Dokunmatik ekranın bilgisayarlardaki yolculuğu: HP 150'nin şaşırtıcı hikayesi
Bugün telefonlardan dizüstü bilgisayarlara kadar her yerde kullanılan dokunmatik ekran teknolojisinin geçmişi 1960'lara kadar uzanıyor. Ancak bu teknolojinin ticari bir kişisel bilgisayarda kullanılmaya başlaması için 1983 yılındaki HP 150'yi beklemek gerekti.
Bugün bir bilgisayarın ekranına parmağımızla dokunup işlem yapmak sıradan bir kullanım biçimi. Ancak bu deneyimin kişisel bilgisayarlara girmesi, akıllı telefonlardan ve modern tabletlerden çok daha eskiye uzanıyor. HP'nin 1983 yılında piyasaya sürdüğü HP 150, dokunmatik ekranı ticari bir kişisel bilgisayarda kullanan ilk örneklerden biri olarak bu dönüşümün önemli aşamalarından birini oluşturdu.
Dokunmatik ekran fikrinin kendisi ise HP 150'den çok daha önce ortaya çıkmıştı. E.A. Johnson, 1965 yılında hava trafik kontrol sistemlerini geliştirmek amacıyla ilk dokunmatik ekran tasarımlarından birini geliştirdi. Bu sistem genel kullanıma yönelik ticari bir bilgisayar değildi. Daha sonraki dönemde CERN'deki bilimsel ekipman kontrol sistemleri ve eğitim amacıyla geliştirilen PLATO IV gibi projeler de dokunmatik teknolojinin farklı alanlarda kullanılabileceğini gösterdi.
HP 150'nin alışılmadık ekran sistemi
1983'te ortaya çıkan HP 150, iki disket sürücüsü ile ana donanımı da içerisinde barındıran monitörden oluşan iki parçalı bir bilgisayardı. Dönemin alışılmış bilgisayarlarından farklı olarak fare desteği bulunmuyordu. Kullanıcılar veri girişini klavye veya ekran üzerinden gerçekleştiriyordu.
Buradaki asıl fark ise ekranın çalışma biçimiydi. HP 150, bugün yaygın olarak kullanılan kapasitif ya da rezistif dokunmatik paneller yerine kızılötesi ışınlara dayanan optik bir sistem kullanıyordu.
Ekranın çevresine yerleştirilen kızılötesi verici ve alıcılar, görünmez bir ışık ağı meydana getiriyordu. Parmağın ekrana dokunmasıyla bu ağın belirli bir noktasında kesinti oluşuyor, bilgisayar da bu değişiklik üzerinden temasın gerçekleştiği yeri belirliyordu.
Sistem kendi dönemi için hızlı bir tepki sunuyordu. Fakat bazı önemli sorunları vardı. Ekran çevresindeki yapı toz birikmesine karşı hassastı, teknolojinin çalışması için kalın bir çerçeve gerekiyordu ve çoklu dokunma desteği bulunmuyordu. Bu sınırlamalar nedeniyle kızılötesi yöntem zaman içerisinde yerini farklı dokunmatik teknolojilere bıraktı.
HP'nin parmakla dokunmaya dönüşü yıllar aldı
HP 150'nin ardından şirket, uzun bir süre parmakla kullanılabilen bilgisayarlar üretmedi. 2002 yılında piyasaya çıkan tablet modellerinde dokunmatik kullanım için özel bir dijital kalem gerekiyordu.
Parmakla dokunmatik ekran deneyimi ise HP'nin ürünlerine 2007 yılında TouchSmart serisiyle yeniden geldi. Şirket bir yıl sonra TouchSmart tx2 modelini tanıttığında ise daha farklı bir yaklaşım benimsedi.
TouchSmart tx2, kızılötesi sistemden vazgeçerek kapasitif dokunmatik ekran teknolojisine geçti. Bunun yanında çoklu dokunma desteği de sunuldu. Böylece HP'nin dokunmatik bilgisayarları, bugün tablet ve dizüstü bilgisayarlarda alıştığımız kullanım biçimine daha fazla yaklaşmış oldu.
HP günümüzde de dokunmatik ekran seçeneğini farklı ürün gruplarında sunmayı sürdürüyor. OmniBook serisindeki tüketici bilgisayarlarının yanı sıra ProBook, EliteBook ve ZBook gibi kurumsal ve profesyonel modellerde de bu teknolojiye yer veriliyor.