Mısır'ın İskenderiye kenti açıklarında yürütülen sualtı kazılarında, Antik Dünya'nın Yedi Harikası arasında yer alan İskenderiye Feneri'ni tasvir eden bronz bir mühür yüzük bulundu. Günümüzde Akdeniz'in suları altında kalan Antirhodos Adası'ndaki saray kalıntılarından çıkarılan eser, üzerinde ünlü fenerin görüntüsünü taşıyan bilinen ilk mühür yüzük olma özelliğiyle dikkat çekiyor.
Araştırmacılar, bu keşfin antik İskenderiye'nin yönetim sistemi hakkında da yeni bilgiler sağlayabileceğini düşünüyor. Keşif, Avrupa Sualtı Arkeolojisi Enstitüsü (IEASM) ile Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı'nın ortak çalışmaları sırasında gerçekleşti. Yüzüğün bulunduğu Antirhodos Sarayı, MÖ 304 ile MÖ 30 yılları arasında Mısır'ı yöneten Ptolemaios Hanedanlığı'nın önemli yönetim merkezlerinden biriydi.
Büyük İskender'in generallerinden birinin soyundan gelen bu hanedanlık döneminde inşa edilen İskenderiye Feneri ise MÖ 280 civarında Pharos Adası'nda yükselmeye başladı. Yüksekliği 100 metreyi aşan yapı, yüzyıllar boyunca Akdeniz'deki gemilere yol gösterdi. Orta Çağ'da meydana gelen depremler ve kıyıdaki aşınma süreçleri sonucunda yıkılan fenerin kalıntıları zamanla denizin altında kaldı.
Yüzük sarayın bilinmeyen bir görevini ortaya çıkarabilir
Arkeologlar, bronz yüzüğün yalnızca süs amacıyla kullanılmadığını düşünüyor. Üzerindeki oyma tasarım, kil veya balmumu gibi yumuşak malzemelere bastırılarak resmi belgelerin mühürlenmesini sağlamış olabilir.
Yüzüğün doğrudan saray kalıntıları arasında bulunması, Antirhodos Sarayı'nın İskenderiye Feneri'nin yönetimiyle bağlantılı idari görevler üstlenmiş olabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak bu ilişkinin kesin olarak kurulabilmesi için daha fazla arkeolojik kanıta ihtiyaç var.
Eserin üzerindeki aşınmış gravür de araştırmacılar tarafından incelendi. Londra Üniversitesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü Emekli Profesörü Doris Behrens-Abouseif ile bağımsız uzmanlar, tasvirin İskenderiye Feneri'ne ait olduğu görüşünü destekliyor. Yüzükteki çizim, MS 2. yüzyıla tarihlenen ve Ptolemaios ile Roma dönemlerinin izlerini taşıyan sikkelerdeki fener tasvirleriyle benzerlik gösteriyor. Özellikle yapının tepesindeki asimetrik ayrıntı dikkat çekiyor.
Araştırmacılar, bu şeklin fenerin zirvesinde bulunduğu düşünülen bir heykelle bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Muhtemelen Zeus'u temsil eden heykelin elindeki yağ lambasından yükselen dumanın gravüre işlendiği değerlendiriliyor.
Antik dünyanın kayıp harikası yeniden oluşturuluyor
İskenderiye Feneri, antik dönemde yalnızca gemilere yol gösteren bir yapı değil, aynı zamanda kentin güçlü bir simgesiydi. Bu nedenle üzerinde fener tasviri bulunan bir mühür yüzüğün, sahibinin kimliğini veya toplumsal konumunu belirtmek amacıyla kullanılmış olması da mümkün. Uzmanlar, yüzüğün İskenderiyeli bir tüccara ya da üst düzey bir bürokrata ait olabileceğini düşünüyor. Eserin gerçek sahibinin kimliği ise henüz bilinmiyor.
Son keşif, İskenderiye kıyılarında devam eden daha geniş kapsamlı arkeolojik çalışmaların bir parçası. Bölgede son yıllarda deniz tabanından çıkarılan 22 devasa taş blok da kayıp fenerin mimarisini anlamak amacıyla inceleniyor.
Araştırmacılar, bu kalıntılardan ve tarihi tasvirlerden elde edilen bilgileri bir araya getirerek İskenderiye Feneri'nin dijital ortamda yeniden oluşturulmasını hedefliyor. Bronz mühür yüzük de yapının antik dönemde nasıl göründüğüne ve kent yaşamında nasıl bir yer tuttuğuna ilişkin yeni bir ipucu sunabilir.