Audi’den radikal karar: Yeni Q9 önce Amerika’ya gidiyor

Audi, yeni Q9 modelinde alışılmış geliştirme düzenini tamamen değiştirdi. Marka tarihinde ilk kez bir model doğrudan Amerikan kullanıcı alışkanlıklarına göre hazırlandı. Fiziksel düğmelerin geri dönüşü ve yeni R8 ihtimali ise dikkat çeken diğer başlıklar arasında.

Audi’den radikal karar: Yeni Q9 önce Amerika’ya gidiyor

Otomotiv dünyasında uzun yıllardır hakim olan “tek araçla tüm dünyaya hitap etme” anlayışı hızla değişiyor. Küresel pazarlara aynı modeli küçük farklarla sunma dönemi yerini, her bölgenin beklentilerine göre şekillenen özel stratejilere bırakıyor. Audi’nin üzerinde çalıştığı yeni Q9 modeli ise bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri.

Alman üretici, yeni büyük SUV modeli Q9’u geliştirirken alışılmış yöntemlerinin dışına çıkmış durumda. Marka tarihinde ilk kez bir modelin merkezine Avrupa yerine doğrudan Amerika pazarı yerleştirildi. Üstelik araç, önce ABD’de satışa çıkacak. Audi, diğer bölgeler için planlamayı ise Amerikan pazarındaki talep şekillendikten sonra yapmayı düşünüyor.

Bu yaklaşımın arkasında son yıllarda yaşanan küresel gelişmeler var. Salgın sonrası bozulan tedarik zincirleri, artan ticaret gerilimleri ve bölgesel krizler, otomobil üreticilerini daha yerel çözümler üretmeye itti. Audi CEO’su Gernot Döllner’e göre artık her pazarda aynı formülün işlemesi mümkün değil.

Q9’un tasarım sürecinde Amerikan kullanıcı alışkanlıkları belirleyici rol oynadı. İç mekandaki geniş bardaklıklar bile bu yaklaşımın küçük ama dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak değişim bununla sınırlı değil.

Audi, son dönemde bazı modellerinde kullandığı tamamen dokunmatik kapı paneli sistemini Q9’da geri plana itti. Marka, kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda fiziksel düğmelere yeniden yer verdi. Özellikle sürüş sırasında dokunmatik kullanımın yarattığı zorlukların müşteriler tarafından sıkça dile getirildiği belirtiliyor.

Koltuk yapısından klima performansına kadar birçok detay da doğrudan Amerikan tüketicisinin beklentilerine göre şekillendirildi. Döllner, Amerika’da başarılı olan bir otomobilin Avrupa’da da karşılık bulabileceğini düşündüklerini, ancak Avrupa merkezli bir anlayışın her zaman ABD’de aynı sonucu vermediğini ifade ediyor.

Çin pazarı artık tamamen ayrı bir dünya

Audi’nin dikkatle takip ettiği bir diğer bölge ise Çin. Ancak şirket yönetimine göre Çin pazarı artık Avrupa ve Amerika’dan tamamen farklı dinamiklerle ilerliyor. Pekin Otomobil Fuarı’ndaki gözlemlerini paylaşan Döllner, küresel tek tip araç döneminin sona erdiğini açık şekilde dile getiriyor. Çin’de rekabet edebilmek için sadece tasarım değil, dijital altyapıdan üretim sistemine kadar her aşamanın yerel ihtiyaçlara göre hazırlanması gerekiyor.

Şirket, bu nedenle Çin için ayrı çözümler geliştirmeyi planlıyor. Bu durum aynı zamanda Avrupa ve Kuzey Amerika için daha özel modeller geliştirilmesinin de önünü açıyor.

Audi cephesinde heyecan yaratan bir diğer başlık ise performans otomobilleriyle ilgili. Döllner, büyük SUV modellerinde V8 motorların hala özel bir yere sahip olduğunu saklamıyor. Bu açıklamalar, Lamborghini’nin yeni Temerario modelindeki V8 motorla birleşince dikkat çekici bir iddiayı da gündeme taşıdı. Audi’nin aynı teknolojiyi kullanarak yeni nesil bir R8 geliştirebileceği konuşuluyor.

CEO Döllner doğrudan bir doğrulama yapmasa da kapıyı tamamen kapatmıyor. e-tron GT örneğini hatırlatan yönetici, farklı platformlar üzerinde Audi karakterini koruyan özel modeller üretme fikrine sıcak baktıklarını söylüyor.

Öte yandan markanın performanslı station wagon modelleri için de yeni bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle ABD’deki Audi bayilerinin yüksek performanslı RS Avant modellerine yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor. Şirketin resmi planlarında bu araçlar yer almasa da, gelen talep yönetimin konuyu yeniden değerlendirmesine neden olmuş durumda.