Yapay zeka araçları kısa sürede gündelik hayatın sıradan bir parçasına dönüştü. ChatGPT, Claude, Copilot ve Gemini gibi sistemler artık araştırmadan yazı yazmaya, eğitimden iş hayatına kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Ancak bu hız, teknolojinin insan zihni üzerindeki uzun vadeli etkilerini de daha önemli hale getiriyor.
Stephen Hawking, 2015 yılında yapay zekanın ekonomik eşitsizliği büyütebileceği yönünde uyarıda bulunmuştu. Bugün tartışma yalnızca ekonomiyle sınırlı değil. Özellikle öğrencilerin ve genç kullanıcıların yapay zekaya yoğun biçimde başvurmasının öğrenme, hafıza ve düşünme süreçlerini nasıl etkilediği araştırılıyor. MIT, Massachusetts Sanat ve Tasarım Koleji ile Wellesley Koleji araştırmacılarının ortak çalışması bu konuda dikkat çekici sonuçlara ulaştı. Yaşları 18 ile 39 arasında değişen 54 katılımcının beyin aktiviteleri EEG yöntemiyle takip edildi.
Katılımcılar üç gruba ayrıldı. Birinci grup makale yazarken yalnızca ChatGPT kullandı. İkinci grup yapay zeka desteği bulunmayan geleneksel arama motorlarından yararlandı. Üçüncü grup ise herhangi bir dış kaynak kullanmadan yalnızca kendi bilgileriyle metin hazırladı.
İlk üç oturumun ardından deneyin yapısı değiştirildi. Daha önce ChatGPT kullanan katılımcılardan bu kez tamamen kendi hafızalarına güvenmeleri istendi. Başlangıçta hiçbir dış kaynak kullanmayan grup ise dördüncü oturumda ChatGPT desteği aldı.
EEG sonuçlarında en düşük beyin etkileşimi, yalnızca yapay zeka kullanan grupta görüldü. Üstelik üçüncü oturuma gelindiğinde bu gruptaki katılımcıların önemli bölümünün doğrudan kopyala-yapıştır yöntemine yöneldiği ve hazırladıkları metinlerde kullandıkları ifadeleri hatırlamakta zorlandığı belirlendi. Deneyin son aşaması da benzer bir tablo ortaya çıkardı. ChatGPT kullanımından kendi hafızasına geçen grup, diğer katılımcılara kıyasla daha düşük performans gösterdi. Bu durum, yapay zekaya sürekli başvurmanın zihinsel çabayı azaltabileceği ve zaman içinde bilişsel bağımlılık oluşturabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Risk yalnızca eğitimle sınırlı değil
Farklı araştırmalar da yapay zeka kullanımının bazı alanlarda beklenmedik sonuçlara yol açabileceğine işaret ediyor. Sağlık alanında kullanılan yapay zeka sistemlerinin kritik ayrıntıları zaman zaman gözden kaçırabildiği belirtilirken, düzenli ChatGPT kullanan kişilerin kendi zihinsel yeteneklerini olduğundan daha yüksek değerlendirebildiği de tespit edildi.
Yaratıcılık konusunda ise yapay zeka sistemlerinin ortalama insan seviyesini aşamadığı ve profesyonel ölçütlerin gerisinde kaldığı sonucuna ulaşan çalışmalar bulunuyor. Bu nedenle yapay zekanın hızlı ve kolay sonuç üretmesi, her durumda daha güçlü bir zihinsel performans anlamına gelmiyor.
Buna rağmen tablonun tamamı olumsuz değil. Yapay zeka araçları özellikle İngilizcenin yaygın olmadığı ülkelerde öğrencilerin kendi dillerinde daha kaliteli bilgiye ulaşmasını kolaylaştırabiliyor. Karmaşık materyallerin daha anlaşılır hale getirilmesi ve öğrenilen bilgilerin tekrar edilmesi de bu sistemlerin güçlü olduğu alanlar arasında.
Uzun dönemli incelemelerde üretken yapay zekanın yaygınlaşmasının ardından öğrencilerin akademik metinlerinde daha resmi, olumlu ve gelişmiş bir dil kullanmaya başladığı da görülüyor. Buna rağmen temel akademik becerilerin tamamen ortadan kalktığına dair bir sonuç bulunmuyor.
Ortaya çıkan tablo, yapay zekanın tek başına zararlı ya da yararlı olarak değerlendirilmesinin yeterli olmadığını gösterdi. Asıl farkı yaratan nokta, teknolojinin düşünme sürecinin yerine mi geçtiği yoksa bu süreci destekleyen bir araç olarak mı kullanıldığı.