Dünya'nın en büyük buzdağı, 40 yıllık maceranın ardından tarihe karıştı

Yaklaşık 40 yıl önce Antarktika’dan kopan ve dünyanın en büyük buzdağı olarak bilinen A–23A, okyanusun sıcak sularına ve hırçın dalgalarına daha fazla dayanamadı. 3 bin 700 kilometrelik destansı yolculuğunu nisan ayı itibarıyla tamamlayan buz devinin hikayesine göz atıyoruz.

Dünya'nın en büyük buzdağı, 40 yıllık maceranın ardından tarihe karıştı

Antarktika’nın buzla kaplı dünyasından 1980’li yıllarda kopan dev kütle A–23A, okyanusun hırçın sularına daha fazla direnç gösteremedi. Yaklaşık bir trilyon tonluk devasa ağırlığıyla bir dönem "Dünyanın en büyük buzdağı" unvanını elinde tutan bu buz kütlesi, yaklaşık 40 yıl süren yolculuğunu küçük parçalara ayrılarak tamamladı.

Londra’nın yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir alanı kaplayan devin, doğanın sıcaklığına ve dalgaların aşındırıcı gücüne yenik düşerek tarih sahnesinden çekilmesi, bilim dünyasında geniş bir yankı uyandırdı.

Bu destansı serüvenin başlangıç noktası 1986 yılındaki Filchner Buz Sahanlığı'na dayanıyor. Kopuşun ardından Weddell Denizi’nin sığ bölgelerinde adeta çapa atan buzdağı, tam 30 yıl boyunca deniz tabanına takılı kalarak hareketsiz bekledi. 2020 yılına gelindiğinde ise beklenmedik bir şekilde serbest kalarak açık okyanusa doğru ilerlemeye başladı. Yaklaşık 3 bin 700 kilometrelik bu uzun rota boyunca bilim insanları için adeta hareketli bir gözlem istasyonu haline gelen A–23A, okyanus akıntılarına karşı verdiği uzun mücadeleyi nisan ayında kaybetti.

Dev kütlenin erime süreci ve ekosisteme etkisi

Son dönemde yaşanan doğa olayları, buzdağının sonunu hızlandıran en büyük faktörlerden biri. Özellikle Avustralya Meteoroloji Bürosu’ndan Dr. Jan Lieser, bölgedeki yoğun bulutluluğun bu vedayı bir süre gözlerden uzak tuttuğunu belirtse de uydu verileri parçalanmanın boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Bir zamanlar 4 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan ihtişamlı yapı, dağılmadan hemen önce 170 kilometrekareye kadar küçüldü. Buzdağının parçalanma süreci, tıpkı bir bıçağın metali kesmesi gibi keskin ve geri dönülemez bir şekilde gerçekleşti.

Yolculuk sadece fiziksel erimeyle sınırlı kalmadı; A–23A bazen okyanusun karmaşık girdaplarına kapılıp aylarca aynı noktada kendi etrafında döndü. Bir dönem binlerce penguen ve foka ev sahipliği yapan Georgia Adası için büyük bir tehdit oluştururken, adanın açıklarındaki sığ sulara takılarak yavaşlaması bölgedeki canlı yaşamı için derin bir nefes aldırdı. Ayrıca erirken etrafa yayılan mineral zengini tatlı suyun, denizdeki plankton seviyelerini artırarak yerel ekosistemi beslediği de gözlemlendi.

3 Nisan 2026 tarihli son veriler, okyanusun bu yaşlı devinden geriye artık sadece küçük buz kırıntılarının kaldığını doğruluyor. NASA ve uluslararası havacılık kuruluşları, buzdağının boyutlarından ziyade yaklaşık 40 yıl boyunca hayatta kalma becerisine dikkat çekiyor.