Akıllı saatinizi bir meyveye sararsanız ne olur? İşte şaşırtıcı sonuç!

Evdeki akıllı saatinizi bileğiniz yerine tezgahtaki bir muzun etrafına sardığınızda cihazın nabız ölçtüğünü görebilirsiniz. Sosyal medyada çığ gibi büyüyen bu eğlenceli akım, giyilebilir cihazların içindeki hassas algoritmaların fiziki dünyada nasıl manipüle edildiğini gösteriyor.

Akıllı saatinizi bir meyveye sararsanız ne olur? İşte şaşırtıcı sonuç!

Teknoloji dünyasında akıllı saatler ve tıbbi cihazlar üzerine eğlenceli bir deney, son günlerde dijital platformlarda oldukça popüler bir akım haline geldi. Eğer evinizde bir akıllı saat veya akıllı bileklik varsa, cihazı bileğiniz yerine mutfaktaki herhangi bir meyvenin etrafına sararak bu deneyi kendiniz de yapabilirsiniz.

Şaşırtıcı bir şekilde cihazın bir nabız algıladığını göreceksiniz. Yapılan denemeler, tezgahtaki bir muzun kalp atışlarına sahip olduğunu, kivi veya nektarin gibi meyvelerin ise adeta heyecanlı bir insan gibi nabız verdiğini gösteriyor. Elbette bu durum her sabah severek yediğimiz ya da blendere atıp içtiğimiz meyvelerin gizli birer bilince sahip olduğunu göstermiyor. Bu tamamen ışık oyunlarından ve bilim dünyasında "fotopletismografi" adı verilen akıllı bir ölçüm teknolojisinden kaynaklanıyor.

Evlerde tekrar etmesi göreceli olarak kolay olan bu testlerde, bir muzun dakikada 85 nabza sahip olduğu, nektarin ve avokadonun 70'li sakin sularda yüzdüğü, kivinin ise 110 nabızla adeta strese girdiği görülebiliyor. Hatta nabzı tamamen sıfır çıkan bir domates de internete yansıyan bu eğlenceli testin kurbanlarından biri oldu. Akıllı saatlerin çalışma prensibini oluşturan bu teknoloji, aslında hastanelerde parmak ucumuza takılan mandallı cihazlarla tamamen aynı mantıkla hareket ediyor. Saatinizin arkasını çevirdiğinizde gördüğünüz küçük, yanıp sönen yeşil veya kırmızı ışıklar bu sistemin temel parçasını oluşturuyor. Cihaz, doğrudan cildinize yoğun bir ışık huzmesi gönderiyor ve bu ışığın doku tarafından ne kadar emildiğini ya da geri yansıtıldığını anlık olarak takip ediyor. Kalbimiz her pompalama yaptığında, kılcal damarlardaki kan hacmi anlık olarak genişliyor ve bu genişleme yansıyan ışığın miktarını değiştiriyor. Akıllı saatteki algoritmalar da bu ışık oynamalarını analiz ederek bize nabız verisi olarak sunuyor.

Algoritmaların kusursuz ışık yanılsaması

Söz konusu bir meyve olsa da, akıllı saatin arkasındaki sensörler görevini yapmaya ve ortamda bir nabız aramaya devam ediyor. Meyvenin kabuk yapısı, etli kısmının yoğunluğu veya ortamdaki en ufak bir titreşim, cihazın gönderdiği ışığın kırılmasına ve dalgalanmasına yol açıyor. Akıllı saatin içindeki yazılım ise bu rastgele ışık oynamalarını, sanki canlı bir damardan geçen kan akışıymış gibi yorumlayarak ekrana bir kalp atış hızı yansıtıyor.

Bu durum sadece meyvelerle de sınırlı değil; evinizdeki cansız nesnelerin birçoğunda benzer bir ışık yansıması yaratıldığında sistem yine aynı tepkiyi veriyor. Ancak teknoloji meraklıları, bir fitness takipçisini bir muzun ya da elmanın üzerinde görmeyi görsel olarak daha komik bulduğu için sosyal medyada bu tarz paylaşımlar çığ gibi büyümüş durumda.

Bu eğlenceli yanılsama, giyilebilir teknolojilerin biyolojik verileri okurken ne kadar hassas algoritmalar kullandığını, ancak aynı zamanda fiziki dünyanın küçük oyunlarına karşı ne kadar manipüle edilebilir olduğunu da açıkça kanıtlıyor.