Birinin yalan söylediğini anlamak için gözlerini kaçırıp kaçırmadığına veya ellerini nasıl hareket ettirdiğine bakmak yeterli mi? Eski ABD Başkanı George H.W. Bush'un koruma ekibinde görev yapan Gizli Servis uzmanı Brad Beeler'a göre asıl ipuçları, kişinin anlattığı hikayede ve kullandığı kelimelerde gizli. Üstelik yalan söyleyen biri, sanılanın aksine karşısındaki kişiyle daha fazla göz teması kurabiliyor.
Gizli Servis bünyesinde 25 yıl çalışan ve bu sürenin 17 yılını yalan makinesi uzmanı olarak geçiren Beeler, federal soruşturmalarda edindiği deneyimlerden hareketle insanların doğruyu söyleyip söylemediğini anlamaya yönelik bir yöntem geliştirdi. Uzmanın yaklaşımında beden dilinden çok konuşmanın akışı, sorulara verilen yanıtlar ve ses tonundaki değişiklikler öne çıkıyor.
Beeler, gerçek bir olayın hafızada bir film şeridi gibi yer ettiğini düşünüyor. Böyle bir anıyı anlatan kişi, olayların sırasını değiştirebilir, hikayenin farklı bölümlerine dönebilir ve o sırada hissettiklerini hatırlayabilir. Hatta ortamın kokusu gibi küçük ayrıntılar bile anlatının doğal bir parçası haline gelebilir. Tamamen uydurulmuş bir hikayede ise aynı esnekliği göstermek çok daha zor. Çünkü kişi, bir yandan oluşturduğu anlatıyı korumaya çalışırken diğer yandan verdiği cevapların birbiriyle tutarlı olmasına dikkat etmek zorunda kalıyor.
Yalanı anlamak için beş işaret
Beeler, sorgulamalar sırasında karşılaştığı şüpheli davranışları LIARS adını verdiği beş maddelik bir sistemde topladı. İngilizcede "yalancılar" anlamına gelen bu kısaltma, konuşma sırasında ortaya çıkabilecek farklı uyarı işaretlerini tanımlıyor.
- Gecikme (Latency): Basit ve doğrudan bir soruya cevap vermeden önce alışılmadık derecede uzun süre duraklamak.
- Uyumsuzluk (Incongruence): Söylenen kelimelerle ses tonu veya beden hareketlerinin birbiriyle örtüşmemesi. Örneğin olumlu bir yanıt verirken başını olumsuz anlamda sallamak.
- Kaçınma (Avoidance): Soruyu doğrudan cevaplamak yerine "genellikle" veya "normalde" gibi ifadeler kullanarak konuyu başka bir yöne çekmek.
- Direnç (Resistance): Sorunun içeriğine odaklanmak yerine alınganlık göstermek, savunmaya geçmek veya soruyu soran kişiye karşı tepki vermek.
- Ses tonu değişimi (Shifting vocal inflection): Normalde düz bir ifadeyle bitmesi beklenen cevabın sonunda sesin yükselmesi ve konuşmanın soru soruluyormuş gibi duyulması.
Beeler'a göre bu belirtiler arasında özellikle ses tonundaki değişimler dikkat çekici. Bir kişinin soruya nasıl cevap verdiği kadar, cevabını hangi tonlamayla tamamladığı da önemli. Soruyla yanıt arasındaki uzun sessizlikler veya söylenenlerle uyuşmayan baş hareketleri de uzmanın üzerinde durduğu diğer ayrıntılar arasında.
Bununla birlikte Beeler, bu beş işaretten herhangi birinin tek başına yalan söylendiğini kanıtlamadığının altını çiziyor. Sistemi, otomobillerdeki motor arıza lambasına benzetiyor. Bir uyarı ışığının yanması nasıl motorun kesin olarak bozulduğu anlamına gelmiyorsa, konuşmadaki şüpheli bir davranış da kişinin mutlaka yalan söylediğini göstermiyor.
Yalan makinesi gerçekten yalanı tespit edebiliyor mu?
Beeler'ın dikkat çektiği bir başka konu da yalan makinesi testlerinin nasıl çalıştığı. Yaygın kanının aksine bu cihazlar, bir kişinin doğruyu mu yoksa yalanı mı söylediğini doğrudan ölçmüyor. Bunun yerine kalp atış hızı, solunum, terleme ve kan akışı gibi fizyolojik tepkileri takip ediyor.
Bu değişimler stresle ilişkili olabildiğinden test sonuçlarının yorumlanması şart. Beeler da yalan makinesinin kusursuz bir sistem olmadığını kabul ediyor. Yine de kendi deneyimlerinden hareketle cihazın oldukça etkili bir sorgulama aracı olduğunu savunuyor.
Uzmanın yaklaşımında soruların nasıl yöneltildiği de belirleyici bir yere sahip. Açık ve net sorulara hızlı, doğrudan ve tutarlı yanıtlar verilmesini bekleyen Beeler, sorgulama sırasında karşıdaki kişiyi yargılamamanın önemine dikkat çekiyor. Ona göre insanlar kendilerini suçlayıcı bir tavırla karşı karşıya hissetmediklerinde, çok ağır suçları bile kısa sürede itiraf edebiliyor.
Ancak Beeler'ın geliştirdiği yöntemin amacı, karşıdaki kişiyi her şüpheli davranışında yalancılıkla suçlamak değil. Uzman, özellikle arkadaşlık ve aile ilişkilerinde bu tür işaretleri dikkatli yorumlamak gerektiğini belirtiyor. Bir konuşmada duraksamak, ses tonunu değiştirmek veya savunmaya geçmek tek başına kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli değil.