileceği kadar basit bir yapıya sahip.
Ancak bu kullanım kolaylığı, beraberinde bazı hataları da getiriyor. Çoğu zaman fark etmeden yaptığımız küçük yanlışlar, sadece veri kaybetmemize değil, belleğin tamamen kullanılmaz hale gelmesine de yol açabiliyor.
Çoğumuzun yaptığı en büyük hata, işimiz bittiğinde belleği bilgisayardan aniden çekip çıkarmak. Birçok durumda bu hareket bir sorun yaratmasa da, bilgisayarınız o sırada arka planda veri transferine devam ediyor olabilir. İşletim sistemleri bazen hız kazanmak için verileri doğrudan belleğe yazmak yerine “önbellek” denilen geçici bir alanda tutar ve transferi uygun bir zamanda tamamlar. Siz ekranda işlemin bittiğini görseniz bile sistem arka planda hala çalışıyor olabilir. Belleği o an çekip aldığınızda dosya yapısı bozuluyor ve “dosya okunamaz” hatasıyla karşılaşıyorsunuz. Bu yüzden “Güvenle Kaldır” seçeneğini kullanmak, beş saniyelik bir zahmet olsa da verilerinizin can simidi görevini görüyor.
Hız ve güvenlik arasındaki ince çizgi
Bilgisayarınızdaki tüm USB girişlerinin aynı performansı sunduğunu düşünüyorsanız da yanılıyorsunuz. Fiziksel olarak hepsi birbirine benzese de, içlerindeki teknoloji dünyalar kadar farklı olabiliyor. Örneğin, USB 2.0 standardına sahip siyah renkli bir giriş üzerinden dosya aktarmaya çalışmak, dakikalarca beklemenize neden olurken, mavi, kırmızı veya turuncu renkli modern bir USB 3.2 girişi aynı işlemi saniyeler içinde bitiriyor. Belleğinizin tam performansını kullanmak istiyorsanız, girişlerin renklerine dikkat etmeniz gerekiyor. Kırmızı veya mavi bir girişe sahipseniz, belleğinizi mutlaka buraya takmalısınız. Aksi halde elinizdeki son model bir spor otomobili mahalle arasında sürmeye benzer bir performans ile karşılaşırsınız.
Uzun vadeli bir depolama aracı değil

USB belleklerle ilgili bir diğer yaygın yanılgı ise onları uzun vadeli bir arşivleme aracı olarak görmek. Günümüzde 1 veya 2 terabaytlık modeller bulunsa da, bu aygıtlar verileri “elektrik yükü” kullanarak depolayan NAND flash teknolojisini kullanıyor. Eğer bir USB belleği içine veri yükleyip yıllarca çekmecede elektriksiz bırakırsanız, içindeki elektrik yükü zamanla sızıyor ve verileriniz uçup gidiyor. On yıl gibi bir saklama süresi öngörülse de, nem, ısı ve yazma ömrü gibi faktörler bu süreyi kısaltıyor. Bu yüzden değerli aile fotoğraflarınızı veya kritik iş belgelerinizi sadece bir USB belleğe emanet etmek yerine, geleneksel hard diskleri veya bulut servislerini tercih etmek çok daha güvenli bir liman sağlıyor.
Son olarak, dijital hijyen konusuna da değinmekte yarar var. Bir USB belleği güvenmediğiniz bir bilgisayara takmak, tanımadığınız birinin iğnesini kullanmak kadar riskli olabilir. Bazı zararlı yazılımlar, sisteme bir bellek takıldığı anda kendini içine kopyalıyor ve siz o belleği kendi bilgisayarınıza taktığınızda sisteminizi ele geçiriyor. Bu durum sadece sizin bilgisayarınıza virüs bulaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda belleğin içindeki dosyaları şifreleyerek size şantaj yapılmasına da kapı aralıyor. Sokakta bulduğunuz veya kime ait olduğunu bilmediğiniz bir USB belleği asla bilgisayarınıza takmamanız, dijital dünyada alabileceğiniz en basit ama en etkili güvenlik önlemlerinden biri.