Kitabı efsane, filmi hayal kırıklığı: En çok eleştirilen 5 bilim kurgu uyarlaması
Bazı bilim kurgu filmleri gişede ses getirse de kaynak eserlerinin gücüne ulaşamadı. İşte hikâyeyi değiştiren, önemli detayları atlayan ve izleyiciyi hayal kırıklığına uğratan 5 uyarlama.
Bilim kurgu sinemasının en başarılı yapımlarının önemli bir kısmı romanlardan ve çizgi romanlardan uyarlandı. Güçlü bir hikâye, film için sağlam bir temel oluşturuyor. Ancak her uyarlama aynı başarıyı yakalayamıyor.
Bazı filmler, kaynak eserin önemli olaylarını çıkarıyor. Bazıları ise hikâyeyi tamamen değiştirerek farklı bir yöne gidiyor. Sonuçta ortaya çıkan yapım, kitabın etkisini yakalayamıyor ve hayranların beklentisini karşılayamıyor.
Kimi uyarlamalar seri planlarını rafa kaldırdı. Kimileri ise yönetmen ve yapım ekibi için kariyerlerinin en tartışmalı işlerinden biri oldu. İşte güçlü hikâyeleri sinemada beklenen etkiyi yaratamayan beş bilim kurgu filmi.
The Island of Dr. Moreau
H.G. Wells'in eserleri sinemaya birçok kez uyarlandı. Bunların arasında en çok eleştirilen yapımlardan biri ise 1996 tarihli The Island of Dr. Moreau oldu.
Filmde David Thewlis, uçak kazasından kurtulduktan sonra gizemli bir adaya ulaşan Edward Douglas karakterini canlandırıyor. Adada yaşayan Dr. Moreau ise hayvan ve insan özelliklerini birleştiren deneyler yapıyor. Roman, insan kimliği ve doğaya müdahale gibi konuları işlerken film bu derinliği yansıtamadı.
Yapım süreci de filmin önüne geçti. Val Kilmer'ın sette yaşattığı sorunlar sık sık gündeme geldi. Marlon Brando ise kızının ölümünün ardından çekimlerden uzaklaştı. İlk yönetmen Richard Stanley görevden alındı ve yerine John Frankenheimer geçti. Stanley'nin daha sonra makyaj yaparak figüran olarak sete geri döndüğü bile konuşuldu.
Ortaya çıkan film hem eleştirmenlerden hem de izleyicilerden olumsuz yorum aldı. Bu hikâyenin perde arkasını merak edenler için Lost Soul: The Doomed Journey of Richard Stanley's Island of Dr. Moreau belgeseli, filmden daha ilgi çekici bulunuyor.
I Am Legend
Francis Lawrence imzalı I Am Legend, Richard Matheson'ın 1954 tarihli romanının en bilinen uyarlaması olsa da kitapla arasında önemli farklar bulunuyor.
Filmde Robert Neville, insanlığı tehdit eden "Darkseekers" adlı yaratıklarla mücadele ediyor. Romanda ise karşısındaki düşmanlar gerçek vampirler olarak anlatılıyor. Üstelik bu yaratıklar konuşabiliyor, Neville ile iletişim kuruyor ve onu psikolojik olarak yıpratmaya çalışıyor. Hatta grubun lideri, Neville'ın eski komşusu çıkıyor.
Kitaptaki köpek hikâyesi de filmdekinden daha sert ilerliyor. Neville haftalar boyunca sokak köpeğini kendine alıştırmaya çalışıyor. Tam güven oluşurken vampirler köpeği öldürüyor.
Romanın finali ise tüm hikâyeyi ters yüz ediyor. Son sayfalarda asıl korkulan kişinin Neville olduğu ortaya çıkıyor. Bu çarpıcı son bugüne kadar hiçbir film uyarlamasında kullanılmadı.
The Dark Tower
Stephen King'in uzun soluklu The Dark Tower serisi, 2017 yılında sinemaya uyarlandı. Ancak film hem hayranlardan hem de eleştirmenlerden beklediği desteği alamadı.
Uyarlamanın en büyük sorunu, serinin farklı kitaplarından parçaları tek bir filme sıkıştırması oldu. Bu tercih, romanlardaki karanlık atmosferi ve karakter gelişimini büyük ölçüde zayıflattı.
Idris Elba'nın Roland Deschain'i, Matthew McConaughey'nin ise Walter Padick'i canlandırması ilk bakışta güçlü bir seçim gibi görünüyordu. Ancak senaryo, iki karakteri de yüzeysel bıraktı.
Stephen King de filmin yaş sınırına uygun hale getirilmesi için hikâyenin yumuşatıldığını söylemişti. Bu nedenle birçok hayran, Mike Flanagan'ın hazırladığı yeni The Dark Tower uyarlamasından daha büyük beklenti taşıyor.