250 yıl sonra açılacak: Tarihin en büyük zaman kapsülü yer altına iniyor

Bağımsızlığın çeyrek binyıllık öyküsünü geleceğe taşımak isteyen ABD'li yetkililer, Philadelphia'da dev bir projeyi mühürlüyor. 2276 yılına kadar açılmayacak olan gizemli sandık, yapay zeka kehanetlerinden sentetik DNA arşivlerine kadar şaşırtıcı nesneler barındırıyor.

250 yıl sonra açılacak: Tarihin en büyük zaman kapsülü yer altına iniyor

Amerika Birleşik Devletleri, kuruluşunun 250. yıl dönümünde gelecek nesillerle sıra dışı bir bağ kurmaya hazırlanıyor. Bağımsızlık Bildirgesi'nin imzalanmasının üzerinden geçen çeyrek binyıllık tarihi taçlandırmak isteyen yetkililer, ülkenin en büyük zaman kapsülü projesini hayata geçiriyor.

Philadelphia'da gerçekleştirilecek resmi bir törenin ardından yerin üç metre altına indirilecek devasa metal sandık, tam iki buçuk asır boyunca gün yüzü görmeyecek. Başka bir deyişle, kuruluşun 500. yıl dönümünde açılacak. Üzerindeki kesin talimata göre kapağı 4 Temmuz 2276 tarihine kadar açılmayacak olan bu kapsül, günümüz Amerikası'nın kültürel, teknolojik ve toplumsal yapısını uzak geleceğe taşıyan bir köprü görevi üstleniyor.

Yaklaşık 400 kilogram ağırlığındaki bu özel muhafaza kutusu, zamanın yıpratıcı doğasına meydan okuyacak üst düzey bir mühendislikle üretildi. İçerideki objelerin bozulmasını, kuruyup ufalanmasını ya da nemden çürümesini önlemek adına sandık içindeki nem oranı yüzde 35 seviyesinde sabit tutuluyor. Sıcaklık değişimlerine karşı toprağın doğal yalıtımından faydalanan ve tamamen su geçirmez şekilde tasarlanan sistemin mimarı Michael Berilla, projenin dayanıklılığına tam not verdi. Berilla, olası bir büyük felakette tüm şehir sular altında kalsa dahi bu kutunun içine tek bir damla su sızmayacağını savunuyor.

Yapay zeka tahminlerinden sentetik DNA arşivlerine...

Geleceğe bırakılacak mirasın belirlenmesi için ülkedeki tüm eyalet valiliklerinden kendi bölgelerini yansıtan sembolik eşyalar talep edildi. Gelen yanıtlar, bilimsel buluşlardan popüler kültüre kadar uzanan oldukça renkli bir koleksiyonun oluşmasını sağladı. En dikkat çekici teknolojik katkılardan biri California'dan geldi; eyalet yönetimi sandığa bir füzyon süperiletkeni ile yapay zeka modeli Claude'un 250 yıl sonrasına ait gelecek öngörülerini ekledi. Yapay zekanın kehanetine göre o dönemde bölgedeki doğal yaşam kökten değişecek.

Eyaletlerin geçmişi ile bağ kuran Michigan ise kutuya 350 milyon yıllık fosilleşmiş mercan taşları ile binlerce yıl öncesine dayanan dev bir bakır filizi yerleştirmeyi uygun buldu. Kumarhane kültürüyle bilinen Nevada ise kendi tarzını yansıtarak kutuya oyun çipleri bıraktı. Bilgi deposu rolünü üstlenen Kongre Kütüphanesi ise adeta teknolojinin sınırlarını zorladı; bir kurşun kalem silgisi boyutundaki özel bir tüpün içine sentetik DNA üzerine kodlanmış dijital arşivleri yerleştirdi. Bu mikroskobik arşivde ülkenin bağımsızlık belgesinin ilk taslakları, ulusal marşın orijinal notaları ve eski başkan Abraham Lincoln'ün elinin üç boyutlu modeli yer alıyor.

Popüler kültürün ayak izleri

Tarihi ve bilimsel belgelerin yanında günlük yaşamın eğlenceli unsurları da unutulmadı. Dünyaca ünlü içecek üreticisi Coca-Cola, 1971 yılının ikonik reklam şarkısı sözlerinin basılı olduğu boş bir şişeyle projeye dahil olurken, Profesör Golfçüler Birliği (PGA) yeşil sahalardan bir çim tamir aparatı ile şampiyonun fotoğrafını sandığa bıraktı. İçerisinde edebi metinlerin ve şiirlerin de yer aldığı bu devasa sandık, açılacağı günün insanlarına bugünün dünyasını bir masal gibi anlatacak. İki yüz elli yıl sonra kutuyu açacak nesillerin bu tarihi, teknolojik ve popüler kültür karmasına nasıl bir tepki vereceğini ise sadece zaman gösterecek.