Yanlış adreste aranan kara delikler, Wi-Fi teknolojisini nasıl doğurdu?
Stephen Hawking'in 1974'teki kara delik teorisini kanıtlamak isteyen araştırmacılar, uzaydan gelen sinyalleri netleştirmek için özel bir algoritma geliştirdi. O dönem uzayda işe yaramayan bu sistem, yıllar sonra duvarlardan seken internet sinyallerini kurtararak hayatımızı değiştirdi.
Kablosuz cihazlarımızla bir iki oda öteden dahi internete sorunsuz bağlanabilmemizi sağlayan Wi-Fi teknolojisini, gerçekte varlığı kanıtlanamamış bir uzay olayını arayan bilim insanlarına borçluyuz. Süreç, Stephen Hawking’in 1974 yılında ortaya attığı teorik bir hesaplamayla başladı. Hawking, minik kara deliklerin buharlaşma süreçlerinin sonunda yüksek enerjili radyo dalgaları saçacağını öngörmüştü. Bu fikirden yola çıkan bir grup radyo astronom, 1970'li yıllarda proton boyutundaki patlayan kara deliklerden gelebilecek sinyallerin peşine düştü. Fakat binlerce ışık yılı mesafedeki gaz ve toz bulutlarını aşarak gelen bu dalgalar, net bir zirve oluşturmak yerine uzaydaki arka plan gürültüsüne karışıp yayılıyordu.
Uzay sinyallerini çözen matematik
Soruna çözüm bulmak isteyen Avustralyalı mühendis John O'Sullivan ve ekibi, Hollanda'daki radyo teleskopları üzerinde çalışırken Hızlı Fourier Dönüşümü (FFT) odaklı matematiksel algoritmalar geliştirdi. Uzayda yol alırken bozulan ve geciken sinyalleri tersine çeviren bu yöntem, karmaşık veri birikintisinin içerisinden tertemiz bir sinyal süzmeyi başardı. Araştırmalar sonucunda herhangi bir kara delik tespit edilemedi; ancak bulunan matematiksel araç radyo astronomi verilerinin netleştirilmesinde aktif olarak kullanıldı.
O'Sullivan, 1980'lerin sonuna doğru Avustralya Devlet Bilimsel ve Sanayi Araştırma Örgütü’ne (CSIRO) geçiş yaptı. Burada, kapalı alanlarda bilgisayarları kablosuz ağa bağlarken yaşanan "çoklu yol" aksaklığını inceledi. Radyo dalgaları duvarlara, cihazlara veya mobilyalara çarpıp alıcıya farklı zaman dilimlerinde ulaşıyor; bu durum sinyallerin çakışmasına ve yüksek hızlı veri akışının kesilmesine yol açıyordu.
O'Sullivan; Graham Daniels, John Deane, Diethelm Ostry ve Terry Percival’dan oluşan CSIRO ekibiyle birlikte uzay projeleri için ürettikleri matematiği bu alana uyarladı. Taşınan veriyi paralel çalışan yavaş alt kanallara bölen, hataları önceden düzelten ve bitleri harmanlayan bu teknik, 23 Ocak 1996 tarihinde ABD Patent 5487069 numarasıyla tescillendi. Devamında ise 802.11a ve 802.11g Wi-Fi standartlarının temel taşı haline geldi.