Yapay zeka yarışı günümüzde küresel bir satranç tahtasına dönüştü. Dünyanın en büyük devletleri, bu teknolojik çekişmede öne geçebilmek için milyarlarca doları gözden çıkarıyor. Bu devasa gücün arkasında ise hiç durmadan çalışan, günün her saati elektrik tüketen ve "AI veri merkezleri" olarak adlandırılan dev tesisler yer alıyor. Yapay zekanın gelecekte hayatımızı kolaylaştırıp kolaylaştırmayacağı hala tartışılsa da, bu merkezlerin yakınında yaşayanlar için olumsuz etkiler şimdiden bir gerçek haline geldi.
Bu tesisler, kesintisiz hizmet verebilmek için muazzam miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyor. Elektrik kısıtlı bir kaynak olduğu için bu yoğun talep, sadece işletmecilerin değil, aynı bölgedeki binlerce yerel sakinin de faturalarını yukarı çekiyor. Üstelik yarattığı ekonomik baskı sadece faturalarla sınırlı da değil. Çiplerden enerjiye kadar uzanan talep artışı; akıllı telefonlardan otomobillere, televizyonlardan beyaz eşyaya kadar günlük hayatta kullandığımız pek çok ürünün fiyatını da artırıyor.
Veri merkezlerinin yarattığı hasar sadece cüzdanlarda hissedilmiyor. Ülkenin dört bir yanından gelen şikayetler, çevresel etkilerin boyutunu açıkça ortaya koymak için yeterli. Milyonlarca kullanıcıya hizmet veren bu binaların sistemlerinin aşırı ısınmasını önlemek için devasa soğutma üniteleri, jeneratörler ve güç kaynakları kullanılıyor. Bu donanımlar, çevredeki mahalleler için bitmek bilmeyen bir gürültü kirliliği yaratıyor.
Örneğin Chicago banliyölerinde bir veri merkezine sadece 300 metre mesafede yaşayan Laura Evans, evinin içinde 24 saat boyunca kesilmeyen alçak frekanslı bir uğultu duyduğunu söylüyor. Virginia’dan Chesapeake’e kadar birçok şehirde benzer hikayeler artış gösteriyor. Veri merkezlerinin sayısı çoğaldıkça bu durumun çok daha fazla insanı uykusuz bırakacağı tahmin ediliyor.
Soğutma sistemleri su rezervlerini tehdit ediyor
Gürültünün ötesinde, bu tesislerin tatlı su rezervleri üzerindeki baskısı belki de en büyük risk. Binlerce bilgisayarın aşırı yüklenip zarar görmesini önlemek için en etkili yöntem olarak sistemlerin etrafından sürekli soğuk su geçiriliyor. OpenAI CEO'su Sam Altman, bir ChatGPT sorgusunun ortalama bir çay kaşığının on beşte birinden daha az su tükettiğini iddia etse de gerçek rakamlar daha farklı bir tablo çiziyor.
Suyun sadece sorgu anında değil, sistemin genel soğutulması için sürekli kullanılması gerekli. Veriler, devasa bir veri merkezinin günde yaklaşık 2 milyon litre su tükettiğini, bunun da yılda 750 milyon litreden fazla su anlamına geldiğini gösteriyor. Daha da kötüsü, bu merkezlerde insanların içmesi için arıtılan şebeke suyunun aynısı kullanılıyor.
Veri merkezlerinin kontrolsüzce artması, birçok bölgede belediye sularının yetersiz kalacağı ve içme suyu sıkıntısı yaşanacağı endişesini yaratmış durumda. Yerel yetkililer, bu merkezlerden alınan yüksek vergilerin toplum refahını artıracağını savunsa da, evinin yanı başındaki uğultuyla yaşayan veya su sıkıntısıyla yüzleşen insanlar için bu denge henüz kurulabilmiş değil.