Atlantik'in 1.3 kilometre altındaki devasa doğal ağ

Kuzey Atlantik'te okyanus tabanının 1.268 metre altına inen bilim insanları, gezegenin üst mantosuna ait kayaçlara ulaşmayı başardı. Kayaçların gözeneklerinde bulunan 300 derecelik su örnekleri, deniz altındaki gizli yaşamı besleyen doğal tesisat sistemini ilk kez somut şekilde kanıtladı.

Atlantik'in 1.3 kilometre altındaki devasa doğal ağ

Deniz seviyesinin yüzlerce metre altında, okyanus kabuğunun kalbinde işleyen devasa bir sıvı dolaşım sistemi keşfedildi. Bilim insanları JOIDES Resolution isimli araştırma gemisiyle Kuzey Atlantik'te, Atlantis Masifi bölgesinde tabanın 1.268 metre altına kadar inen sondaj kuyusu açtı. Sondaj sonucunda, normalde erişilmesi imkansız sayılan ve Dünya'nın üst mantosunda bulunan peridotit kayaçlarına ulaşıldı.

Tektonik hareketlerin yukarı doğru ittiği bu kayaç katmanları, yer altındaki gizli sıvı akışını incelemek isteyen uzmanlara eşsiz bir imkan sunuyor. Çıkarılan kayaç örneklerinin gözeneklerinde saklı kalan "oluşum suyu" laboratuvarda analiz edildi. Sıcaklığı 300 dereceyi aşan bu sıvıların, manto katmanındaki kayaçlarla yüzyıllardır etkileşim halinde kaldığı anlaşıldı. Geochemistry, Geophysics, Geosystems dergisinde detayları paylaşılan araştırma; deniz suyunun levha derinliklerine sızıp ısındıktan sonra yüzeye nasıl taşındığını gözler önüne seriyor. Bu süreç, okyanus tabanındaki mikroorganizmaların yaşamasını sağlayan kimyasal enerjinin ana kaynağını oluşturuyor.

Güneşsiz ortamda fotosentezsiz yaşamın adresi

Sondaj noktasının yalnızca 800 metre güneyinde, "Kayıp Şehir" (Lost City) adı verilen hidrotermal bir baca metropolü var. Okyanus tabanından 900 metre derinlikte yer alan bu bacalar, derinlerde ısınan suyun hidrojen ve metan yüklenerek dışarı fışkırmasıyla oluşmuş durumda. Aşırı sıcaklığa, yüksek basınca ve zifiri karanlığa rağmen bölge devasa bir canlı çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor.

Güneş ışığından tamamen mahrum kalan bu canlılar, hayatta kalabilmek adına fotosentez mekanizmasını devre dışı bırakmış. Bunun yerine, derinlerdeki sondajla varlığı kanıtlanan tesisat ağının fışkırttığı kimyasal bileşenleri enerjiye dönüştürüyorlar. Kuzey Amerika, Avrasya ve Afrika levhalarının kesişim noktasında yer alan bu alan, Güneş olmadan da yaşamın nasıl kurulabileceğini kanıtlayan en somut doğa laboratuvarı sayılıyor.