Beden dışı deneyimleri test etmek amacıyla yapılan küçük ölçekli bir çalışmada, asıl hedef başarıya ulaşmazken araştırmacıların dikkatini çeken farklı bir sonuç ortaya çıktı. Kapalı bir odadaki bilgisayar ekranında gösterilen nesneyi tanımlamaları istenen katılımcıların hiçbiri doğru cevabı veremedi. Buna karşılık iki kişi, başka bir odada bulunan araştırmacıların konumlarını ve ne yaptıklarını doğru biçimde tarif etti.
Virginia Üniversitesi Sağlık Sistemi bünyesinde yürütülen çalışmaya 21 kişi katıldı. Deneyin temel amacı, katılımcıların normal duyusal yollarla erişemeyecekleri bir hedef hakkında bilgi verip veremeyeceklerini incelemekti. Bunun için kapalı bir kapının arkasındaki odada bulunan dizüstü bilgisayar ekranına rastgele bir nesne yerleştirildi.
Katılımcılardan 10'u deney sırasında beden dışı deneyim yaşadığını bildirdi. Toplam 13 kişi ekrandaki nesnenin ne olduğuna ilişkin bir tahminde bulundu ancak hiçbir yanıt doğru çıkmadı. Araştırmacılar açısından asıl dikkat çekici bölüm ise hedef nesneyle doğrudan ilgili olmayan gözlemler oldu. İki katılımcı, diğer odada bulunan araştırmacıların konumlarını ve o sırada yaptıkları işleri ayrıntılı biçimde anlattı.
Katılımcılardan biri, araştırmacılardan birinin solda oturarak bilgisayara baktığını, diğerinin daha geride kitap okuduğunu söyledi. Başka bir katılımcı ise araştırmacılardan birinin sağ tarafta not aldığını, diğerinin solda bilgisayar başında bulunduğunu belirtti.
Deney kayıtları daha sonra incelendiğinde, iki tarifin de ilgili seanslardaki oda düzeni ve araştırmacıların faaliyetleriyle örtüştüğü bildirildi. Katılımcıların kapalı kapı nedeniyle bu kişileri doğrudan görmesinin mümkün olmadığı ifade edildi.
Yeni deneyler için farklı bir soru ortaya çıktı
Çalışmanın lideri Dr. Marina Weiler, bu beklenmedik gözlemlerin gelecekte daha kontrollü biçimde test edilebilecek yeni bir araştırma sorusu ortaya çıkardığını belirtti. Weiler, sonuçların beden dışı uzaktan algı ihtimali açısından incelenebileceğini ancak bunun yeni deneylerle sınanması gerektiğini vurguladı.
Araştırmanın dikkat çeken yanı, hedeflenen nesne tanıma görevinde başarı elde edilmemesine rağmen deney sırasında başka türde doğru bilgilerin raporlanmış olması. Bu tür gözlemler tekrar edilebilir ve kontrollü koşullarda doğrulanabilirse bilinç, algı ve fiziksel çevre arasındaki ilişkiye dair mevcut açıklamaların yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Şimdilik çalışma kesin bir sonuçtan çok yeni bir araştırma alanına işaret ediyor. Bilim insanları açısından asıl soru, benzer gözlemlerin daha büyük katılımcı gruplarında ve daha sıkı deney koşullarında yeniden ortaya çıkıp çıkmayacağı olacak.