Yapay zeka, Elias Thorne adındaki deniz feneri bekçisine neden taktı?

Yapay zeka botlarının kendi uydurduğu isimlerle internette sahte kanser tedavisi kitapları satılmaya başlandı. Bilim insanları, temizlenmeyen internet verileri yüzünden algoritmaların kendi ürettikleri sığ içeriklerin içinde boğulduğu konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.

Yapay zeka, Elias Thorne adındaki deniz feneri bekçisine neden taktı?

İnternetteki kitap satış sitelerinde son zamanlarda yazarı "Elias Thorne" olarak görünen ve tıp dünyasından onay almamış tehlikeli alternatif kanser tedavisi rehberleri boy göstermeye başladı. İşin korkutucu tarafı, bu isim aslında gerçek bir uzmana ait değil; tamamen sohbet robotlarının uydurduğu hayali bir karakterden ibaret.

Google üzerinde yapılan arama istatistikleri, bu hayali figürün özellikle 2026 yılının ilk aylarında adeta patlama yaşadığını gösterdi. Sanal dünya, yapay zeka elinden çıkma tek tip içeriklerle dolup taşarken, yeni nesil modeller de internetteki bu dijital çöpleri gerçek insan üretimi sanarak kendi eğitim süreçlerine dahil ediyor. Bilim dünyasında "mod çökmesi" olarak adlandırılan bu tehlikeli kısır döngü, botların kendi ürettikleri sığ içeriklerle kendilerini beslemesiyle sonuçlanıyor. Formül o kadar çok tekrarlanıyor ki, sistem bir süre sonra özgün bir şey üretemez hale geliyor. Girdi verileri yeterince çeşitli ve temiz olmadığında, algoritmaların kendi uydurduğu saçmalıklara nasıl hapsolabileceği bu örnekle netlik kazanmış durumda.

Yapay zekanın daralan veri havuzu ve insan klişeleri

Peki, algoritmalar neden sürekli aynı hayali karakterlere sığınıyor? Uzmanlar bu saplantıyı, yapay zeka modellerinin uymak zorunda olduğu katı güvenlik ve telif kurallarına bağlıyor. Geliştiriciler, telif davalarıyla karşılaşmamak adına sistemleri popüler ticari karakterlerden ve yetişkin içeriklerinden uzak duracak şekilde programlıyor. Doğal olarak bu durum, yapay zekanın yaratıcılık için beslenebileceği veri havuzunu ciddi oranda daraltıyor. Süreç, kullanıcıların sistem geri bildirimleriyle daha da büyük bir çıkmaza giriyor. Yapay zeka iki farklı hikaye sunup hangisini beğendiğinizi sorduğunda, insanlar genellikle sıcak ve nostaljik ögeleri seçiyor. Tüm teknoloji şirketleri benzer kullanıcı geri bildirim verilerini kullandığı için sistemler insanların bu klişeleri sevdiğini varsayıyor.

20 bin hikayede ortaya çıkan büyük benzerlik

Yapay zeka araçlarının edebiyata el attığı bugünlerde, dijital kütüphanelerin derinliklerinde tuhaf bir tek tipleşme var. Popüler bir robota gidip bir hikaye anlatmasını istediğinizde, karşınıza çıkacak senaryo büyük oranda hazır duruyor. Robotlar genellikle ücra bir adadaki deniz fenerinin bekçisini, bir kütüphaneciyi ya da eski bir saat ustasını anlatmayı seçiyor. Henüz hakem onayından geçmeyen güncel ve kapsamlı bir araştırma, popüler dört büyük dil modeli tarafından üretilen 20 bin yapay zeka hikayesini masaya yatırdı. Sonuçlar ise oldukça şaşırtıcı; üretilen her dört hikayeden birinde "Elias" ismi geçiyor.

Araştırmacılar, 11 kelimelik dar bir kelime havuzunun, botların yazdığı bu masalların yüzde 88’inde tekrar ettiğini saptadı. Bu kelimelerin başında Elias, Elara ve Mara gibi isimler geliyor. Deniz feneri kelimesi hikayelerin yarısından fazlasında kendisine yer bulurken, saat ustası ve kütüphaneci gibi meslekler de listenin üst sıralarında yer alıyor.

İlk bakışta, yapay zekanın internetteki milyarlarca insan yapımı hikayeyi tarayarak bu temaları seçtiğini düşünebilirsiniz. Ancak veriler durumun tam tersi olduğunu gösteriyor. Elias ismi, gerçek insan edebiyatında rastlanma oranına kıyasla yapay zeka metinlerinde tam 900 kat daha fazla karşımıza çıkıyor. Yani insanlık aslında sanıldığı kadar Elias ve onun deniz feneriyle yatıp kalkmıyor; bu tamamen yapay zekanın kendi kendine yarattığı hayali bir dünya modelinden kaynaklı...