Suudi Arabistan'ın kuzeyindeki Arar bölgesinde yer alan Lauga mağara sistemi, binlerce yıldır karanlıkta sakladığı büyüleyici bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Bilim insanları, bu mağaralarda doğal yollarla mumyalanmış yedi çita gövdesiyle birlikte toplam 54 hayvana ait kemik kalıntıları buldu.
Bir zamanlar Arap Yarımadası'nın her köşesinde koşturan ancak günümüzde bu topraklarda nesli tamamen tükenmiş olan bu asil yırtıcıların kalıntıları, türün evrimsel serüvenine dair paha biçilemez ipuçları sunuyor. Bölgedeki aşırı kuru ve sıcak hava, hayvanların bedenlerini bozulmadan günümüze taşıyarak adeta bir zaman kapsülü görevi gördü.
Aslında çitalar için dünya genelinde işler pek yolunda gitmiyor. Tarihsel yaşam alanlarının yüzde 91’ini kaybeden bu canlıların, özellikle Asya alt türü artık yok olma eşiğinde. Suudi Arabistan’da bir zamanlar yaygın olan bu türün son üyesinin 1977 yılında Umman’da bir avcı tarafından vurulduğu biliniyor. Doğal yaşam alanlarının parçalanması, avlayacak hayvan bulamamaları ve evcil hayvan olarak beslenmek üzere kaçırılmaları gibi faktörler, bu bölgedeki çitaların sonunu hazırladı. Ancak mağarada bulunan bu yeni kanıtlar, sadece geçmişi aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgeyi yeniden canlandırma projeleri için de bilimsel bir temel oluşturuyor.
4 bin yıllık genetik miras
Yapılan karbon testleri, mağaradaki mumyaların yaşları arasında uçurum olduğunu ortaya koydu. Bulunan kalıntıların en eskisi tam 4 bin 223 yaşındayken, en genci sadece 127 yıl öncesine ait. Bu durum, çitaların bu bölgeyi binlerce yıl boyunca kesintisiz bir şekilde mesken tuttuğunu kanıtlıyor. İncelenen 20 kafatasından çoğunun henüz yetişkinliğe erişmemiş genç çitalara ait olması ise araştırmacıların dikkatini çeken bir diğer ayrıntı. Hatta aralarında 18 aylıktan daha küçük dokuz yavrunun kemikleri de yer alıyor. Genetik analizler, bu hayvanların bir kısmının bugün sadece İran’da çok az sayıda kalan Asya çitasıyla, bir kısmının ise Kuzeybatı Afrika türüyle akraba olduğunu gösteriyor.
Bu yırtıcıların mağaralarda neden bu kadar yoğun bulunduğu ise hala tartışılıyor. Günümüz çitalarının yuva olarak mağaraları kullanma alışkanlığı yok Bu yüzden bilim insanları iki ihtimal üzerinde duruyor: Ya çitalar bu mağaraları yavrularını büyütmek için sığınak olarak seçti ya da dik yamaçlardan veya obruklardan içeri düşüp bir daha dışarı çıkamadılar. Mağara içinde çitalarla birlikte bulunan av hayvanı kalıntıları da bölgenin antik ekolojisini anlamamıza yardım ediyor.
Bu keşif, bölgedeki yaban hayatını geri getirmeyi hedefleyen restorasyon programları için hangi türlerin seçilmesi gerektiğine dair çok sağlam bir rehber olması açısından da önemli...