Amerika Birleşik Devletleri ile Meksika sınırı boyunca uzanan devasa Chihuahuan Çölü, yaklaşık 9 bin yıl önce dağların arasında kalarak dış dünyadan tamamen koptu. Bu izolasyon, bölgeyi aşırı kuraklığa alışmış tuhaf ve büyüleyici bir ekolojik adaya dönüştürdü. Ancak bu ıssız coğrafyanın asıl hazinesi yüzeyde değil, yerin yüzlerce metre altında gizleniyor. New Mexico’daki Carlsbad Mağaraları Ulusal Parkı, her yıl yarım milyondan fazla insanı milyonlarca yıllık kireçtaşı labirentlerine çekiyor.
Mağara ağının kalbinde yer alan ve "Büyük Oda" (Big Room) olarak bilinen salon, ölçekleri itibarıyla insanın algı sınırlarını zorluyor. Öyle ki bu devasa boşluk, New York’un dört büyük şehir bloğunu ya da birçok futbol sahasını içine rahatlıkla alabiliyor. Ünlü komedyen Will Rogers’ın "üzeri kapalı Büyük Kanyon" dediği bu alan, Kuzey Amerika’nın hacimce en geniş mağara odası olma özelliğine sahip. Yaklaşık 3,3 hektara yayılan bu devasa dünyanın, engelli bireylerin dahi gezebileceği rampalar ve konforlu rotalar sunması ziyaretçileri oldukça şaşırtıyor.
Yerin altındaki asit banyosu
Carlsbad Mağaraları'nı dünyadaki diğer örneklerinden ayıran en temel fark oluşum hikayesinde gizli. Mağaraların çoğu yüzeyden sızan yağmur sularıyla şekillenirken, burası yeraltındaki petrol ve gaz yataklarından yükselen sülfürik asidin kireçtaşını adeta eritmesiyle ortaya çıktı. Bu devasa asit banyosu zemini o kadar aşındırdı ki, zamanla tavanın çökmesiyle mağara dış dünyaya açıldı. İçeri sızan hava ve nem ise binlerce yıl içinde bugün hayranlıkla izlediğimiz o görkemli sarkıt ve dikitleri, yani speleothemleri ilmek ilmek işledi.

Mağaranın güneş ışığının hiç ulaşmadığı, mutlak karanlık içindeki bazı bölmelerinde bilim dünyasını heyecanlandıran bir keşif de yapıldı. Araştırmacılar, zifiri karanlıkta parlayan yeşil bir tabaka fark etti. Işığın olmadığı bir yerde fotosentezin imkansız olduğu bilinse de, yapılan testler bu yeşil rengin siyanobakterilerden geldiğini gösterdi. Bu bakteriler, bildiğimiz görünür ışık yerine insan gözünün seçemediği "yakın kızılötesi" ışığı kullanarak hayatta kalıyor. Kireçtaşı kayaları ışığı yansıtarak bu canlıların 49 milyon yıldır el değmeden yaşamasına imkan tanıyor.
Bu keşif, biyologlar kadar gökbilimcileri de heyecanlandırmış durumda. Evrendeki birçok yıldız ve kayalık gezegen yoğun şekilde yakın kızılötesi ışık yayıyor. Eğer yaşam, güneş ışığı olmadan sadece kızılötesi ile devam edebiliyorsa, uzayda hayat bulma ihtimalimiz olan bölgelerin sınırı sandığımızdan çok daha geniş bir hal alabilir.