Seksenlerin sokaklarında iz bırakan 5 unutulmaz otomobil
Seksenli yıllarda gençlerin rüyalarını süsleyen, Miami Vice dizisinin neon ışıklı sokaklarında boy gösteren lüks otomobil tasarımları yeniden gündemde. Sıradan insanların sadece uzaktan bakabildiği bu bütçe zorlayan modellerin bilinmeyen üretim hikayeleri dikkat çekiyor.
Birçok insan 1980'li yılları tüketim çılgınlığının ve lüks düşkünlüğünün zirve yaptığı bir dönem olarak hatırlar. Ancak madalyonun diğer yüzüne bakıldığında, akıllarda yer eden pop şarkıları, sinema klasikleri ve teknolojide yaşanan devrimlerle dolu bir on yıl görürüz. Bu renkli dönem, otomotiv dünyasına da hafızalardan silinmeyen benzersiz modeller armağan etti.
Üreticiler petrol krizlerinin ardından 1970'lerin çok yakan büyük motorlu araçlarından uzaklaşmaya başlasa da seksenler, hız tutkunlarının kalbini çalmayı başaran çok özel tasarımlara sahne oldu. İşte o yıllarda çocukluğunu veya gençliğini yaşamış her otomobil sevdalısının rüyalarını süsleyen, nostaljik bağını koparamadığı beş ikonik araç…
Chevrolet Camaro IROC-Z
Otomotiv firmaları 1970'lerin kaslı araç çılgınlığından uzaklaşmış gibi görünse de bu ruhu tamamen terk etmedi. Chevrolet, yüksek performans tutkusunu canlı tutmak adına Camaro IROC-Z modelini piyasaya sürdü. Sokaklara uygun ancak yarış pistlerinden ilham alan bu özel model, 1985 yılında otomobil tutkunlarının beğenisine sunuldu. Amerikan kaslı araba hareketinin bittiğini kabul etmeyen sürücüler, bu agresif tasarıma adeta akın etti. Gövdesi adeta bir mermiyi andıran IROC-Z, alçak yapısı ve kaputunun altındaki 5.0 litrelik V8 motoruyla dikkatleri üzerine topluyordu. Tam 215 beygir güç ve 279 lb-ft tork üreten araç, saatte yaklaşık 140 mil hıza ulaşabiliyordu. Dönem dönem üstü açılabilen T-Top tavan seçeneğiyle de satılan bu özel Camaro, yollarda hem görüntüsüyle hem de gürültülü motor sesiyle fark yaratıyordu. Aracın değeri, tanıtılmasının üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen günümüzde de artmaya devam ediyor.
Ferrari Testarossa
İtalyan üretici Ferrari, yüksek performanslı ve estetik harikası araçlar tasarlama konusunda zaten küresel bir üne sahipti. Birçok uzman markanın en iyisi olarak F40 modelini gösterse de popüler kültür üzerindeki etkisi düşünüldüğünde Testarossa'nın yeri her zaman ayrı oldu. Seksenli yıllarda gençlerin odalarındaki duvarları en çok süsleyen süper otomobil kesinlikle bu modeldi.
Çoğu insan bu aracı sadece posterlerde ya da dönemin ünlü polisiye dizisi Miami Vice sahnelerinde görebiliyordu. Paris Otomobil Fuarı'nda 1984 yılında görücüye çıkan bu şık İtalyan, sıradan vatandaşların bütçesinin çok üzerinde bir fiyat etiketine sahipti. Kamamsı ince gövdesi ve kapılarındaki ikonik hava girişleri, araca diğer Ferrari modelleri arasında bile sıra dışı bir hava katıyordu. Güç odaklı yapısını 380 beygir güç ve 354 lb-ft tork üreten V12 motorundan alan Testarossa, yedi yıl boyunca üretim hattında kaldı ve yerini daha sonra 512 TR modeline bıraktı.
Honda CRX
Seksenli yılların otomobil pazarı sadece hız ve estetik üzerine kurulu değildi. Asya otomotiv markalarının Amerika pazarında rüştünü ispat ettiği o dönemde, Honda öne çıkan üreticilerden biri oldu. Markanın 1983 yılında tanıttığı CRX modeli, genç sürücüler arasında hızla popülerlik kazandı. Bu sıra dışı ama sportif küçük kompakt araç, bütçe dostu fiyatıyla sokakları hızlıca istila etti.
Şehir merkezlerinde ve banliyölerde o kadar çok görüldü ki o yıllarda genç olan herkesin ya kendi CRX'i vardı ya da bu araca sahip bir arkadaşı bulunuyordu. Çok hızlı olmamasına veya lüks bir çekicilik barındırmamasına rağmen, sekiz yıllık üretim ömrü boyunca kendine has bir hayran kitlesi oluşturdu. Bagaj kapağının özgün tasarımı, aracın zamanla bir kült haline gelmesini sağladı. Honda bu seriyi 1991 yılında sonlandırmış olsa da hafif yapısı ve güç dengesi nedeniyle günümüzde hala modifiye projelerinde sıkça tercih ediliyor.