Dünya neden hiç durmadan dönüyor, dönmeseydi ne olurdu?
Saatte binlerce kilometre hızla dönen bir kayanın üzerinde yaşıyoruz ama bunun farkında bile değiliz. Güneş Sisteminin oluşumundan kalan bu kadim hareketin kökenini ve dönüş mekanizmasının aniden durması durumunda gezegenimizi bekleyen felaket senaryolarını inceledik.
Uzayda süzülen devasa bir kaya parçasının üzerinde, saatte binlerce kilometrelik bir hızla savruluyoruz. Batıdan doğuya doğru kesintisiz devam eden bu hareket, Güneş’i her sabah ufukta selamlamamızı sağlarken geceleri de yıldızların geçit törenine zemin hazırlıyor. Peki, ayaklarımızın altındaki zemin neden bir an bile durmuyor? Başka bir deyişle Dünya, neden sürekli kendi ekseni etrafında dönüyor? Cevap, sandığımızdan çok daha eskiye dayanıyor.
Dünya, Kuzey ve Güney kutuplarını birleştiren sanal bir çizgi etrafında hiç durmadan turluyor. Kuzey Yarımküre’den bakıldığında tam Kutup Yıldızı’nı hedef alan bu dönme ekseninin sırrı, aslında komşu gezegenlerde gizli.
Güneş Sistemi’nde duran tek bir cisim bile yok
Gökbilimcilere göre kozmostaki hareketin kökeni, yıldızların doğum anına kadar uzanıyor. Güneş’in bile kendi etrafındaki bir turunu yaklaşık 27 günde tamamladığını düşünürsek, sistemdeki hiçbir maddenin durağan kalmadığını açıkça görebiliriz.
Sistemin bebeklik dönemini anlamak adına astronomlar, Beta Pictoris gibi henüz genç sayılabilecek yıldızları inceliyor. Çevresinde devasa bir toz ve gaz bulutu barındıran bu yapı, gezegenlerin doğuş şartlarına dair harika ipuçları veriyor. Gaz bulutları kütleçekim etkisiyle çökerken kendi etrafında fırıldak gibi dönmeye başlar. Zamanla bu diskten kopan parçalar gezegenlere dönüşürken, ilk baştaki dönme momentumunu da korur. Yani Dünya’nın dönüşü, doğumundan kalan bir miras.