Evet, yine yeni bir incelemeyle daha sizlerle birlikteyiz. Bugün konuğumuz biraz farklı. Çünkü kendisi yerde durmak için değil, havalanmak için burada. Hem de öyle ağır, hantal, kullanması zor bir drone’dan bahsetmiyoruz. Karşımızda avuç içine sığan, katlandığında çantada neredeyse kaybolan ve 250 gram sınırının altında kalan DJI Lito X1 var.
Şimdi diyeceksiniz ki, “İyi güzel de bu zaten küçük bir drone. Ne kadar farklı olabilir?”
İşte mesele tam burada başlıyor. Çünkü Lito X1 sadece küçük olmaya çalışmıyor. DJI, bu küçük gövdenin içine 1/1.3 inçlik 48 megapiksellik sensör, f/1.7 diyafram, 4K/60 fps HDR video, 10-bit D-Log M, çok yönlü engel algılama ve öne bakan LiDAR gibi özellikleri yerleştirmiş. Üstelik ActiveTrack, MasterShots, QuickShots ve otomatik uçuş özellikleriyle de kullanıcıyı mümkün olduğunca işin teknik kısmından uzak tutmaya çalışıyor.
Yani DJI'ın mesajı aslında oldukça açık: “Drone uçurmayı bilmiyor olabilirsin ama güzel görüntü çekmek istiyorsan, biz senin için zor kısmı hallederiz.” Biz de tam olarak bunu test etmek istedik.
Lito X1'i farklı ışık koşullarında, farklı uçuş modlarında ve farklı çekim senaryolarında değerlendirdik. Kamerasına baktık, engel algılama sistemini inceledik, ActiveTrack'i denedik, uçuş süresini gerçek kullanım açısından değerlendirdik. Bizdeki modelin Fly More Combo ve DJI RC 2 kumanda ile geldiğini de özellikle belirtelim. Çünkü bu paket, Lito X1'in kullanım deneyimini standart kutuya göre ciddi şekilde değiştiriyor.
Şimdi gelin, bu küçük drone gerçekten neler yapabiliyor, birlikte bakalım.

İlk Temas: Küçük, Hafif ve Fazlasıyla Tanıdık
Lito X1'i kutusundan çıkarıp elinize aldığınızda ilk tepkiniz muhtemelen çok şaşırtıcı olmayacak. Çünkü gerçekten küçük. Katlandığında yaklaşık 144 x 94 x 62 mm boyutlarında olan drone, çantaya atıp herhangi bir çekime götürebileceğiniz bir yapıya sahip. Ağırlığı ise yaklaşık 249 gram.
Tasarım çizgileri de DJI'ın Mini ailesinden tamamen kopmuyor. Katlanabilir kollar, kompakt gövde ve öne yerleştirilen kamera sistemi ilk bakışta oldukça tanıdık. Ancak Lito X1'in tasarımında önemli bir fark var: DJI bu modeli yalnızca taşınabilirliğe değil, güvenli uçuşa da ciddi şekilde odaklamış. Gövdenin etrafında yer alan sensörler, aşağıdaki görüş sistemi ve öne bakan LiDAR sensörü bunun en büyük göstergesi.
Üstelik bu sensörlerin varlığı sadece teknik özellikler listesinde güzel görünmek için konulmamış. Lito X1'in hedef kitlesi zaten deneyimli drone pilotlarından çok, drone dünyasına yeni girecek kullanıcılar. Dolayısıyla DJI'ın burada en fazla önem verdiği konulardan biri, kullanıcının ilk uçuşunda drone'u bir ağaca, duvara veya başka bir objeye çarptırmamak.
Çünkü yeni başlayan bir kullanıcı için kamera çözünürlüğünden önce gelen şey güven. Drone'u havaya kaldırdığınızda “Acaba şimdi bir yere çarpacak mı?” diye düşünüyorsanız, güzel görüntü çekmenin de pek bir anlamı kalmıyor. Lito X1 tam olarak bu endişeyi azaltmaya çalışıyor.

Fly More Combo: Asıl Hikaye Burada Başlıyor
Bizdeki model DJI Lito X1 Fly More Combo (DJI RC 2). Bu noktada biraz kutu içeriğinden bahsetmek gerekiyor. Çünkü standart Lito X1 ile bizim kullandığımız paket arasında günlük deneyim açısından önemli bir fark var.
Fly More Combo içerisinde DJI RC 2 ekranlı kumanda, üç adet standart Intelligent Flight Battery, şarj merkezi, taşıma çantası ve yedek pervaneler gibi aksesuarlar bulunuyor. DJI RC 2'nin kendi ekranına sahip olması sayesinde uçuş için telefonu kumandaya bağlamak zorunda kalmıyorsunuz.
Ve açıkçası bu, düşündüğümüzden daha önemli bir fark. Çünkü drone uçururken telefonunuzu kumandaya bağlamak ilk başta çok büyük bir problem gibi görünmeyebilir. Ama telefonun şarjı, parlaklığı, bildirimleri, aramalar derken bir süre sonra gereksiz bir uğraşa dönüşebiliyor. RC 2 ise açılıyor, DJI Fly çalışıyor ve uçuşa geçiyorsunuz.
Bir de üç batarya meselesi var. Tek bir batarya ile drone'u birkaç kez havalandırdıktan sonra “Artık yeter” noktasına geliyorsunuz. Üç bataryalı paket ise çekim gününü çok daha rahat hale getiriyor. DJI'ın standart batarya için verdiği maksimum süre 36 dakika olsa da gerçek kullanımda bu süreyi her koşulda görmek mümkün değil. Uçuş süresi; rüzgar, uçuş şekli, kayıt koşulları ve güvenli iniş için bırakılan batarya payına göre değişiyor. Bu nedenle günlük kullanımda yaklaşık 25-27 dakikalık bir uçuş süresini daha gerçekçi bir beklenti olarak değerlendirmek gerekiyor.

Kamerası Küçük Drone'a Büyük Geliyor
Gelelim asıl meseleye: Kamera. Lito X1'in bu kadar dikkat çekmesinin temel nedenlerinden biri uçuş sistemi değil, kamera sistemi.
Drone'da 1/1.3 inç boyutunda, 48 megapiksel çözünürlüklü CMOS sensör bulunuyor. Lens tarafında ise f/1.7 diyafram açıklığına sahip yaklaşık 24 mm eşdeğerinde bir optik sistem kullanılıyor. Üç eksenli mekanik gimbal da kameranın uçuş sırasında oluşan hareketleri dengelemesine yardımcı oluyor.
Bu özelliklerin bir kısmını birkaç yıl önce giriş seviyesi bir drone'da görmeyi beklemezdik. Çünkü 1/1.3 inç sensör, f/1.7 diyafram, RAW fotoğraf, 10-bit D-Log M ve 4K/60 fps HDR video artık yalnızca “başlangıç seviyesi” özellikler gibi görünmüyor.
Gündüz çekimlerinde Lito X1'in görüntüleri oldukça temiz. Detay seviyesi yüksek, renkler canlı ve dinamik aralık başarılı. Özellikle gökyüzü ile karanlık bölgelerin aynı karede bulunduğu sahnelerde sensörün kapasitesi kendisini gösteriyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var. 48 megapiksel yazması, her zaman 48 megapiksellik olağanüstü detay anlamına gelmiyor.
RAW dosyalarını yüzde 100 yakınlaştırdığınızda çok ince detayların zaman zaman yumuşadığını görebiliyorsunuz. JPEG fotoğraflarda ise keskinlik ve canlılık biraz daha öne çıkıyor; ancak yakınlaştırdığınızda uygulanan görüntü işlemenin etkisi daha belirgin hale gelebiliyor. Dolayısıyla Lito X1'in fotoğraf performansı oldukça başarılı olsa da 48 MP çözünürlüğü tek başına onu profesyonel bir fotoğraf makinesi seviyesine taşımıyor. Bize göre Lito X1'in asıl güçlü olduğu alan ise fotoğraftan çok video performansı.

4K HDR ve D-Log M: Küçük Drone'dan Büyük Video
Lito X1, 4K çözünürlükte 60 kare/saniye HDR video kaydedebiliyor. Daha yüksek kare hızlarına çıkıldığında 4K/100 fps ağır çekim kayıt da mümkün. Full HD tarafında ise çok daha yüksek kare hızları sunuluyor ve 200 fps seviyesine kadar ağır çekim kayıt yapılabiliyor.
4K/60 fps tarafı özellikle önemli. Çünkü 30 fps ile 60 fps arasındaki farkı drone görüntülerinde çok net hissedebiliyorsunuz. Drone hareket ederken, kamera sağa-sola dönerken veya hızlı bir nesneyi takip ederken 60 fps görüntü çok daha akıcı görünüyor. Üstelik HDR desteğiyle birlikte Lito X1'in yüksek kontrastlı sahnelerdeki performansı da güçleniyor. Ama video tarafındaki asıl güzel sürpriz D-Log M.
10-bit D-Log M renk profili, çektiğiniz görüntüyü sonradan renk düzenleme aşamasında çok daha esnek hale getiriyor. Yani görüntüyü doğrudan sosyal medyaya atmak isteyen kullanıcı için standart modlar yeterliyken, DaVinci Resolve, Final Cut veya Premiere Pro gibi yazılımlarda çalışacak içerik üreticileri için D-Log M ciddi bir avantaj.
Burada Lito X1'in giriş seviyesi kimliği biraz kayboluyor. Çünkü drone'u ilk kez kullanıyor olabilirsiniz ama birkaç ay sonra “Ben artık biraz daha profesyonel çekimler yapmak istiyorum” dediğinizde cihazın önünüze duvar örmemesi önemli. Lito X1 bunu başarıyor.
Yalnız küçük bir not düşelim: D-Log M, çektiğiniz görüntünün doğrudan hazır ve canlı görünmesini beklediğiniz bir mod değil. Log görüntüler daha düz ve soluk görünebilir. Asıl avantaj, kurgu ve renk düzenleme aşamasında ortaya çıkıyor.

Gece Çekimleri: Küçük Sensörün Sınırları Nerede?
Lito X1'in f/1.7 diyaframı ve 1/1.3 inç sensörü düşük ışık tarafında önemli bir avantaj sağlıyor. Gün batımı, alacakaranlık ve şehir ışıkları gibi sahnelerde görüntü kalitesi hala kullanılabilir seviyede kalıyor. Özellikle f/1.7 diyafram ve 1/1.3 inç sensör, ışığın azalmaya başladığı ortamlarda avantaj sağlıyor.
Ancak burada yine beklentiyi doğru kurmak gerekiyor. Bu bir Mavic 4 Pro değil. Sensör fiziksel olarak hala küçük. Dolayısıyla ışığın iyice azaldığı sahnelerde detay kaybı, gölgelerde yumuşama ve gürültü kaçınılmaz hale geliyor.
Ama Lito X1'in asıl başarısı da zaten burada. Bu boyuttaki, bu ağırlıktaki ve bu fiyat seviyesindeki bir drone'un akşam saatlerinde kullanılabilir görüntüler üretebilmesi oldukça değerli.
Gökyüzünde Sadece Uçmuyor, Sizi Görüyor
Lito X1'in kamera kadar önemli bir başka özelliği de sensör sistemi. Zira bu drone'un etrafında çok yönlü engel algılama sistemi bulunuyor. Bunun üzerine bir de öne bakan LiDAR sensörü eklenmiş.
LiDAR'ın burada yaptığı iş basitçe “önünde bir şey var” demekten biraz daha fazlası. Öne bakan LiDAR, özellikle düşük ışıklı ortamlarda öndeki engellerin algılanmasına katkı sağlarken, çok yönlü görsel algılama sistemi yeterli ışık ve belirgin yüzey yapısı gerektiriyor. Lito X1'in çok yönlü sensör sistemiyle birlikte çalışarak drone'un çevresini daha güvenli şekilde algılamasına yardımcı oluyor.
Bunu gerçek hayatta düşündüğünüzde anlamı çok daha büyük. Bir ağacın yanından geçiyorsunuz. Kamera görüntüsüne odaklanmışsınız. Drone öne doğru gidiyor. Normalde pilotun bir gözü sürekli drone'un çevresinde olmak zorunda. Lito X1 ise burada size bir güvenlik ağı sunuyor.
Tabii ki bu sistemleri “artık hiçbir şeye çarpmaz” şeklinde yorumlamamak lazım. Sensörler ne kadar gelişmiş olursa olsun ince dallar, karmaşık yüzeyler, şeffaf objeler, çok düşük kontrastlı nesneler veya çevresel koşullar algılamayı etkileyebilir. Yani engel algılama sistemi bir pilotun yerine geçmiyor. Ama özellikle yeni başlayanlar için ciddi bir güvenlik katmanı oluşturuyor. Ancak Sport modunda engel algılamanın devre dışı olduğunu da söyleyelim.

ActiveTrack: Drone'u Pilot Değil, Kameraman Yapmak
Lito X1'in en eğlenceli taraflarından biri ActiveTrack. Böylece Drone'un sizi takip etmesini sağlayabiliyorsunuz. Koşarken, bisiklete binerken, yürürken veya bir araçla hareket ederken Lito X1, uygun koşullarda hedefi takip ederek kamera açısını korumaya çalışıyor.
Cihaz, ileri yönde 12 m/s, diğer takip yönlerinde ise 8 m/s'ye kadar çıkabiliyor. Bu da ileri yönde yaklaşık 43 km/s seviyesine denk geliyor. ActiveTrack'in yanı sıra Spotlight, MasterShots ve diğer otomatik uçuş modları da başlangıç seviyesindeki kullanıcıların rahatlıkla kullanabileceği şekilde tasarlanmış.
Burada önemli olan sadece takip hızı değil. Drone'un takip sırasında çevresini algılayabilmesi. Çünkü takip özelliği tek başına çok etkileyici değil. Eğer drone sizi takip ederken ilk ağaca çarpıyorsa, pek bir anlamı yok. Lito X1'in sensör sistemi ve LiDAR kombinasyonu işte burada devreye giriyor. Bu yüzden ActiveTrack'i sadece eğlenceli bir özellik olarak değil, Lito X1'in kullanıcı deneyimini değiştiren temel teknolojilerden biri olarak görüyoruz.
Tek Tuşla Sinematik Görüntüler
Drone uçurmanın en zor taraflarından biri aslında drone'u uçurmak değil, güzel uçurmak. Bir nesnenin etrafında daire çizmek, uzaklaşırken yüksekliği değiştirmek, kamerayı aynı anda doğru yere çevirmek ve bütün bunları düzgün bir görüntü haline getirmek deneyim istiyor. Lito X1 burada QuickShots ve MasterShots gibi otomatik çekim modlarını kullanıyor. Siz çekilecek nesneyi seçiyorsunuz, geri kalan işi drone yapıyor. Özellikle ilk kez drone kullanacak biri için bu çok değerli.
MasterShots, birden fazla uçuş hareketini otomatik şekilde bir araya getirerek daha hazır bir sinematik içerik oluşturmayı hedefliyor. Bunların üzerine Hyperlapse ve Waypoint gibi daha gelişmiş özellikler de ekleniyor. Yani kullanıcı deneyimi basitten başlayıp zaman içinde daha gelişmiş çekim tekniklerine doğru ilerleyebiliyor. Bu da Lito X1'in önemli bir avantajı.

Uçuş Deneyimi: Hızlı Değil, Kontrollü
Lito X1'in maksimum yatay hızı Sport modunda 18 m/s, yani yaklaşık 65 km/s seviyesinde. Normal modda hız daha düşük tutuluyor ve takip modunda da DJI'ın belirlediği sınırlar bulunuyor. Ancak bu drone'u değerlendirirken sadece maksimum hıza bakmak çok anlamlı değil. Kumanda tepkileri hızlı, hareketler kontrollü ve drone özellikle açık alanda oldukça stabil.
Rüzgar tarafında ise beklentiyi doğru tutmak gerekiyor. DJI'ın belirttiği maksimum rüzgar direnci 10,7 m/s civarında. Bu, günlük açık hava kullanımı için iyi bir seviye ancak küçük ve hafif bir drone olduğu için sert rüzgarlarda büyük drone'lar kadar rahat davranmasını bekleyemeyiz. Yani havayı biraz kontrol etmek gerekiyor. Çok sert rüzgar varsa “Ben yine de uçururum” demek yerine başka bir gün beklemek daha mantıklı. Sonuçta 249 gramlık bir drone'u uçuruyorsunuz.
DJI RC 2: Telefonu Unutmak Güzelmiş
Bizim Fly More Combo paketindeki DJI RC 2 kumandaya ayrıca değinmek gerekiyor. Zira bu kumanda Lito X1'i kullanma şeklini ciddi şekilde değiştiriyor.
Dahili ekran sayesinde telefonunuzu kumandaya takmanız gerekmiyor. DJI Fly uygulaması doğrudan kumanda üzerinde çalışıyor. Bu da özellikle dış çekimlerde büyük kolaylık.
Bir de fiziksel kontrol çubuklarının verdiği hassasiyet var. Sağ ve sol joystick ile hareketleri çok daha kontrollü şekilde yapabiliyorsunuz. Bu, özellikle sinematik uçuşlarda önemli. Yavaşça yükselmek, yatay hareket etmek, aynı anda kamerayı aşağı çevirmek gibi hareketlerde kumandanın fiziksel kontrolleri ciddi avantaj sağlıyor.

42 GB Dahili Depolama: Küçük Ama Çok Güzel Bir Detay
Lito X1'in sevdiğimiz özelliklerinden biri de dahili depolama. Tam 42 GB. Bu, özellikle drone'unuzla çekime çıkıp microSD kartı evde bıraktığınızı fark ettiğiniz o meşhur an için hayat kurtarıcı.
Üstelik dosyaları Wi-Fi 6 üzerinden hızlı şekilde aktarabilmek de mümkün. DJI'ın QuickTransfer sistemi burada devreye giriyor. Büyük video dosyalarını telefona aktarıp doğrudan mobil cihaz üzerinden düzenlemek, içerik üreticileri için oldukça pratik.
Pil Ömrü: 36 Dakika mı, 25 Dakika mı?
İşte burada biraz gerçeklerle katalog verilerini ayırmamız gerekiyor. DJI standart Intelligent Flight Battery ile 36 dakikaya kadar uçuş süresi veriyor. Pil kapasitesi ise 2.788 mAh. Ancak gerçek kullanımda 36 dakika beklemek doğru değil.
Çünkü drone'u yüzde 0'a kadar uçurmuyorsunuz. Güvenli iniş için bataryada pay bırakmanız gerekiyor. Rüzgar, sıcaklık, uçuş modu, hız ve kayıt koşulları da süreyi etkiliyor.
Yüksek çözünürlüklü kayıt esnasında 23 - 27 dakikalık bir uçuş süresinden bahsedebiliriz. 36 dakika katalog değeri. Gerçek kullanımda ise yaklaşık 23-27 dakikalık bir uçuş süresi daha gerçekçi olacak. Bu kötü bir sonuç değil. 249 gramlık bir drone için gayet kullanılabilir bir süre. Üstelik Fly More Combo'daki üç batarya sayesinde çekim süresini ciddi şekilde uzatabiliyorsunuz.
Peki, Zayıf Yanları Yok mu?
Her cihazda olduğu gibi Lito X1'in de bazı eksileri var. İlk olarak fotoğraf performansından başlayalım.
48 MP çözünürlük kağıt üzerinde oldukça etkileyici görünse de RAW fotoğraflara yüzde 100 yakınlaştırmayla baktığınızda çok ince detayların zaman zaman yumuşadığını görebiliyorsunuz. JPEG tarafında ise görüntüler daha keskin ve canlı görünüyor ancak bazı sahnelerde uygulanan görüntü işlemenin etkisi belirginleşebiliyor.
Bu nedenle Lito X1'i fotoğraf için alıyorsanız, 48 MP değerinden yola çıkarak profesyonel bir fotoğraf makinesi performansı beklememek gerekiyor.
İkinci konu batarya. DJI'ın verdiği 36 dakikalık maksimum uçuş süresi elbette kulağa güzel geliyor ancak gerçek kullanımda bu değere her koşulda ulaşmak mümkün değil. Uçuş şekli, rüzgar, hava koşulları ve güvenli iniş için bırakılan batarya payı süreyi doğrudan etkiliyor.
Bir diğer eksik ise ND filtrelerin standart olarak kutudan çıkmaması. Özellikle video tarafında enstantane ve pozlama üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak isteyen kullanıcılar için ND filtreler önemli. Ancak bunları ayrıca satın almak gerekiyor. Bu da özellikle daha profesyonel çekim yapmak isteyenler için ekstra bir maliyet anlamına geliyor.
Son olarak engel algılama sistemine tekrar değinmekte fayda var. Sistem oldukça başarılı olsa da bunu kesin bir çarpışma garantisi olarak görmemek gerekiyor. İnce dallar, şeffaf yüzeyler, düşük kontrastlı nesneler veya uygun olmayan çevre koşulları sensörlerin performansını etkileyebilir. Yani teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, pilotun dikkatinin yerini tamamen tutmuyor.

Sonuç
Evet, sonuç olarak DJI Lito X1, kompakt ve hafif yapısına rağmen sunduğu kamera, güvenlik ve otomatik uçuş özellikleriyle giriş seviyesindeki drone'lar arasında oldukça iddialı bir seçenek. 1/1.3 inç sensörü, 4K/60 fps HDR video, 10-bit D-Log M, LiDAR ve çok yönlü engel algılama gibi özellikler, bu boyuttaki bir drone'dan bekleyebileceğinizin üzerine çıkıyor.
Özellikle ilk kez drone kullanacak, kolay taşınabilen ama birkaç ay sonra da kendisini sınırlamayacak bir model arayan kullanıcılar için Lito X1 oldukça dengeli bir paket sunuyor. Kısacası Lito X1, “küçük olsun ama özelliklerinden de taviz vermesin” diyenler için bugün değerlendirilebilecek en güçlü seçeneklerden biri.